9 Haziran 2015 Salı
4 Haziran 2015 Perşembe
Batum Gezisi 3. Bölüm
Batum'da nereler gezilir, neler yapılır?
Daha önceki yazılarda da bahsettiğim gibi benim gibi müze gezmekten hoşlananlar Batum'da istediklerini pek bulamayacaklar. Ben iki müze gezdim ama pek memnun kaldığımı söyleyemem. İlk gezdiğim müze tarih ve arkeoloji müzesiydi ama bulmak gerçekten de çok zor oldu.
İlk başta elde harita baya bir dolaştık sokakları, herkese sorduk ama ingilizce bilmeme problemlerinden dolayı pek başarılı olamadık bulmakta. En sonunda bir bakkala sorup, duruma göre vazgeçmeye karar verdik ama sormaz olaydık. Bakkalın önünde oturanlardan biri istemediğimiz halde ben sizi götürürüm diye tutturdu. İstemedik çünkü adam öğlen vakti zil zurna sarhoştu ve biz bir türlü ikna edemedik onu. İşin kötüsü ne o bizi anlıyordu ne de biz onu ama adam durmadan konuşuyordu ve ısrarla da cevap bekliyordu. Ne hikmetse o kafayla bizi müzeye götürdü. Biz de teşekkür ettik ama adamın peşimizi bırakmaya niyeti yoktu. Mecburen ona da bilet aldık ve ve yine anlamadığımız halde bize müzede kendince rehberlik etti (Bu arada müze görevlileri de adamı uzaklaştırmaya çalıştı bizden ama o ustalıkla hepsini ekarte etti).
Yarım yamalak müzeyi gezdikten sonra e hadi artık sen git türünden birşey dedik adam inat edince eline biraz para verip, hadi sen birşeyler iç sağol vs. dedikten sonra bizi bıraktı ama onda da baya pazarlık etti para için. Bu müzede pek görecek bişey yoktu açıkçası tek enteresan olan şey arka bahçede bulunan yaklaşık 20 mt'lik bir balina iskeletiydi.
İkinci gezdiğim müze ise resim - heykel müzesiydi ve ilkine göre daha iyiydi. Tablolar biraz bakımsız dursa da gürcü sanatçıların eserlerini tanımak hoş oldu. Bina da daha önceki müzeye nazaran çok daha bakımlıydı.
Batum Bulvarı
Batum'da bence akşamları yapılacak en keyifli şeylerden biri Batum sahilde bulunan parklarda vakit geçirmek oldu. Her yer cıvıl cıvıl. Kurulan havuzlarda akşam dokuzdan sonra ses ve ışık gösterileri düzenleniyor ve gerçekten de çok güzel. Havuzdaki fıskiyeler müziğe göre su fışkırtıyor ve güzel ışıklandırmanın da etkisiyle çok güzel görünüyor (yeni Batum bölgesinde bu gösteriler çok daha büyük havuzlarla sergileniyor. Old town tarafı daha mütevazi). Ayrıca yine bu parklarda birçok gösteri sanatçısı da oluyor geceleri. Kuklacılar, dansçılar, ressamlar, şarkıcılar ne ararsanız var. Fakat bizim en ilgimizi çeken her gece aynı yerde canlı müzik eşliğinde kafkas dansları yapan 20'li yaşlardaki gençler oldu. Neredeyse her gece onları izlemeye gittik. İzleyen halkın da katılımıyla çok keyifli danslar yapıldı.
Sahil tarafında kurulan panayırlarda da çok keyifli saatler geçirdik.
Piazza Batumi
Piazza Batumi de sık sık gittiğimiz yerlerden oldu. Eski Batum tarafında bulunan bu meydanın en büyük özelliği çeşit çeşit cafe-restoranı içermesinin yanı sıra devamlı canlı müzik olması. Hem de son derece ustaca çalınan, rahatsızlık vermeyen bir müzik. Bunun dışında meydanda bulunan saat kulesi de enteresan. Her saat başı çaldığında içinden figürler çıkıyor ve küçükten büyüğe sıralanmış çanlar melodi çalıyor. Son derece hareketli olan bu meydanı da öneririm (hatta son gece defile bile vardı).
Batum'da deniz, plaj vs...
Batum tam anlamıyla bir sahil şehri boydan boya bütün sahilden denize girilebiliyor. Pier Batumi tarafı neredeyse tamamen halk plajı ve ücretsiz. Su inanılmaz temiz ama birden derinleşiyor. Sahil çoğunlukla taşlık. Biz Hem otelin havuzuna girdik hem de plajlara gittik. İlk gittiğimiz plaj kaldığımız otel olan Radisson'un plajıydı (iveria beach) ve giriş kişi başı 15 lari kadardı (15 x 1,6) bu fiyata havlu şemsiye ve şezlong dahildi. İkinci plaj ise Alfabe kulesi'nin yanında olan yine paralı girilen Mandarin Beach'di ve aynı fiyat ve hizmetler geçerliydi. İki plajda da içki vs. kapıda verilen paraya dahil değil ama pahalı da değil.
