Oteller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Oteller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ekim 2016 Perşembe

Erytha Hotel&Resort / Sakız (Chios) Adası





Erytha Resort Sakız adasının merkezine 5 km uzaklıkta bulunan Karfas sahilinde bulunan bir otel. Odalar geniş, denize bakanların manzaraları güzel ama bence temizlik açısından daha iyi olabilirdi. Yıldız sayısına göre odalarda verilen hizmet de yetersiz bence. Odalarda mini bar, terlik, su ısıtıcı, ilk gün ikramları gibi şeyler yok. Havlular ise iki günde bir değiştiriliyor. Yeni bir havlu istediğinizde hafif azarlanıyorsunuz bile :) Bunun dışında otelin kendine ait küçük bir kumsalı (daha doğrusu taşlık bir alan) ve havuzu var. Denizi gerçekten çok güzel ama havuzda ördek yüzüyordu ne kadar temizdir bilemem. Kahvaltısı Türk müşteriler yoğunlukta olduğu için bizim damak tadımıza yakın ama yine de özellikle çay konusunda çok şikayet eden oldu duyduğuma göre. Otelin kendine ait bir de oto parkı var. En büyük avantajı ise Karfas sahiline ve harika bir restoran olan "Bahari"ye yürüyüş mesafesinde olması. Yakın zamanda bir daha Sakız'a gider miyim bilmem ama sanırım bir daha bu otelde kalmam gitsem de...

Ama haklarını yiyemem havlu meselesinde hafif sinirlenen dışında bütün personel çok güler yüzlü ve yardımsever...

28 Ağustos 2016 Pazar

Kuşadası Le Bleu Resort Hotel



Bu yaz tatilimizde Foçadan sonra ikinci durağımız Kuşadası oldu. Yıllardır Kuşadasına gitmediğim ve dinlenmek adına pek de otelden çıkmak istemediğimiz için tercihimizi her şey dahil konseptte hizmet veren bir otelden yana kullanmak istedik. Rezervasyonumuzu internet üzerinden yaptığımız için orada gördüğümüz fotoğraflarda güzel bir deniz görünce seçimimizi Le Bleu Hotel'den yana yaptık.
Le Bleu Resort Hotel Dorak Holding bünyesinde bulunan 263 odaya sahip bir tesis. Dorak Holding Kapadokya bölgesinde, İstanbulda bir çok oteli ve restoranı bulunan, 4 firmasıyla Kapadokyada Balon sektöründe ilklerden olan büyük bir şirket.
Açıkçası ilk önce nereden başlayacağımı bilemiyorum yazıya. Olumsuz yönlerden mi bahsedeyim yoksa olumlu yönlerden mi? Sanırım biraz karışık gideceğim...


Kuşadası'nın denizi kadınlar plajı ve milli park dışında pek matah bir deniz değildir bana göre. Le Bleu'nun avantajı güzel bir denize sahip olması. Özellikle gün batımında harika bir manzaraya tanık oluyorsunuz burada. Kumsal diyebileceğim bir sahili olmasa da büyük bir iskelesi var otelin ve bu iskeleden tertemiz bir suya giriyorsunuz (son günümüzde dalganın da çok olması sebebiyle biraz pislenmişti deniz). Kıyıdan girmek ise biraz sıkıntılı çünkü her yerde deniz kestanesi var. 
Otel bir iki yıl önce el değiştirmiş ve tadilattan geçirilmiş. Odaların sade bir tasarımı var, denize bakanların manzarası gerçektende keyifli ama teoride güzel olsa da praktikte biraz kullanışsız tasarım ögeleri kullanılmış. Tam kapanmayan cam banyo kapıları gibi.
Housekeeping ise "biraz" dikkatsiz çalışıyor gibi geldi bana. Kırık klozet kapakları, çalışmayan klima, odaya bırakılmayan su gibi şeyler dikkatlerinden "kaçmıştı". Ayrıca en kötü otelde bile bulunan su ısıtıcısı, hazır kahve ve çay gibi bir şeyin olmaması da biraz can sıkıcı bir durumdu. Ama tesadüfen asansörde tanıştığımız Misafir İlişkileri Müdürü Cristina Hanım'a sorunlarımızı aktardığımızda bir saat içinde çözüldü hepsi.

