Foça etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Foça etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ağustos 2016 Pazartesi

Hotel Karacam / Eski Foça


Otelin internet sitesinden Hotel Karacam:
Bir Rum tüccar tarafından, 1881 yılında yaptırılan binamız, Ege’nin, tarihi, turistik, şirin balıkçı kasabası güzel Foça’mızın, en eski binalarından birisidir. 1981 yılından beri “neo-klasik” tarihi binada, üstün donanım ve çekiciliği ile müşteri memnuniyetini esas alarak on yıllardan beridir kusursuz hizmet vermeyi sürdürmüştür. Markalaşma yolunda öncü ve özenli bir otel olmayı hedeflemiştir.



Amatör Gezgin'in notları:
Hotel Karacam Eski Foça'da 30 seneyi aşkın bir süredir hizmet veren şirin bir hotel. Terasından harika bir deniz ve Foça manzarasına sahip olan Karacamda bence en önemli şey ise çalışanlarının; özellikle de hotelin sahibi Sebahattin Bey'in dostane ve sıcak tavrı. Karacam'da kendinizi ilk defa konaklamış gibi değil de, yıllardır geliyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz. 

Çeşitli internet sitelerinden yüksek puanlar alan 21 odaya sahip olan hotel sahile ve çarşıya yakın lokasyonuyla da Foça'da konaklama için önerebileceğim bir hotel. Kahvaltısı güzel, odalar ve banyo küçük ama temiz. Giriş katında bulunan balkon ve terası ise benim gibi kahve keyfi yapmayı sevenler için çok keyifli alanlar.


Hotelin sahibi Sebahattin Karaca ise gerçekten tanınması gereken, turizm konusunda çok bilgili bir insan. Turizm ve Otelcilik lisesi mezunu olan Sebahattin Bey uzun yıllar yurt dışında turizm alanında çalıştıktan sonra Foça'nın ilk otellerinden birini açmış. Turizmciliğin yanı sıra iki dönem meclis üyeliği yapan, çeşitli sivil toplum örgütlerinde görev alan Sebahattin Bey yerel tarih konusunda da önemli araştırmalar yapmış ve birçok kitap yazmış.
Benim gibi hayvansever birisi için Karacam'ın en hoş özelliklerinden biri ise hayvanlara önem ve değer vermesi. Hotelin önüne yerleştirilen mama ve su kaplarıyla sokak hayvanlarına da bakıyor Karacam Hotel.
Tatilinizde sıcak, sevimli bir ortam hatta bir aile ortamı arıyorsanız Hotel Karacam tam da size göre...
Daha detaylı incelemek ve iletişim için tıklayın

4 Ağustos 2016 Perşembe

Foça lezzet durakları...


Açıkçası bu yazıya nasıl başlayacağımı bilmiyorum çünkü çok açım! Kendime bir şeyler hazırlamaya üşendim ve şu anda bütün bu yemekler gözümün önünde uçuşuyor. Şu an sizin de karnınız açsa bence bu yazıyı okumayı sonraya bırakın :)
Neyse, başlayalım bakalım Foça'nın lezzet duraklarına...
Midyeciler
Yazlık, yaz tatili, Ege bölgesi vs. denince benim aklıma ilk midye dolma gelir. Midye dolma her ne kadar zararlı sayılacak bir sokak lezzeti de olsa sanki deniz kenarlarında yenen dolma zararsız -Yalan! midye yiyebilmek uğruna kendimi kandırıyorum- gelir bana (İstanbul hariç. Orada iyi bir zehirlenme maceram vardı).
Foça'da da geri kalmadım bu sevdamdan. Hatta bazı günler midyeciyle anlaşıp gizli gizli yedim eşim kızdığı için (ama midyecide iyi rol kesti sanki öncesinde yememişim gibi). Foçada 3 midyeci var benim gördüğüm. Biri çarşı tarafında, biri Focantique otelin önüne doğru sahilde, biri de Hotel Karacam'ın biraz ilerisinde restoranların başlangıcında. Benim favorim sonuncu midyeci oldu. Özellikle öğlen ilk geldiğinde ılık halde yenenler enfesti. Baharat dengesi de oldukça iyiydi. Diğerlerinde karabiber biraz fazla kaçmıştı. Gidip yerseniz benim kulaklarımı çınlatın olur mu?



