Belçika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Belçika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Kasım 2016 Perşembe

Kısa bir Brüksel yazısı...


Grand Place


Brüksel Belçika'nın başkenti ve Avrupa Birliği'nin de başkenti olması bakımından Avrupa'da bulunan en önemli şehirlerden birisi. Avrupa Parlamentosunun yanı sıra NATO'nun merkez karargahı da bu şehirde bulunuyor. Bataklık bölgesinin kurutulması sonucu o bölgeye kurulduğu için adı bataklığın içindeki yerleşim yeri anlamına gelir. Ana dil Fransızca olsa da nüfusun bir kısmıda Felemenkçe konuşur. Türklerin de yoğun olarak yaşadığı Brüksel'de nüfusun yaklaşık %25'i yabancı kökenlidir.
Bütün bunların dışında Brüksel; Tenten'in (Tintin), çikolatanın, biranın ve waffle'ın da başkentidir. Çok az kalsam da burada gelin gördüğüm kadarıyla anlatayım sizlere...
Gezilecek/görülecek yerlerden bazıları


Atomium

Manneken Pis
Brüksel denince çoğunluğun aklına Manneken Pis yani "işeyen çocuk heykeli" gelir. Bense hiç de ilgimi çekmeyen bu heykelin neden bu kadar abartıldığını anlamıyorum doğrusu. Manneken Pis Rivayete göre bir savasta fitili yanan-patlamak uzere olan bir bombayi, bombaya iseyip sondurerek ordunun savasi kazanmasini saglayan, bu yuzden de kahraman olan bir cocugun heykeli. Baştan söyleyeyim büyük beklentiler beslemeyin bu heykeli görmek için çünkü küçücük (bronzdan yapılmış ve 61 cm.). Bu muymuş diyebilirsiniz. Brükselliler ise o kadar önemsiyor ki heykeli simgeleri haline getirmişler. O gün ne önemli gün varsa ona göre giydiriyorlar hatta. (Noel'de Noel baba, polis,itfaiyeci gibi​). Söylenenlere göre bu minik çocuğun 700'e yakın kıyafeti varmış (Grand Place'da bulunan müzede bu kıyafetleri görebilirsiniz). Heykel devamlı çalındığı için de replikaları yapılıyormuş. Şimdiki 6. kopyasıymış...
Grand Place​
Burası Brüksel'in en ünlü meydanı. Gotik ve Barok mimarisinin en güzel örneklerini göreceğiniz bu meydanda en önemli binalar 96 metrelik kulesiyle dikkat çeken Hotel de Ville, kral evi olarak bilinen Maison du Roi, Le Renard lonca evi. Ağustos ayında 5 günlük bir sergide düzenlenen “Tapis de Fleurs” çiçek halısı burada görebileceğiniz en önemli yerlerden. Meydan çevresinde birçok kafe, restoran ve hediyelik eşya dükkanı bulunuyor. Ünlü Manneken Pis heykeli de bu meydanın yakınında.
Tenten Mağazası
Burayı ayrıca yazmak istedim çünkü sevdiğim bir çizgi roman karakteridir. Bu mağaza da Grand Place'de bulunuyor. Bu küçük mağazada T-shirt'den çantaya, Türkçe dahil olmak üzere bir çok dilde yazılmış kitapları bulabilirsiniz. Tek sorun çalışan personel inanılmaz suratsız ve aksi. Bir de biraz pahalı...