Bu arada gürcüler alfabeleriyle övünç duyuyorlar ve üzerinde her harfin yer aldığı bir de kule dikmişler sahile. Sahil kısmında kuleyi gördükten sonra bir benzeri Londra'da da olan büyük dönme dolap'a binip (55 m. yüksekliğinde) bütün Batum'u yukarıdan izleyebilirsiniz.
Batum Botanik bahçesi
Batum botanik bahçesi şehrin oldukça dışında. Bu yüzden şoförümüz Edo'yla gittik oraya. Devasa bir alan ve gez gez bitmiyor açıkçası. Yorulanlar yada yaşlılar için elektrikli mini tren gezdiriyor içeride. Tamam çok güzel, yemyeşil ama ben biraz sıkıldım açıkçası burada. Zaten Batum'un her yeri park, her yeri yemyeşil. Tek enteresan olan şey kolumuzda poz veren Şahin (ama o da biraz ürkütücüydü) Hem çok ağırdı hemde pençeleri inanılmaz sıktı kolumu. (ona da 5 lari verdik galiba fotoğraf için) ve devasa kökleri olan ağaçlardı. Giriş yanlış hatırlamıyorsam yabancılara 14, gürcü vatandaşlarına 8 lariydi.
Heykeller
Batum'da her yer heykel dolu bunların en bilinenleri. Medusa heykeli, Poseidon heykeli ve elbetteki Ali ve Nino. Ali ve Nino klasik kavuşamayan aşıkların hikayesi. Buradaki heykel ise gitgide birbirine yaklaşıyor ve yanlış hatırlamıyorsam on dakikada bir iç içe geçiyor. Güzel olan şeyse insanların bu iç içe geçme sırasında alkışlaması onları. İnsanın yüzünü gülümsetip, kalbini aydınlatıyor...
Astronomik saat kulesini, Büyük katedrali de mutlaka görün. Özellikle katedral'in büyüleyici bir havası var...
Bunun dışında Batum yunuslarıyla övünen bir şehir. Şehrin ambleminde bile yunuslar var. Yunus gösterileri de şehrin önemli simgelerinden izlemek isteyenlere. Casinolar ise yine vakit geçirilecek yerlerden. Canlı masaları bilmem ama kollu makinelerde bet'ler çok yüksek değil ama Aklınıza Kıbrıs'ın lüks casinoları gelmesin burada. Biraz da temkinli olmakta yarar var ortamdan dolayı. Maalesef biraz kötü işler dönüyor buralarda (kızlarla ilgili anlarsınız). Hatta bir akşam benim yanımda oturan ve devamlı muhabbet etmeye çalışan bir kadının patronları olduğunu anladık son anda ve çok huzursuz oldum açıkçası.
Özetlersek...
Ben Batum'u çok sevdim. Hatta o kadar sevdim ki bu yaz tekrar gitmek istiyorum. Onca fakirliğe rağmen çalışkan, güleryüzlü insanlarını, cıvıl cıvıl sokaklarını, ufacık şeylerden mutlu olduklarını görünce kendimi sorguladım bir bakıma (Gürcüler maalesef fakir bir halk. Yeni yeni bir şeyler yapılıyor ülkede gelişme adına. Gürcistan'da sigorta, emeklilik gibi şeyler olmadığı için herkes yaşamak için çalışmak zorunda. O yüzden de özellikle Türkiye'de çocuk, hasta bakımı için çalışıyorlar. Maaşlar çok düşük. Edo'nun anlattığına göre hükümet çalışanları harici en yüksek maaş kalp ve beyin üzerine çalışan doktorların. O da türk parasına göre en fazla 5000-6000 civarı. Üniversiteler ve sağlık hizmetleri paralı, ilaçlar çok pahalı. Polis olmak için bile paralı okula gitmek zorundasınız ve okulun yıllık ücreti alacağınız maaştan fazla. Bir tarafta son derece lüks yeni binalar, bir tarafta da teneke kaplı evlerle tam bir curcuna burası). Velhasıl kelam gidin, görün Batum'u. Benim kadar sevmeseniz bile pırıl pırıl bir denize girip, o güzel şaraplarının, peynirlerinin tadına bakın...