Personel ise maalesef biraz sıkıntılı. Resepsiyon o kadar canından bezmiş bir tavırla çalışıyor ki sorduğunuz hiçbir soruya doğru dürüst bir cevap alamıyorsunuz. Resimlerde göreceğiniz gibi iki ayrı yataklı odamızı değiştiremedik bile. Sadece tatilbudur ekibinden bizi karşılayan Meryem hanım orada kaldığımız sürece ilgili bir tavır gösterdi. Havuz başı personeli ise fazla lakayt. Pizza istediğinizde size başkasının tabağından kalan artık yemeği getirebiliyorlar rahatlıkla. Öyle mi diye sorduğunuzda da sırıtarak yarım ağız bir cevap verebiliyorlar.
Gözlemlediğim kadarıyla otelin Misafir İlişkileri Müdürü Cristina Ertan bir oraya bir buraya koşturup bütün sorun ve eksiklikleri çözmeye çalışıyor ama o da bir noktada elemanlar yüzünden yetersiz kalıyor sanırım.
Yemeklere gelince; ultra her şey dahil neredeyse 7 öğünlük bir sistemde amaç aç kalmamaktır değil mi? Burada yemek konusu biraz sıkıntılı. Yemekler lezzetsiz değil fakat o kadar çabuk bitiyorki biraz geç giderseniz aç kalma yada istediğinizi yiyememe gibi durumlarla karşılaşabilirsiniz (ilk iki gün yemek konusunda biraz sıkıntı yaşadıktan sonra erkenden gidip çözdük bu sorunu). Eğer alakart yemek isterseniz Le Bleu'da İtalyan ve balık restoranı olarak iki restoranda hizmet veriyor. Biz son günümüzde alakart balık restoranında gün batımına karşı güzel bir yemek yedik Burada restoranın şef garsonu Selim beyi de es geçmemem lazım. Gerçekten çok ilgiliydi.

Havuz sevenler için ise relax havuz dedikleri, güm güm müzik çalmayan kısım daha iyi, daha boş ama küçük. Kaydırakların olduğu havuz ise çok kalabalık, gürültülü ve o da küçük. Biz pek havuz sevmediğimiz için önemsemedik bu durumu ama havuz severler için çok küçük ve kalabalık olması sorun olabilir.
Ayrıca otelin birde SPA'sı var. Özellikle eşim masaj delisi olduğu için neredeyse her gün gitti. Bir gün de ben eşlik ettim ona. SPA çalışanları gencecik Endonezyalı kızlardı ve işlerinde de gayet iyilerdi. Hatta masaj sırasında kendi dillerinde enteresan şarkılar bile söylediler bize.

Wi-fi ise otelin hiçbir yerinden çekmiyor. Kendi internetinizi kullanmak isterseniz o da sorunlu. Otelin en kısa zamanda bunu da iyileştirmesi gerektiği kanısındayım.

Sonuç olarak; Le Bleu Otel'in hizmeti beklediğimden çok daha düşük çıktı. Manzarası, denize olan konumu çok daha iyi değerlendirilebilirdi. Özellikle servis ve ön büro elemanlarının eğitimsizliği ve kimi zaman kabalığı yapılmaya çalışılan bazı iyi şeylerin önüne geçmiş.
Gidin veya gitmeyin diyemeyeceğim bir durumdayım şu anda. En iyisi genel yorumları okuyun internetten ve kararınızı verin. Bu arada Kuşadası otellerinin genel profiline baktığımda hepsinin aşağı yukarı aynı olduğunu gördüm. Burada bulunan 5 yıldızlı bir oteli Antalyada bulunan 5 yıldızlı bir otelle de kıyaslamamak lazım. Otele gelen müşteri skalası çok farklı çünkü birbirinden.

Yazının başında da bahsettiğim gibi büyük bir holding bünyesinde olan Hotel çok daha iyi olabilir, tam eğitimli bir personelle daha iyi hizmet verebilir...

22 Ağustos 2016 Pazartesi

Bursa Kitapevi Otel



Kendi anlatımlarıyla otelin tarihi:
Kitap evi Otel şehir merkezinde, Saltanat Kapı yanında uzanan şehir surlarının en büyük burcunun üzerindedir. Kurtuluş savaşı yıllarında Nuri bey ve ailesine ait olan konak ailenin genişlemesi ve modern yaşama 
geçmeleri ile kimsesiz kalıyor. Geçirdiği yangın ve yağmalara rağmen ayakta kalabilmesi, bugünkü sahibi Dilek Çelebi tarafından kitapçı yapılmak amacı ile satın alınması ile oluyor. Mimar Melda Hanoğlu ile birlikte ev sahibesi tarafından ayağa kaldırılan bina şehirde 10 yıl boyunca bir kültür merkezi olarak kullanılarak kimlik kazanıyor. Nihayet 2009 yılında şehrin ve mekanın gereksinmeleri doğrultusunda tarihi konak yoluna Kitap evi Otel ve Restaurant olarak devam etmekte.
İşte o meşhur tuvalet :)