Balıkçılar
Foça sahili boyunca sıralanmış bir çok balık restoranı var. Biz ilk gece Ziraat Bankası'nın ilerisinde bir restoranda yedik (adını unuttum maalesef) balıklar ve mezeler lezzetliydi. Ama en lezizi salataydı. Salatada kullanılan yağ çok kaliteli, muhtemelen ege'ye özgü bir yağdı.
Daha sonraki günlerde ise yine sahilde bir iki yerde yemek yedik. Hepsi de oldukça leziz ve tazeydi balıkların bu yüzden restoran tarzı bir yer sorarsanız net şurası diyemeyeceğim.
Daha az restoran havasında bir yer isterseniz de çarşının içinde bulunan Ecem Balık Evi'ni önerebilirim. İsteyene balık-ekmek, isteyene porsiyon şeklinde hizmet veren Ecem balık evi güzel yemekleri ve cana yakın çalışanlarıyla keyifli bir yer.
Bir de Foça gerçekten de ucuz bir yer yemek için. Büyük şehirlerde vereceğiniz paranın neredeyse yarısına tıka basa doymuş kalkıyorsunuz.

Ev yemekleri ve diğer yemekler
Bir gün öğle yemeğini her yemeği yemeyen bir arkadaşımızın önerisi ile Köfteci Ramiz'de yedik. Köfteci Ramiz bildiğiniz gibi hakkında yazabileceğim bir şey yok pek. Sadece köftelerin altına koyulan pideler sıcağın etkisi ile hamurlaşmıştı. Tadı ve görüntüsü pek hoş değildi...
Benim asıl anlatmak istediğim yer çarşının içinde bulunan "Çarşı Lokantası". Gündüzleri tek kaldığım için balık vs pek cazip gelmeyince burayı keşfettim bende. Ve neredeyse her gün dadandım. Yani nasıl desem? Her şey mi güzel olur bir lokantada? Mutlaka mutlaka deneyin Foça'ya giderseniz burayı.

Bir de çarşı içinde bulunan fırından mutlaka bir şeyler alıp tadına bakın. Özellikle sabahları bayılacaksınız sıcacık, taptaze ürünlerine...

Nazmi Usta'nın muhteşem dondurmalarının tadına bakarken...

Veeeeee sıra geldi "Sakız dondurma Nazmi Usta"ya
O yoğunluğuna rağmen Nazmi Usta'nın hikayesini biraz dinleyebildim kendisinden. Nazmi Usta göçmen bir aileden geliyor ve meslekleri babadan dondurmacılık. Dondurmalarında her zaman en iyi malzemeyi kullanıyor ve gerekirse gidip yerinden alıyormuş Nazmi Usta. Fıstık Gaziantep'ten, sakız Girit adasından geliyormuş.

Dondurmalarının bu kadar çok sevilmesini, dükkanın önünde metrelerce kuyruk olmasını da iyi malzeme kullanmasına ve kalitesini hiç bozmamasına bağlıyor. Bu yüzden de daha büyük bir yere geçip yada şube açıp seri üretim yapmak istemiyor. Bu küçük, çok sevimli dükkanda her sene yeni tatlar üretiyor Nazmi Usta. Borovinka (yaban mersini) gibi değişik lezzetleri binbir emekle hazırlayıp sunuyor dondurma severlere. Mutlulukla, emekle yapılan her şey gibi tadı güzel, alışılagelmiş tatlardan farklı dondurmalarını mutlaka deneyin Foça'ya giderseniz...

22 Temmuz 2016 Cuma

Yine yeniden Eski Foça



Tarihte Foça:
Antik çağlarda bir İyon kenti olan Foça'nın tarihte bilinen ilk adı denizde yaşayan foklardan dolayı Phokaia'dır. Şehir M.Ö. 11'de Aiollar tarafından kuruldu.

Tarihte usta denizci olarak bilinen Phokaialılar, ayrıca mühendislikteki gelişmişlikleri ve başarıları ile Ege, Akdeniz ve Karadeniz'e de birçok sayıda koloni kurmuslardir. Foçalılar'ın tarihte bilinen kurmuş olduğu önemli kolonilerden bazıları: Karadeniz'deki Amysos (şimdiki Samsun); Çanakkale Boğazı'ndaki Lampsakos (şimdiki Lapseki); Midilli Adası'nda Methymna (şimdiki Molyvoz); ve Avrupa'daki Elea -şimdiki Velia- (İtalya); Alalia (Korsika); Massalia -şimdiki Marsilya- (Fransa) bunlardan bazılaridır.
Ayrıca Phokaialılar İyonya'da, doğal altın-gümüş karışımı kullanarak "elektron" sikkeyi tarihte ilk defa bastıranlardan biri olarak bilinmektedirler. Elbette bu medeni ilerleme o zamanın birçok uygarlıklarını da etkilemiş ve onları Anadolu'ya çekmistir. Cenevizliler şimdiki Yenifoça'yi ilk kuranlardandır.
Foça sırasıyla tarihte; 13. yüzyılda Çaka Bey tarafindan alinarak Çaka Bey'in yönetimine, daha sonra ise Saruhanoğulları Beyliği'nin yönetimine geçmiştir. 1455'te ise Osmanlı Padişahı II. Mehmed, büyük fetihten sonra Foça'yı alarak Osmanlı topraklarına dahil etmiştir.