Bizi gezdiren Gürcü şoförlerimizin iletişim numaraları
Koba (bizi trabzon havaalanından alıp Batum'a götürdü. Az türkçe biliyor)
+995555 21-81-82
Edo (Batum'dan Trabzona götürdü ve Batum içinde ve çevresinde gezmek istediğimiz uzak yerlere götürdü. Çok iyi türkçe biliyor, birkaç sene türkiye'de çalışmış ve çok sevimli, düzgün bir adam)
(+99593-12-66-01)
Daha önceki yazılarda da bahsettiğim gibi benim gibi müze gezmekten hoşlananlar Batum'da istediklerini pek bulamayacaklar. Ben iki müze gezdim ama pek memnun kaldığımı söyleyemem. İlk gezdiğim müze tarih ve arkeoloji müzesiydi ama bulmak gerçekten de çok zor oldu.
İlk müze
Balina
Batum Bulvarı
Batum'da bence akşamları yapılacak en keyifli şeylerden biri Batum sahilde bulunan parklarda vakit geçirmek oldu. Her yer cıvıl cıvıl. Kurulan havuzlarda akşam dokuzdan sonra ses ve ışık gösterileri düzenleniyor ve gerçekten de çok güzel. Havuzdaki fıskiyeler müziğe göre su fışkırtıyor ve güzel ışıklandırmanın da etkisiyle çok güzel görünüyor (yeni Batum bölgesinde bu gösteriler çok daha büyük havuzlarla sergileniyor. Old town tarafı daha mütevazi). Ayrıca yine bu parklarda birçok gösteri sanatçısı da oluyor geceleri. Kuklacılar, dansçılar, ressamlar, şarkıcılar ne ararsanız var. Fakat bizim en ilgimizi çeken her gece aynı yerde canlı müzik eşliğinde kafkas dansları yapan 20'li yaşlardaki gençler oldu. Neredeyse her gece onları izlemeye gittik. İzleyen halkın da katılımıyla çok keyifli danslar yapıldı.
Sahil tarafında kurulan panayırlarda da çok keyifli saatler geçirdik.
Piazza Batumi
İşte o saat, figür ve çanlar
Piazza Batumi de sık sık gittiğimiz yerlerden oldu. Eski Batum tarafında bulunan bu meydanın en büyük özelliği çeşit çeşit cafe-restoranı içermesinin yanı sıra devamlı canlı müzik olması. Hem de son derece ustaca çalınan, rahatsızlık vermeyen bir müzik. Bunun dışında meydanda bulunan saat kulesi de enteresan. Her saat başı çaldığında içinden figürler çıkıyor ve küçükten büyüğe sıralanmış çanlar melodi çalıyor. Son derece hareketli olan bu meydanı da öneririm (hatta son gece defile bile vardı).
Batum'da deniz, plaj vs...
Batum tam anlamıyla bir sahil şehri boydan boya bütün sahilden denize girilebiliyor. Pier Batumi tarafı neredeyse tamamen halk plajı ve ücretsiz. Su inanılmaz temiz ama birden derinleşiyor. Sahil çoğunlukla taşlık. Biz Hem otelin havuzuna girdik hem de plajlara gittik. İlk gittiğimiz plaj kaldığımız otel olan Radisson'un plajıydı (iveria beach) ve giriş kişi başı 15 lari kadardı (15 x 1,6) bu fiyata havlu şemsiye ve şezlong dahildi. İkinci plaj ise Alfabe kulesi'nin yanında olan yine paralı girilen Mandarin Beach'di ve aynı fiyat ve hizmetler geçerliydi. İki plajda da içki vs. kapıda verilen paraya dahil değil ama pahalı da değil.
Batum Botanik bahçesi
Ne olur ne olmaz bakışıyla ben...
Batum botanik bahçesi şehrin oldukça dışında. Bu yüzden şoförümüz Edo'yla gittik oraya. Devasa bir alan ve gez gez bitmiyor açıkçası. Yorulanlar yada yaşlılar için elektrikli mini tren gezdiriyor içeride. Tamam çok güzel, yemyeşil ama ben biraz sıkıldım açıkçası burada. Zaten Batum'un her yeri park, her yeri yemyeşil. Tek enteresan olan şey kolumuzda poz veren Şahin (ama o da biraz ürkütücüydü) Hem çok ağırdı hemde pençeleri inanılmaz sıktı kolumu. (ona da 5 lari verdik galiba fotoğraf için) ve devasa kökleri olan ağaçlardı. Giriş yanlış hatırlamıyorsam yabancılara 14, gürcü vatandaşlarına 8 lariydi.
Heykeller
Ali ve Nino
Poseidon
Astronomik saat kulesini, Büyük katedrali de mutlaka görün. Özellikle katedral'in büyüleyici bir havası var...