Amatör Gezgin'in Notları:
Bursa seyahatimizde aslında benim tercihim başka bir oteldi. Eşim hem tarihi bölgeye olan yakınlığı, hem de değişik bir havası ve tarihi olduğu için burayı seçmek istedi.
Otel yukarıda da yazdığı gibi eski bir konak. Lokasyonu dolayısıyla gezilecek çoğu yer yürüyüş mesafesinde. 11 odasıyla hizmet veren otelde biz Manolya Odada kaldık. Arka bahçeye bakan bu odada ilk fark ettiğimiz şey lavabonun odanın içinde olmasıydı. Hatta Köln'de kaldığımız Art Otel'e benzettik bu yüzden. Facebook sayfasında da bu sebepten dolayı aynadan el sallayan fotoğrafımı yayınladım. "Herkese enteresan bir otelden merhaba" diyerek. Odada kullanılan eşyalar genel havaya uymuş, eski tarz konsollar, dolaplar. Kendinizi otel odasında değil de yaşlı bir büyüğünüzün evine ziyarete gelmiş hissediyorsunuz. Buraya kadar her şey iyi ama odayla ilgili ikinci fark ettiğimiz şey canımızı sıktı. O ne mi? Tuvaletin kapısının (fotoğrafta da görebileceğiniz gibi) yarıya kadar çizgili buzlu cam yarıdan sonrada tamamen cam olmasıydı. Tamam düşünürken enteresan bir fikir olmuş olabilir ama uygulamaya geçince hiç kimse söylemedi mi bu fikrin kötü olduğunu? Kapıya perde asmışlar ama onu kapatınca da zaten çok dar olan alanda iyice bunalıyorsunuz. Velhasıl kelam pek bize göre değildi :) Hatta yeni evlilere ve sevgili aşamasındakilere bu oda verilmesin diye de espri yaptık aramızda eşimle...
Ayrıca arabanız varsa burada park sorunu yaşamanız muhtemel. Zaten çok dar olan sokaklarda park etmeniz imkansız. Resepsiyon ise biraz sıkıntılı. Aradığınızda pek kimseyi bulamıyorsunuz görevli. Bir de ahşap yapıdan kaynaklanan atılan her adımın sesini duyma sorunu var maalesef. Odalarda kullanılan banyo malzemeleri ise çeşitli olmasına rağmen daha kaliteli olabilirdi. İyi para verdiğiniz, deluxe odada kaldığınız bir otelde daha kaliteli ürünler bekliyor insan. Bu kısmen olumsuz yanlarından sonra iyi yönlere gelirsek; kahvaltısı gerçekten çok güzel, çeşitli ve lezzetli. Ulu camii, Koza Han, Kapalıçarşıya yürüyüş mesafesinde (hatta sıkı yürürüm derseniz başka birçok yere de). Bahçe çok keyifli ve çok sessiz. Tam kafa dinlenecek bir alan.
Eğer tarihi mekanları, değişik ortamları seviyorsanız Kitapevi Otel tam size göre. Benim gibi bir tipseniz pek rahat edeceğinizi söyleyemeyeceğim maalesef...

Bu yazıyı daha çok fotoğraf eşliğinde tekrar okumak isterseniz yeni siteme buyrun

8 Ağustos 2016 Pazartesi

Hotel Karacam / Eski Foça


Otelin internet sitesinden Hotel Karacam:
Bir Rum tüccar tarafından, 1881 yılında yaptırılan binamız, Ege’nin, tarihi, turistik, şirin balıkçı kasabası güzel Foça’mızın, en eski binalarından birisidir. 1981 yılından beri “neo-klasik” tarihi binada, üstün donanım ve çekiciliği ile müşteri memnuniyetini esas alarak on yıllardan beridir kusursuz hizmet vermeyi sürdürmüştür. Markalaşma yolunda öncü ve özenli bir otel olmayı hedeflemiştir.



Amatör Gezgin'in notları:
Hotel Karacam Eski Foça'da 30 seneyi aşkın bir süredir hizmet veren şirin bir hotel. Terasından harika bir deniz ve Foça manzarasına sahip olan Karacamda bence en önemli şey ise çalışanlarının; özellikle de hotelin sahibi Sebahattin Bey'in dostane ve sıcak tavrı. Karacam'da kendinizi ilk defa konaklamış gibi değil de, yıllardır geliyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz. 

Çeşitli internet sitelerinden yüksek puanlar alan 21 odaya sahip olan hotel sahile ve çarşıya yakın lokasyonuyla da Foça'da konaklama için önerebileceğim bir hotel. Kahvaltısı güzel, odalar ve banyo küçük ama temiz. Giriş katında bulunan balkon ve terası ise benim gibi kahve keyfi yapmayı sevenler için çok keyifli alanlar.


Hotelin sahibi Sebahattin Karaca ise gerçekten tanınması gereken, turizm konusunda çok bilgili bir insan. Turizm ve Otelcilik lisesi mezunu olan Sebahattin Bey uzun yıllar yurt dışında turizm alanında çalıştıktan sonra Foça'nın ilk otellerinden birini açmış. Turizmciliğin yanı sıra iki dönem meclis üyeliği yapan, çeşitli sivil toplum örgütlerinde görev alan Sebahattin Bey yerel tarih konusunda da önemli araştırmalar yapmış ve birçok kitap yazmış.
Benim gibi hayvansever birisi için Karacam'ın en hoş özelliklerinden biri ise hayvanlara önem ve değer vermesi. Hotelin önüne yerleştirilen mama ve su kaplarıyla sokak hayvanlarına da bakıyor Karacam Hotel.
Tatilinizde sıcak, sevimli bir ortam hatta bir aile ortamı arıyorsanız Hotel Karacam tam da size göre...
Daha detaylı incelemek ve iletişim için tıklayın

14 Mayıs 2016 Cumartesi

Starlight Resort Hotel & Thalasso SPA

Şu manzaraya uyanmak insanı gençleştirir...