Bu gibi medeniyetliklere ve topluluklara merkez oluşturduğu icin Foça önemli bir arkeolojik merkez haline gelmiştir. 1953 yılında başlayıp ve günümüze kadar aralıksız devam edip gelen kazılarda, Helenistik döneminden kalan tiyatro, Athena Tapınağı ve Kutsal Alanı, Liman Kutsal Alanı (Kibele'ye ait olduğu düşünülmekte) ile Pers Anıt Mezarı (Foça'nın 7 km doğusundaki "Taş Ev" olarak bilinen) ortaya çıkarılmıştır. Pers Anıtı; bölgeyi MÖ 492 yılında istila eden Ahamenid-Pers Ordusu komutanları için bir anıt olarak yapılmış; daha sonra mezar, ağıl, gözetleme noktası, mola yeri gibi amaçlar için kullanılmıştır. Anıt; Anadolu' da bulunan ender Pers yapılarından birisidir.



Akdeniz foku:
Foça, sayıları giderek azalan akdeniz fokunun yaşam alanlarından biridir. Ayrica akdeniz fokları kentte her yıl yaz aylarında duzenlenen festivallerin de önemli bir sembolu haline gelmistir. Bu sevimli Foça fokuna Merkez Bankası 1996 yılında özel hatıra parası bastırmıstır.

Benim Foça izlenimlerim
Foça'ya ilk olarak yıllar önce gitmiştim. Eşimle evlendiğimiz ilk sene işlerimizin yoğunluğu sebebiyle balayına gidememiştik. Ertesi sene ise bir haftalık mavi yolculuktan sonra ilk durağımız Foça olmuştu. Hatta ilk evlilik yıldönümümüzü de Foça'da kutlamıştık. O yüzden sonraları ne zaman Foça'yı düşünsem beni mutlu eden anları hatırlattı bana. Bu sene eşim İzmir taraflarında birkaç gün işi olduğunu, gelmek istersem Foça'da kalacağımızı söyleyince hiç düşünmeden kabul ettim bende.

İlk olarak yıllar sonra bile bozulmadığını, hatta daha da güzelleştiğini görünce çok mutlu oldum buranın. İlk gittiğim zaman pek fırsatım olmamıştı sokakları detaylı gezmeye. Bu sefer tek başına olmanın da verdiği rahatlıkla sabahları erkenden kalkıp sokak sokak gezme fırsatı buldum.
İlk bir iki gün tereddüt etsem de bu konuda daha sonra sabah ilk iş sahil yolundaki iskeleden denize girdim, kitap okudum, yaşlı teyzelerin balkonlarında içtikleri sabah kahvelerine kendimce yürekten iştirak ettim. Bu arada yanlış yazmadım çoğu yerde yapamazsınız bunu ama Eski Foça'da hemen sahilden denize girebilirsiniz. Buz gibi ama pırıl pırıl bir deniz hem de. 



Öğlenleri Foça çarşı da bulunan lokantalarda yemek yedim, Nazmi Usta'nın muhteşem dondurmalarının tadına baktım, kaldığımız Hotel'in sahibi Sebahattin Bey'le tarih ve turizm hakkında hoş sohbetler ettim (Hotel Karacam).
Ama en güzeli sokakları dolaşıp, eski rum evlerinin güzelliğini görmek, avlularda hışırdayan ağaçların sesini dinlemek, sabahları ağlarını hazırlayan balıkçıları ve yiyecek bekleyen kedileri izlemek oldu benim için. Çeşitli sebeplerle sıkıntılı geçen günlerimde kafamı dağıttı, huzur ve mutluluk verdi bana Foça. 
Foça'da ne yapılır?
Foça da öncelikle kafa dinlenir, huzur bulunur. Çünkü burası bangır bangır müzikleri çalan barların, avaz avaz bağıran satıcıların bulunmadığı bir yer. Alışılagelmiş sahil kasabalarından farklı tamamen.
Sahilden kalkan günübirlik teknelerle gezinti yapabilir, hatta gece ay ışığı turlarına çıkabilirsiniz. Bu teknelerle mitolojide adı Siren olarak geçen ve balık vücutlu, kadın başlı yaratıkların bir zamanlar yaşadığı rivayet edilen "Siren kayalıklarına" gidebilirsiniz. Belki de çıkardıkları söylenen sesleri siz duyarsınız. Kim bilir? Ayrıca bu kayalıklar koruma altına alınan akdeniz foklarının yaşam alanı olduğu için onları da görebilirsiniz...