Mini Europe

Mİni Europe'da THY uçağı

Berlin duvarının parçası ve bendeniz
Atomium
Atomium 1958 Expo Fuarı için yapılmış Brüksel yakınlarında bir yapı. 102 mt yüksekliğinde olan yapı 18 mt çapında 9 kürenin birleşiminden oluşuyor. Demirin kristal yapısının 165 milyar kez büyütülmesinden esinlenilen yapı 6 ay boyunca durması beklenirken günümüzde modern Brüksel mimarisinin sembolü haline gelmiş. Kuleler 12 boru ile birbirine bağlanıyor ve yürüyen merdivenlerle birbirine geçişi sağlanıyor. Hatta bu merdivenlerin bazıları o kadar dik bir açıya ki ses ve ışık efektleri ile insanın midesi bulanıyor.
En üstte bulunan küreden ise harika bir Brüksel manzarası izleyebiliyorsunuz. 
Mini Europe
Mini Europe dünyaca ünlü bir minyatür park. 1:25 ölçüsünde küçültülen yaklaşık 350 minyatürün bulunduğu parkta dünyanın neredeyse her ülkesinden simge haline gelmiş yapılar vs. sergilenmektedir. Eyfel Kulesi, Big Ben, Tac Mahal gibi yapıların bulunduğu park 1989 yılında Belçika hükumetinin desteği ile Prens Philip tarafından açılmıştır.
Brüksel'de yemek 
Brüksel deyince akla ilk olarak çikolata, midye, bira ve patates kızartması geliyor. Çikolata konusunda benim favorim Leonidas ama o kadar çok dükkan ve seçenek var ki insanın başı dönüyor. La Cure Gourmande mağazası ise çeşit çeşit kurabiyeleri ile göz döndürüyor. 
Brüksel’de o kadar fazla bira çeşidi varki, bundan dolayı Guinness Rekorlar Kitabına giren bir mekan bulunuyor, Delirium Café. 2004 çeşit bira ile 2004 yılında rekor kırmış ve her bira kendi özel bardağında ve bardak altlığında servis ediliyor. Bira sevenlere önerilir.
Midye konusunda ise herkesin önerisi Chez Leon ama gözünüze kestirdiğiniz iyi görünümlü bir yerde de yiyebilirsiniz bence...

3 Haziran 2016 Cuma

Gent Gezi Notları

Gravensteen Kalesi




Gravensteen Kalesi

Bir arkadaşımız Gent'i seveceğimizi söyleyip önermişti gitmemizi ama Brugge gezimizden sonraki durağımız aslında Brüksel'di yolda bir anda karar verip, otel araştırdık internetten ve Gent'e doğru yola çıktık. Şehrin tarihi merkezinde olan otelimize (Hotel Gravensteen) eşyalarımızı yerleştirdikten sonra attık kendimizi sokaklara. 
Gent Brugge ve Brüksel arasında yer alan, yine Brugge gibi ortaçağ mimarisini korumuş ve büyük bir kalesi olan bir şehir. İyi bir üniversitesi olan, bu yüzden de öğrenci nüfusun fazla olduğu bir şehir.
Gent'in merkezi Vrijdagmarkt meydanı. Özellikle bizim de denk geldiğimiz gibi güneşli bir günde hıncahınç dolu oluyor bu meydan. Graslei nehrinin kıyısı da oturup birşeyler içip, kafa dinlenecek güzel yerlerden. Ayrıca en çok Türk nüfusunu da burada gördük. Hatta kaldığımız otelde restoran çalışanarından biri türk'tü ve bizim de türk olduğumuzu anlayınca baya dert yandı yaşam şartlarından.
Gent gezilecek yerler
St. Nicholas Kilisesi:
13.yy'dan kalma ve gotik tarzda yapılmış bir kilise fakat restorasyon altında şu anda.
Belfort Kulesi:
Evet, aynen Brugge'de olduğu gibi burada da bir belfort kulesi var. O da yaklaşık 13.yy'da yapılmış ve amacı da diğer belfort kulesi gibi gözetlemeymiş. Şu anda UNESCO dünya mirası listesinde.
Gravensteen Kalesi:
Şehrin tam göbeğinde yer alan bu kale 12.yy'da Kont Philip tarafından yaptırılmış. Yaptırılma amacı ise kalenini heybetiyle Kont'un üstünlüğünü herkese göstermekmiş. Daha sonraları mahkeme binasi, hapishane giibi amaçlarla kullanılan kale 20.yy'da ciddi bir restorasyon geçirmiş. Günümüzde ise müze olarak kullanılıyor.
Design Museum: Modern sanat ve tasarım eserleri sergileniyor.
Hardal Fabrikası


Graslei nehri


Graslei Nehri

Gent Alışveriş:
Aynen Brugge'de olduğu gibi burada da dantel işleri meşhur. Ama fiyatları çok daha uygun ve bence çok daha güzeller. Onun dışında St. Veerle meydanında bulunan "Hardal Fabrika"sından meşhur Gent hardalından alabilirsiniz. Ayrıca yine bu meydanın ilerisinde bulunan çay dükkanından dünyanın dört bir tarafından gelmiş yüzlerce çay çeşidini bulabilirsiniz.
Gent yemek:
Biz öğle atıştırmamızı Vrijdagmarkt'da bulunan restoranlardan birinde yedik. Akşam ise nehir kenarında bir yerde yedik ama maalesef adını tam hatırlamıyorum (De Graslei olabilir belki) o kadar aç ve yorgundum ki yemeğin fotoğrafını çekmediğimi bile sonra fark ettim (bu arada orada yediğim somon ızgara ve makarnanı tadı hala damağımda). Türk yemeği yemek isteyenler için bir de Ankara adında bir türk restoranı var Gent'de.
Gent Konaklama:
Biz Gravensteen kalesine çok yakın bir konumda olan ve şehrin tarihi otellerinden sayılan Hotel Gravensteen'de konakladık ama pek memnun olduğumu söyleyemem bundan Booking com fotoğrafları fena halde yanılttı). Otel yazısı yakında...