Geçen hafta sonu Starlight Resort Hotel & Thalasso SPA'nın davetlisi olarak "Turizmin Yıldızları ile Yaza Merhaba" etkinliğinde Antalya'daydım. İlk başta programımın o dönemdeki yoğunluğu sebebiyle kararsız kalsam da şimdi iyi ki gitmişim diyorum. Gerçekten çok keyifli bir hafta sonu geçirdim ve Starlight Hotel'i daha sonra da gidilecek oteller listesine ekledim.

Yaz boyunca aralarında Volkan Konak, Funda Arar, İrem Derici ve Fatih Ürek gibi ünlü sanatçılar her hafta otelde sahne alacak. Biz Funda Arar'ı dinleme fırsatı bulduk ve ben gerçekten hayran kaldım kendisine. Hiç ara vermeden, sesinde en ufak bir çatlama olmadan saatlerce bir müzik ziyafeti verdi izleyenlere...

Club Odaları

İlk önce biraz otel ve odalardan bahsedeyim size
Starlight Hotel Antalya'nın Kızılağaç bölgesinde, Antalya havaalanına 75 km. uzaklıkta ve Manavgat şelalesine çok yakın bir konumda yer alıyor. Toplam 310.000 m2 alan üzerine kurulu otelde 15 adet açık havuz (biri deniz suyu), üç adet kapalı havuz, 12 A la Carte Restoran, Aquapark, at çiftliği, 30 adet tenis kortu, 4 adet futbol sahasına sahip ve 23 adet toplantı salonunun yanı sıra 6000 m2'lik bir de SPA bulunuyor.
Odalar ise ana bina ve club odaları ayrılıyor. Biz ana binada kaldık ve manzaramız muhteşemdi. Deniz manzarası ve sesi ile uyanmayı özlemişim.
Mavi bayraklı denizi ve uzun kumsalı da gerçekten çok keyifliydi. Ben denize girmedim ama denize de havuza da girenler vardı. Özellikle suyunun denizin 750 mt açığından çekildiği, havuzun içinde şezlongları olan VIP deniz suyu havuzu çok cezbedici görünüyordu.

İşte o deniz havuzu

Odalar ise oldukça kullanışlı. Bizim kaldığımız ana bina odalarında giysi dolabı ve kasa kısmı ayrı küçük bir oda olarak düşünülmüş ve kapısında da şifreli bir sistemi var. Banyo ise duş ve tuvalet bölümü olarak ikiye ayrılmış ki bence oldukça kullanışlı. Club odalarının ise bir kısmı dubleks olarak düşünülmüş. Özellikle kalabalık aileler için iyi bir seçenek. Club odalarının tek dezavantajı ana binaya biraz uzak olması ama yeşillikler içindeki konumu bu durumu kapatıyor bence.
Bu arada yeşillikler diyerek geçersem gerçekten haksızlık etmiş olurum o güzelliklere. Otelin bahçesinde 200'den fazla bitki çeşidi bulunuyor. Normal ağaçların yanı sıra meyve ağaçlarıyla da bezeli bu bahçelerde isterseniz bizim de hemen yaptığımız gibi dalından meyve yeme zevkine ulaşabilirsiniz. Çevrede dolaşan tavus kuşları ve ördekler de insanı mutlu ediyor açıkçası.


Aktiviteler 
Starlight da özellikle çocuklu aileler için her şey düşünülmüş. Aquapark, çocuk kulübü, teenage kulübü ve at çiftliği çocuklar için cezbedici bence. Büyükler içinse su sporları, SPA merkezi, tenis kortları, fitness merkezi ve bowling tatilde değişik şeyler yapmak isteyenler için iyi seçenekler sunuyor. 


Yemekler
Otel "her şey dahil" konsepti ile çalışıyor. Sabah kahvaltısı açık büfe çok çeşitli, özellikle sıcaklar çok lezzetli. Kahvaltıya geç kalanlar için havuz tarafında snack bar düzenleniyor. Ayrıca bu yaz her gün öğle saatlerinde de barbekü servisi de yapılacak. Akşam yemekleri de yine açık büfe ve burada da çeşitler çok zengin. Açık büfe sisteminin yanı sıra değişik yemekler denemek isteyenler için 12 adet de A la Carte restoran hizmet veriyor. Dünya mutfaklarının hizmet verdiği bu restoranlar arasında Fransız, İtalyan gibi klasik mutfakların yanı sıra Moğol restoranı gibi enteresan lezzetleri de tatma imkanı bulabiliyorsunuz.