Tarih seviyorsanız da burası tam size göre. Kybele tapınağına gidebilir, Pers mezar anıtını görebilirsiniz. Osmanlı dönemine ait olan Fatih Camii'ne gidebilir, yel değirmenlerinde güneşi batırabilirsiniz.
Yapabileceğiniz en güzel şeylerden biri de bütün sokaklara gire çıka eski rum mimarisinin harika örneklerini sunan taş evleri görmek olacaktır. Kökenleri 1800'lü yıllara dayanan bu evler eskinin zerafetini ve inceliğini bir tablo gibi sürdürüyor Foça sokaklarında...

Bir rivayete göre kimsenin nerede olduğunu bilmediği kara bir taş varmış Foça sokaklarında. Kim o taşa basarsa Foça'dan bir daha kopamaz, eninde sonunda geri dönermiş. Foça'ya bir kere gittiğinizde kara taşa basmasanız bile tekrar gitmek isteyeceksiniz bir gün. Emin olun...

Ayrıntılı gezi fotoğraflarıma ana sayfada bulunan instagram hesabımdan ulaşabilirsiniz.

Bu yazıyı daha çok fotoğrafla yeni sitemde okumak isterseniz tıklayın

11 Eylül 2008 Perşembe

Foçantique Hotel'de zamana yolculuk


Foça için tatil programı yaparken Foçantique Hotelde kalmaya karar verdik. Eski bir rum evi butik otele dönüştürülmüştü. Ferforje bezeli apartmanı gördüğümde eyvah dedim. Hani burası eski bir taş evdi? Meğerse bu apartman şirin bir bahçesi olan güzel bir taş evi saklıyormuş.Her odanın bir adı var ve antika eşyalarla bezeli. Bize "Kale" isimli odayı arkadaşlarımıza da "Aynalı" odayı verdiler. Odamıza girince kendimi bir anda eski zamanlarda yaşıyormuş gibi hissettim. Otelin sahipleri genç bir çift turist rehberliği yaparken istanbulun keşmekeşinden kaçıp foça'da ailelerinden kalan bu yeri restore edip otele dönüştürmüşler. Bence çok da iyi etmişler ve Foça'ya bu güzel yeri kazandırmışlar. Muhteşem kahvaltısı ve ortamıyla gerçekten güzel bir yer. Foça'ya gidenlere mutlaka tavsiye ederim.

2016 güncellemesi: Otel el değiştirmiş ama hizmet aynı şekilde devam ediyor...

Foça'nın karataşına bastım...



Foça'ya hiç gitmemiştim. Hakkında pek birşey bilmediğim içinde tatil programımıza 3. Etap olarak eklenince nedense gidip gitmemekte kararsız kaldım. Ama Foça'yı görünce bu güzel hatta muhteşem yere ne kadar haksızlık ettiğimi anladım. Tam anlamıyla aşık oldum. Her yerden tarih fışkırıyordu. 200-300 yıllık taş evler kendi zamanlarının inceliğini ve güzelliğini taşımış bu şirin kasabaya. Akşamları cıvıl cıvıl sahili, muhteşem deniziyle ve o narin taş evleriyle mutlaka görülmesi gereken bir yer. Eğer giderseniz çarşısında bulunan Phokaia adlı dükkandan mutlaka zeytinyağı ve sabunlardan alın. Foça'nın birde efsanesi var. Derler ki "Foçada tam olarak nerede olduğu bilinmeyen bir karataş varmış. Bu taşa bir kere basan buraya aşık olur ve nerede yaşarsa yaşasın Foça'ya geri döner, hayatının geri kalan kısmını burada geçirirmiş". 
Sanırım bende Foça'nın karataşına bastım...