14 Aralık 2015 Pazartesi

Brugge Flanders Hotel


Bayraklı bina otelimiz

Flanders Hotel Brugge'ün tarihi bölgesinde çok sevimli bir otel. Tarihi yapıyı bozmamak için garip merdiven bağlantıları olsa da katlar arasında genel olarak burada çok memnun kaldım konaklamaktan. Odalar ve banyo geniş, rahat ve çok temizdi. Kahvaltısı ise gayet çeşitli ve lezzetliydi. Trip Advisor kullanıcıları tarafından (yanlış hatırlamıyorsam) 2014 yılında en iyi otellerden seçilen bu sevimli yeri gönül rahatlığı ile önerebilirim. Oda ve banyonun fotoğraflarını telefonumla çekmiştim bir aksilik sonucu silindi maalesef...

7 Aralık 2015 Pazartesi

Brugge gezisine devam ediyoruz...

Brugge gezilecek yerler:


Historium girişi

Historium'a konu olan "Madonna" tablosu ve bendeniz


En keyif aldığım yerlerden biri de Historium oldu Brugge'de. Burası ana meydan Grote Markt'da bulunuyor ve interaktif bir sunumla ziyaretçileri 15.yy dönemine götürüyor. İlk olarak ücretsiz olarak kulaklık alıyorsunuz (daha doğrusu giriş ücretine dahil) yaklaşık 10 dil arasından istediğinizi seçiyorsunuz ve gruplar halinde başlıyorsunuz gezmeye. İşlenen konu ise ünlü ressam Jan van Eyck'in ünlü tablosu Meryem'i konu alıyor. Resimde model olmak için gelen genç bir kız ve onu karşılamaya giden ressam çırağının liman buluşmasıyla başlıyor sunum. Kokular, kulaklığınızdan gelen sesler ve müzikler, hareketli objeler ve video gösterileri ile kendinizi gerçektende o ortamda, o yıllarda sanıyorsunuz. Banyoda burnunuza gelen koku, sabun köpükleri, karlı sokakların ve yağan karın o hafif sesi çok keyifli zamanlar yaşatıyor insana. Binanın panoramik terasından da bütün meydanı görebilir, harika fotoğraflar çekebilirsiniz.
Historium videosunu izlemek isterseniz buraya bakabilirsiniz
Güncel bilet fiyatları ve aktiviteler için Historium internet adresi ise burada

Çikolata müzesi (Choco Story)


Gezi öncesi araştırmalarımda özellikle Trip Advisor'da en beğenilen yerlerden biri olarak gösteriliyordu bu müze ama beni en çok hayal kırıklığına uğratan yer oldu. Müze yanlış hatırlamıyorsam iki üç katlı küçük bir binada. İlk katta çikolatadan yapılmış heykeller bulunuyor. Ayrıca bu katta çikolata yapımı anlatılıyor ve tadım yaptırılıyor. Üst katlarda ise çikolata ve kakao çekirdeğinin tarihini anlatan çeşitli yazılar, objeler bulunuyor. Yanlış hatırlamıyorsam girişi kişi başı 8 Euro kadardı. Girişte küçük bir gofret boyutunda da çikolata veriyorlar hediye ama tadı müzeye yakışmayacak kadar yavan. Çok merak ederseniz gidin tabii ama ber tavsiye etmem pek paranıza yazık...

Kathe Wohlfahrt


Aslında burası özellikle gezilecek bir yer değil, bir dükkan ama ben bayıldım buraya o yüzden ayrıca yazmak istedim. Burası bir oyuncak dükkanı ama öyle bildiğiniz alelade yerlerden değil. Kendi deyimleriyle tüm yıl açık Christmas dünyası. Burada her şey el yapımı. Çeşit çeşit noel süsleri, müzik kutuları, kar küreleri, oyuncaklar... Ama beni benden alan guguklu duvar saatleri oldu. O kadar güzeller ki. Ama çok da pahalılar. En küçük saat 80-90 eu'dan başlıyor. Giderseniz mutlaka içini gezin buranın.
İçeride fotoğraf çekmek yasak belki bakarsınız diye internet adresi
http://wohlfahrt.com/en/

Bunların dışında Jan van Eyck meydanı keyifli bir meydan. Diğer meydanlara göre daha sakın, daha kafa dinlenilecek bir yer.