Thalasso SPA & Wellness
Spa Merkezi gerçekten de harika. 6000 m2lik merkezde neredeyse yok yok. Klasik vücut ve yüz bakımlarının ve masajların yanı sıra deniz havuzu, kar odası, rus saunası (normal saunalardan çok daha yüksek ısıda) gibi değişik bakım uygulamaları da mevcut. Bende hemen bir masaj yaptırarak onayımı verdim buraya çünkü normalde her yaptırdığım masajda mutlaka ters giden birşeyler olur ama burada harikaydı. Uzak doğulu uzmanın mahareti gerçekten de iyiydi. Bu arada şunu da ekleyeyim. Merkezde VIP odaları da bulunuyor. Bu odalarda ordan oraya gitmeden bütün uygulamaları bir arada yaptırabilecek ekipmanlar mevcut.

Starlight Resort Hotel bana gerçekten de çok güzel, keyifli bir hafta sonu yaşattı. Uzun zamandır yurt içi tatil yapmadığım için ülkemizde ne kadar güzel tesislerin olduğunu ve bunları da es geçmememizi bana bir kez daha hatırlattı.
Ben davetli olarak gitsem de oteli çok beğendim. Yazılarımı okuyanlar zaten hoşlanmadığım şeyleri atlamadan yazdığımı bilirler. Otelin tabii ki ufak tefek eksiklikleri de var ama bunlar düzeltilmeyecek şeyler değil. Emek veren herkesin ne kadar canla başla çalıştığını gördükten sonra da güzel sözler demekten başka birşey de kalmıyor bana...

Adres:
Kızılağaç Turizm Merkezi, 07600 Manavgat/Antalya Telefon:(0242) 748 8000
Booking.com'dan incelemek isteyenler için adresi burada



14 Aralık 2015 Pazartesi

Brugge Flanders Hotel


Bayraklı bina otelimiz

Flanders Hotel Brugge'ün tarihi bölgesinde çok sevimli bir otel. Tarihi yapıyı bozmamak için garip merdiven bağlantıları olsa da katlar arasında genel olarak burada çok memnun kaldım konaklamaktan. Odalar ve banyo geniş, rahat ve çok temizdi. Kahvaltısı ise gayet çeşitli ve lezzetliydi. Trip Advisor kullanıcıları tarafından (yanlış hatırlamıyorsam) 2014 yılında en iyi otellerden seçilen bu sevimli yeri gönül rahatlığı ile önerebilirim. Oda ve banyonun fotoğraflarını telefonumla çekmiştim bir aksilik sonucu silindi maalesef...

Amsterdam Casa 400 Hotel





Amsterdam'da kaldığımız oteli yazmayı unutmuşum Brugge oteline geçmeden ekleyim hemen. Kanal yakınlarında ve daha merkezi yerlerde bulunan otellerde çok fare sorunu olduğunu duyduğum için pek kalmak istemedim oralarda (gerçi gözle görmesek de fare her otelde vardır). Amsterdam Casa 400 otel şehir merkezine biraz uzak olsa da Amstel istasyonuna birkaç dakikalık yürüyüş mesafesinde. Odalar ve banyo gayet temiz, otel personeli yardımsever. Kendi otoparkı olduğu için de arabayla hiç sorun yaşamadık. Merkeze Amstel istasyonundan çok rahat ulaşılabildiği için önerebilirim ama gecenin bir vakti hadi Red Light'a gidelim demeye üşenebilirsiniz...

Booking.com'dan incelemek isterseniz otel detayları burada

8 Temmuz 2015 Çarşamba

Batum Radisson Blu

Dış cephe

Banyoda ayrıca duş da vardı...

Odanın sağ tarafında bu kısmın yarısı kadar daha bir alan vardı

Batum yazılarını bitiremeden unutmamak için diğer yazılara başlayınca otel tanıtımı da şimdiye kaldı. Batum'da Radisson Blu'da konakladık ve çok memnun kaldık otelden. Odaları, banyosu gayet büyük ve temizdi. Kahvaltısı da damak tadımıza gayet uygun ve çeşitliydi. Zaten yeni yapılmış bir otel olduğu için de herşey pırıl pırıldı. Old town'a ve sahile yakınlığı da artı puan oldu. Plajınada havuzuna da gittik ve ikisinden de hiçbir sıkıntı yaşamadık. (Otelin en üst katında bulunan restoran ve kumarhanesi de Batum da gözde mekanlar arasında) Enteresan mimarisi ve ışıklandırması ile Batum'u tanıtan reklam filmlerinde de boy gösteren bu oteli öneririm...

29 Ocak 2015 Perşembe

Grand Hotel Fleming - Roma


Geldi sıra yavaş yavaş Roma yazılarına...

Roma'da kaldığımız otel tur boyunca kaldığımız yerlerin en iyisiydi bence. Romanın biraz uzak semtlerinden birinde olsa da bir sorun yaşamadık ulaşım konusunda. Odalar ve banyolar temiz, kahvaltısı da çok çeşitliydi. Her gün otelin karşısında kurulan pazar da çok keyifliydi. Geç saatte acıkınca yemeklerimizi de otelin karşısında bulunan restoranlarda yedik. Fiyatları uygundu yemeklerde gayet lezzetliydi. Romada kalınabilecek otellerden birisi bence burası...

http://www.booking.com/hotel/it/grand-fleming.tr.html?sid=03ee6b772ad71d719edc60a30f28879d;dcid=4;no_rooms=1;req_adults=2;req_children=0&

Bu arada booking.com'da bazı fotoğraflarda kötü görünen kısımlar ve banyolarda duş perdeleri var ama bizim odamız arka bahçeye bakan çok güzel bir odaydı ve banyoda perde yerine panel vardı.

27 Kasım 2014 Perşembe

Alba Otel - Montecatini Terme

Alba Otel Floransa yakınlarında Montecatini'de bulunan bir otel. Booking.com da bulunan görüntüleri sizi yanıltmasın. Tur felaketini daha önceki yazılarımda yazmıştım zaten ama en kötülerinden biri de bu oteldi.
Montecatini termal bir bölge olduğu için bölgedeki otellerin sayısı bir hayli fazla fakat tur şirketi aralarında en kötü olanı seçmeyi başarmış burada (gerçi firmanın verdiği otel listesinde bulunan bir önceki otel booking.com'da bile felaketti). Floransada oteller çok pahalı olduğu için iki gece burada konaklanıldı. Otel görünüşte 3 yıldız ama o yıldızlardan birini hatta hepsini atın gitsin. İlk etapta göze çarpan bir kötülük yoktu odalarda (Yataklar ve banyo temiz görünüyordu). Ama ilk gecenin sabahı herşey ortaya çıktı. Bizim odada bir sorun yoktu ama diğer odalar tahta kurusu kaynıyordu ! Hatta rehberimiz Burak Bey dahil (hatta gece lobide yatmış aşırı alerjik olduğu için) baya ısırılan olmuştu. Hatta balayı çiftlerinden biri videolarını bile çekmişti hayvanların grup halinde yatakta yürürlerken. Olay ortaya çıkınca ciddi sıkıntı oldu ama otel sahibi son derece sert bir tavırla böyle birşey olmayacağı vs. konularında ısrar etti. Odaların yeniden temizleneceği vs. söylendi ve biz geziler için yola çıktık. Neredeyse hepimiz turizm acentalarımızı arayıp otelimizin değiştirilmesi konusunda konuştuk ama hiçbiri bu konuda yardımcı olmadı sağ olsun. Geri dönüş bile yapmadılar daha sonra. Akşam otele döndüğümüzde odalar tekrar temizlenmişti ama bir iki çift ısrarla orada kalmayacaklarını belirtince onlar için otel arandı geri kalanlar ise Alba'da kaldı (bende kalmak istemedim ama odamız çatı katında diğerlerine nazaran daha iyi bir odaydı ve açıkçası odada pis hiçbir şeyle karşılaşmamıştık. Ama bir daha kalır mıyım? Asla! Hele eşimin daha önce Floransa'nın göbeği Ponte Vecchio'nun dibinde Degli Orafi gibi bir otelde kaldığını düşünürsem...) gece şehirde dolaşıp yemeğimizi yedikten sonra yattık ama gece iki üç gibi tekrar uyandık çünkü kalmaya devam edenlerden ısırılanlar gecenin o saatinde otel aramaya çıkıyordu... (bu arada biz ne ısırıldık ne de böcek birşey gördük)
Yani tavsiyem tur konaklamanızda bu otel varsa dikkatli olun...

http://www.booking.com/hotel/it/alba-montecatini-terme.tr.html?sid=03ee6b772ad71d719edc60a30f28879d;dcid=4;origin=disamb;srhash=2464484035;srpos=1

25 Ekim 2014 Cumartesi

Novotel / Genova




Novotel dünyada birçok şehirde bulunan bir oteller zinciri. Sanırım daha çok seyahat eden
iş adamlarına yada turist gruplarına yönelik olduğu için genel olarak fiyatları uygun. Genova Novotel şehrin liman - sanayi bölgesine yakın bir bölgede. Yürüyerek limana inebileceğiniz bir konumda fakat şehrin tarihi bölgesine yakınlığı ile ilgili bir fikrim yok maalesef. Odaları temiz, klasik otel odalarından fakat banyosu biraz bakımsız. Özellikle duş paneli yerine duş perdesi olması beni rahatsız etti. En ufak bir kıpırdanmada üstüne yapışıyor insanın. Biraz tiksindim açıkçası. Fakat odanın fotoğrafını çekmediğim için booking.com'dan bakarken otele orada yayınlanan fotoğraflarda özellikle banyoların bizimkine hiç benzemediğini fark ettim. Oda da, banyo da daha lüks görünüyordu. Bilemiyorum acaba odaların dizaynlarında fark var mı? Ben bir dahaki gidişimde (gerçi Genova'ya bir daha gideceğimi sanmıyorum ama) kalmam burada ama yine de önerilebilir bir otel. En azından kahvaltısı ve akşam yemeği iyiydi... (Görseller internetten alınmıştır).

http://www.booking.com/hotel/it/novotelgenovaovest.tr.html?sid=03ee6b772ad71d719edc60a30f28879d;dcid=1;no_rooms=1;req_adults=2;req_children=0&

Ayrıntılı Genova ve diğer gezi fotoğraflarıma ana sayfada bulunan İnstagram adresinden ulaşabilirsiniz...