Jan van Eyck heykeli

Biz içine maalesef girmedik, daha doğrusu unutup atladığımız ve daha sonra aklımıza gelince pişman olduğumuz en önemli yerlerden biri de The Church of our Lady kilisesi. Bu kilisenin en önemli özelliği içinde ünlü heykeltraş Michelangelo'nun Meryem ve İsa heykelini barındırması. 13.yy'dan kalma kilise 122 mt'lik kulesiyle de önemli bir yapı...

Brugge'de ne alınır, ne yenir?

Marzipan cenneti


Brugge dantelleriyle ve çikolatalarıyla ünlü bir şehir. Dantellerden ben almadım ama özellikle aile büyüklerine güzel bir hediye olabilir. Çikolata konusuna gelince; şehirde birçok dükkan var ama bana göre çikolatacıların şahı Leonidas. Dükkanın içine girince kokudan, tatdan ve görüntüden cennete düşmüş gibi hissediyorsunuz. Çikolatalarının tadı hala damağımda...
Ayrıca Almanya'ya gitmeyecekseniz (orada heryerde var neredeyse) meşhur Köln kolonyası markası No: 4711'i burada bulabilirsiniz. Küçükken rahmetli anneannem kullanırdı bu markayı orijinal şişesini görünce geçmişe gittim, gözlerim doldu. Kim bilir belki sizin de anılarınızı canlandırır o mavi şişe...

Yemek konusuna gelince;
Midye severseniz tencere midyelerini mutlaka denemelisiniz. Biraları ise zaten dünyaca meşhur. Bira konusunda favorim kriek. Öve öve bitirilemeyen waffle ve patates kızartmaları ise benim için hayal kırıklığı açıkçası...
Brugge hakkında ne yazsam boş aslında. En güzeli atın kendinizi sokaklara kaybolun.

www.365.be internet sitesinde bütün Belçikayı içeren gezi turlarına, müzelere şehir şehir ulaşabilirsiniz...

Sevdiğimiz çikolata firmaları:



3 Aralık 2015 Perşembe

Brugge: Masalsı bir çikolata şehri...

Belçika'dan döndüğümden beri çeşitli hastalık ve sıkıntılardan dolayı bir türlü yeni yazılara başlayamadım ama inşallah bu arayı kapatabilirim. Gerçi yazmaya uzun zaman ara verince neresinden de başlayacağını bilemiyor insan ama...

Grote Markt'daki cafe - restoranları pahalı da olsa önerebilirim. Gerçekten lezizdi yemekler...

Daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi kiraladığımız arabamızla Amsterdam'dan sonra ilk durağımız Brugge'dü (okunuşu brüj). Otelimizi daha önce şehrin tarihi bir bölgesinden Booking.com'dan ayırtmıştık. (Onu da daha sonra yazacağım). Navigasyona yazdık adresi ve ver elini Brugge. Bizim çeşitli sebeplerden dolayı daha uzun sürdü yol ama Amsterdam - Brugge arası yaklaşık 3 saatlik bir mesafe. Otoban olduğu için hiç zorlanmıyorsunuz zaten yolda. Otele eşyaları bırakıp harita aldıktan sonra hemen attık kendimizi sokaklara. Oteldeki görevli harita üzerinde gidilecek yerleri işaretleyip çok yardımcı oldu bize...


Evet, başlıkta da yazdığım gibi masallardan fırlamış gibi bir şehir Brugge (bu yazıyı yazarken bir yandan da Bach'ın Air on a G String eserini dinliyorum ve karlar altında noel dönemini hayal ediyorum bu şehrin. Süper olurdu!!). Brugge ikinci dünya savaşında hiç zarar görmediği için günümüze kadar ortaçağ mimarisini korumuş. Çok turist, dükkan, araba vs. olmasına rağmen yine de kendinizi o dönemin içinde hissediyorsunuz bir şekilde. 2000 yılında Unesco dünya mirası listesine giren Brugge aynı zamanda bir çikolata şehri. Her yerde çikolata dükkanları. Önlerinden geçerken hepsine girmemek için zor tutuyor insan kendini. Bu arada bazı yazılarda çikolata kokan şehir diye geçiyor adı ama buna katılamayacağım çünkü çikolatadan çok kanalizasyon ve yosun-midye gibi kokuyor şehir. En yoğun çikolata kokusu dükkanların içinde ve çikolata müzesinde...