22 Ekim 2014 Çarşamba

Venedik / Padova bölgesi oteli



Booking.com'dan uzun arayışlarım bile işe yaramadı maalesef kaldığımız oteli bulamadım (gerçi tam emin olamasam da Hotel Splendid yada Hotel Sporting olduğundan kuşkulanıyorum). Daha önceki yazıda belirttiğim gibi odada her eşyanın üzerinde farklı isim yazıyordu...
Otel Venedik'e yaklaşık 40 km. uzaklıktaki Padova bölgesinde. Bu bölge termal bir bölge ve daha çok SPA otelleri var. Bizim kaldığımız otel de Radisson Blu kompleksinin bulunduğu bölge içinde bir otel.
(radisson'un önü lüks araba kaynıyordu bizimkinde ise sadece bir tur otobüsü vardı) Kaldığımız oda kötü değildi (en azından temizdi) fakat sanırım yeşil alanlardan dolayı minicik sineklerle doluydu. Işığa daha çok geldikleri için banyonun ışığını açık bırakıp hepsini oraya hapsetmekle bulduk çareyi. Başka bir çiftin odası ise son derece lüks ve rahatmış. (Bizim teorimize göre Radisson o oteli yeni bünyesine kattı ve yavaş yavaş yeniliyor). Her ne kadar turdan birçok kişi şikayet etse de kahvaltı oldukça yeterliydi bana göre. Sonuçta yurt dışında kahvaltı alışkanlıkları farklı olduğu için hiçbir otelde bizimki gibi kahvaltı olması mümkün değil.

Soracak olursanız bir daha Venedik'e gittiğimde bu otelde kalmam. Şehir içi pahalı vs. deselerde iki gece Venedikte kalınabilir. Yada yine bu bölgede daha iyi bir otelde veya Lido bölgesindeki otellerde kalınabilir. (turda kalabalık bir grup vardı. Bize yanlışlıkla onların odasını vermişler. Fotoğraflarda görünen ekstra yatak - daha doğrusu açılmış koltuk- o yüzden).

5 Kasım 2013 Salı

Cratos Premium Hotel Casino-Port-Spa / Kıbrıs


Bu sene şimdiye kadar geçirdiğim yıllar içinde en üzücü sene oldu benim için. Hayatta en değer verdiğim kişilerden biri olan Anneannemi kaybettim. O yüzden bu yaz stresten birazcık uzaklaşabilmek ve kendimle kalabilmek için Kıbrıs'a gittim. Otelde düşüp ayağımı incitip, 4 gün tekerlekli sandalye ile dolaşmama rağmen Cratos hakkında iyi izlenimler edindim. Cratos Hotel Kıbrıs'ın en lüks otellerinden biri. Spa'sı güzel, Casinosu ise diğer otel casinolarına göre çok büyük. Otelin iç tasarımı oldukça ihtişamlı ve şatafatlı. Her yer altın varaklar, kadife koltuklarla dolu. Yemekler genel otel yemekleri gözönüne alınırsa çeşitli ve lüks sayılabilecek çeşitlerden oluşuyor. Bu yemeklerin dışında Port kısmında dünya mufaklarından lezzetler sunan restoranlar da var. Açık havuz ise gördüğüm en büyük havuzlardan biriydi. Odalar ana bina odaları ve klüp odaları olarak ikiye ayrılmış. İç tasarımları ise aynı -banyo ve tuvalet kısmı ayrı tutulmuş ve küçük bir oturma bölümüne sahip-. Klüp odaları havuz manzaralı ama binaya biraz yürümek gerekiyor. 
 Yazıda kullanılan görseller çeşitli internet sitelerinden kullanılmıştır.

18 Ekim 2012 Perşembe

Kıbrıs/Girne Mercure Otel

Kıbrısa haziran ayında gittim ama daha sonra işlerimin ve diğer gezilerimin yoğunluğundan yazmaya vakit bulamadım ne yazık ki. Bende Kurban bayramı tatili öncesi en azından kaldığımız oteli yazmak istedim. Kurban bayramını Kıbrıs'ta geçireceklere bir fikir olur belki.


Mercure Otel hakkında iki görüş yazacağım. Biri benim görüşüm, diğeri de Ağustos ayında aynı otelde konaklayan iki arkadaşımın görüşü.
Benim görüşüm:
Mercure otel bence Girne'de ki en iyi otellerden biri. Otelin konumu şehir merkezine biraz uzak olsa da (gerçi arabayla 10 dakika bile sürmüyor merkeze varış) muhteşem denizi Mercure'de kalmak için yeter de artar bile. Öncelikle yemeklerden bahsetmek gerekirse; ben plus dedikleri şekilde konakladığım için yemek, tatlı ve içkiye doydum Mercure'de. İlk iki gün insanın gözü dönüyor ve herşeyden yemek-içmek istiyor. Yemek, salata ve tatlılar gerçekten de çok lezzetliydi. Benim aldığım hizmet türünde günde 7 öğün yemek servisi veriliyordu (sabah 2 saatte kahvaltı, öğle yemeği, havuz başı büfesi, akşam yemeği, gece 12'ye kadar açık büfe ve sabaha kadar oda servisi). Bu kadar yoğun bir yemek servisinde ise en memnun kaldığım şey yemeklerin lezzeti, sunumu ve temizlikti. Otelde çalışan bütün personel son derece güleryüzlü ve çalışkandı. Odalar temiz ve düzenliydi. Oda servisi ise kusursuz çalışıyordu. Mercure otel'in en keyifli yerlerinden biri ise Kıbrısta her otelde olduğu gibi kumarhanesiydi. Doğruyu söylemem gerekirse kumarhanede biraz gözüm döndü. Kollu makinaların albenisi insana saatin nasıl geçtiğini unutturuyor. Hele bir de yanınızdaki adamın 20 bin TL kazandığını gördüğünüz an ne olduğunuzu şaşırıyorsunuz. Neyseki küçük rakamlarla oynadığım için büyük bir hezimete uğramadım ama her yerde olduğu gibi burada da sınırını bilmeyen çok insan vardı. Kumarhanede de sınırsız yemek, içki hatta sigara servisi yapılıyor. Sabah yediye kadar açık olan mekan sanırım insanların uyumamasını sağlamak için oldukça soğuk tutuluyor. Sonuç olarak ben otelden her anlamda çok memnun kaldım.



Arkadaşlarımın görüşüne gelince;
İki arkadaşım benden 2 ay sonra burada konakladılar. Dönüşte onları dinlediğimde ise çok şaşırdım. Benim o yere göğe koyamadığım otelin yerinde yeller esiyordu. Yemekler ve hizmet son derece kötüymüş. Kaldıkları için pişman olmuşlar deyim yerindeyse. Odaları temizlenmemiş, yemekler az ve lezzetsizmiş. (Gerçi bunun sebebi otelin bu iki aylık sürede el değiştirmesi ve yeniden yapılanma sürecine girmesiymiş. Duyduklarına göre bu süreç sona erdiğinde Mercure Otel Girne'nin en iyi otellerinden biri haline gelecekmiş).
İnşallah o sürecin sonunda benim aklımda kalan haline hatta daha iyisine dönüşür de bir sonraki Kıbrıs seyahatinde tekrar orada kalırım...

Ekleme:
Mercure daha doğrusu şimdiki adıyla Merit otel'e daha sonra tekrar gittim ve yine çok keyif aldım. Otel el değiştirmiş ama hizmet yine çok iyi. Gitmek isteyenlere duyurulur...

5 Eylül 2012 Çarşamba

Bozcaada Destina Otel






Destina yeni bir tesis ve Bozcaada'nın merkezine yürüme mesafesinde şirin bir otel. İşletmecileri Sinem hanım ve eşi Cengizhan Bey otuzlu yaşlarının başında genç ve sevimli bir çift. Onların güleryüzü ve hoş sohbetleri Destina'da kaldığınız günleri daha da hoş bir hale getiriyor. Otelin özelliklerine gelirsek; otel yan yana iki binadan oluşuyor. Odalar ve banyolar temiz, rahat ve aydınlık (dışarıdan biraz ses gelse de ben çok sorun etmedim). Bahçesi ise fotoğraflarda da görebileceğiniz gibi yemyeşil ve çok sevimli. Sabah kahvaltısı da bu şirin bahçede veriliyor. Kahvaltı ise çok leziz. Sinem hanımın elleriyle hazırladığı reçellerin tadı hala damağımda. Bozcaada'da birçok otel ve pansiyon olsa da merkeze yakınlığı ve yeni olması sebebi ile önereceğim bir otel Destina...


8 Mayıs 2012 Salı

The Plaza Hotel - Beyrut





Beyrut'da ikinci kalacağımız otel Hamra Caddesinde bulunan Plaza Hotel'di. Rezervasyonumuzu diğer otelimizde olduğu gibi booking.com dan yapmıştık. Plaza otel biraz bakımsız olsa da temiz ve şehir merkezine yakın olması sayesinde benden artı puan aldı. Olumsuz yanları ise barlardan gelen müzik ve insan sesinin odalardan çok fazla duyulması ve yetersiz kahvaltıydı. Gerçi sese birkaç gece sonra alıştık, kahvaltıyı da 2. günden sonra başka yerlerde yaptık ve bu sorunlar da çözülmüş oldu. 
Bu arada otelde kahvaltı kişi başı 7 dolar, gecelik oda fiyatı ise 90 dolar.
http://www.booking.com/hotel/lb/plaza.en.html