Brugge'ün en önemli özelliklerinden biri de kanalları ve kanallardaki kuğuları. Kanallar Amsterdam'da olduğu gibi köprülerle bağlanmış. Çeşit çeşit biraları ve rahibe işi de denilen dantelleri de meşhur. Ayrıca tarihi bölge rahatlıkla yürüyerek gezilebilecek büyüklükte. Tek eksisi haziran ayında bile çok ama çok soğuk olması. Kat kat giyinmeme rağmen güneşin batmaya başlamasıyla beraber inanılmaz üşüdüm doğrusu. Soğuktan dolayı sanırım ana meydanlar dışında sokaklarda çok az insan kaldı güneş battıktan sonra.

Brugge gezilecek yerler:

Grote Markt (Büyük Meydan)

Belfry (Belfort) kulesi

Burası şehrin ana meydanı ve birçok cafe, restoran burada (ilk resimde görebilirsiniz). Meydanın bir tarafında turist gezdirmet için faytonlar var ve bazılarının sürücüleri kadın. Atlar da dev gibi. Bu meydanın en önemli özelliği ise 83 mt uzunluğundaki şehrin simgelerinden biri olan ünlü Belfry (Belfort de deniyor) kulesinin burada olması. Belli bir ücret karşılığında 366 basamak çıkıp kulenin tepesinden tüm şehri izleme imkanı da var. 1240 yılında inşa edilen yapı ilk olarak şehir arşivi olarak kullanılmış. 1280 yılında çıkan bir yangında ağır hasar almış ve tekrar yapılmış. 1741 yılında da tekrar yanmış (kulenin yapım amaçlarından birinin de yangın ve tehlike gözetlemesi olduğu düşünülürse durum vahim) en sonda da 1822 yılında Gotik tarzda yeniden yapılmış ve çanlar eklenmiş. Günümüzde bu çanlar saat başı belli melodiler çalıyor. Seyredenler hatırlayacaktır başrolünde Colin Farrell'in olduğu In Brugge filminde kule önemli bir yer kaplıyordu.
Ayrıca her pazar günü bu meydanda Çiçekçisinden, peynircisine, meyve-sebze satanına kadar herşeyi bulabileceğiniz büyük bir pazar kuruluyor. 

Geleneksel sebzeli midye

Akşam yemeğimizi de bu meydandaki restoranlardan biri olan Cafe des Arts adındaki restoranda yedik. Gelmişken ünlü tencere midyelerinin ve meşhur biralarının tadına bakalım dedik. Biraz pahalı bir yer ama yemeklerin lezzeti ve garsonun keyifli sohbeti herşeye değdi. Bu arada birada benim tercihim meyveden yapılan Kriek ama Leffe blonde da güzel. Ama Kriek inanılmaz gerçekten...
Belçikada tam 178 ayrı bira üreticisi varmış. Bu yüzdende o kadar çok çeşit var ki insan hangisini tadacağını bilemiyor. Ben en sevdiğim iki tanesini yazdım ama bunların dışında Trapistte adında keşişlerin manastırda yaptığı sert bira sevenler için de enteresan olabilir. Ayrıca bu meydandaki satıcılardan ünlü soslu patates kızartmalarını da deneyebilirsiniz. Bana pek cazip ve farklı gelmedi ama belki siz seversiniz. Soslar da ekstra fiyatla satılıyor aklınızda olsun. Waffle denemek isterseniz de yine bu meydanda ve Burg meydanındaki arabalardan alabilirsiniz ama benden söylemesi pek birşeye benzemiyor. Bizim bol soslu bol meyveli wafflelarımızdan sonra bunlar pek kuru ve tatsız. Sadece üstlerindeki belçika çikolatası leziz.

Burg Meydanı:



Bu meydanda resmi binalar yer alıyor. Nüfus müdürlüğü binası 15.yy'dan, Eski Belediye binası ise 14.yy'dan kalma. Ayrıca bu meydan üzerinde bulunan Kutsal Kan kilisesinde inanışa göre Hz. İsa'nın kanı bulunuyor. Rivayete göre bu kan yapılan haçlı seferlerinde Kudüs'ten çalınmış. Kanın bulunduğu şişe her cuma günü korumasından çıkarılarak yastık üzerinde sergileniyormuş.


Faytonlar burada da var ayrıca. Meydanın ilerisindeki köprüden de kanal turları düzenleniyor ama biz bu turlara katılmadık. 

Devamı ikinci bölümde...