Katedral
Bunun dışında Batum yunuslarıyla övünen bir şehir. Şehrin ambleminde bile yunuslar var. Yunus gösterileri de şehrin önemli simgelerinden izlemek isteyenlere. Casinolar ise yine vakit geçirilecek yerlerden. Canlı masaları bilmem ama kollu makinelerde bet'ler çok yüksek değil ama Aklınıza Kıbrıs'ın lüks casinoları gelmesin burada. Biraz da temkinli olmakta yarar var ortamdan dolayı. Maalesef biraz kötü işler dönüyor buralarda (kızlarla ilgili anlarsınız). Hatta bir akşam benim yanımda oturan ve devamlı muhabbet etmeye çalışan bir kadının patronları olduğunu anladık son anda ve çok huzursuz oldum açıkçası.
Özetlersek...
Teneke Ev
Ben Batum'u çok sevdim. Hatta o kadar sevdim ki bu yaz tekrar gitmek istiyorum. Onca fakirliğe rağmen çalışkan, güleryüzlü insanlarını, cıvıl cıvıl sokaklarını, ufacık şeylerden mutlu olduklarını görünce kendimi sorguladım bir bakıma (Gürcüler maalesef fakir bir halk. Yeni yeni bir şeyler yapılıyor ülkede gelişme adına. Gürcistan'da sigorta, emeklilik gibi şeyler olmadığı için herkes yaşamak için çalışmak zorunda. O yüzden de özellikle Türkiye'de çocuk, hasta bakımı için çalışıyorlar. Maaşlar çok düşük. Edo'nun anlattığına göre hükümet çalışanları harici en yüksek maaş kalp ve beyin üzerine çalışan doktorların. O da türk parasına göre en fazla 5000-6000 civarı. Üniversiteler ve sağlık hizmetleri paralı, ilaçlar çok pahalı. Polis olmak için bile paralı okula gitmek zorundasınız ve okulun yıllık ücreti alacağınız maaştan fazla. Bir tarafta son derece lüks yeni binalar, bir tarafta da teneke kaplı evlerle tam bir curcuna burası). Velhasıl kelam gidin, görün Batum'u. Benim kadar sevmeseniz bile pırıl pırıl bir denize girip, o güzel şaraplarının, peynirlerinin tadına bakın...
Bizi gezdiren Gürcü şoförlerimizin iletişim numaraları
Koba (bizi trabzon havaalanından alıp Batum'a götürdü. Az türkçe biliyor)
+995555 21-81-82
Edo (Batum'dan Trabzona götürdü ve Batum içinde ve çevresinde gezmek istediğimiz uzak yerlere götürdü. Çok iyi türkçe biliyor, birkaç sene türkiye'de çalışmış ve çok sevimli, düzgün bir adam)
(+99593-12-66-01)
30 Mayıs 2015 Cumartesi
Batum'u gezmeye devam ediyoruz...
Genel bilgiler:
Tarihi, Avrupa yada Türkiye gibi gezilecek çok yeri olmamasına rağmen Batum keyifle hatırladığım günler geçirtti bana geçen yaz. Hatta kısmetse bu yaz da gitmeyi planlıyorum. O günlerin güzel hatırlanmasına sebep olan şeylerden biri de eşimin iş bağlantılarının olduğu gürcü iş arkadaşlarının ve genel olarak gürcülerin içten ve sıcak davranışları da ayrıca.
Bir önceki yazıda bahsetmiştim. Batum'a daha doğrusu Gürcistan'a ya Sarp sınır kapısından karayoluyla yada uçakla İstanbul'dan gidebilirsiniz. Gürcistan türk vatandaşlarına vize uygulamadığı için nüfus cüzdanınızı kullanabilirsiniz. Pasaportla giriş yapmak isterseniz ise yanınızda harç pulunun bulunması gerekiyor.
Gürcistanın para birimi lari. 1 lari yaklaşık 1.6 TL. Ama ucuz bir ülke olduğu için bu ufak yükseklik pek etkilemiyor insanı. Batum düz bir şehir olduğu için yürüyerek gezilecek bir yapıya sahip. Yorulduğunuz noktada ise taksiler yetişiyor imdadınıza. Yol kenarında beklerken normal bir binek araba taksi tabelasını takıveriyor tepeye ve al sana taksi. Arabalarda taksimetre türü birşey olmadığı için pazarlık usulü yürüyor işler (bu arada Batum'da toplu taşımada var ama biz kullanmadık. Alfabeleri hiç anlaşılmadığı ve ingilizce bilen de pek olmadığı için riske atmak istemedik).
İnsanlar ise her konuda çok yardımcı ve genel olarak çok güler yüzlü. (Yalnız şunu eklemek isterim, bu sizin de davranışlarınıza ve görünüşünüze göre değişiyor. Benim hissettiğim başka amaçlarla -fuhuş vs.- gelen ve hafta sonu günübirlik çoluk çocuk gelen türklerden pek hoşlanmadıkları. Çünkü çöp atmayın, gürültü yapmayın türü uyarı tabelalarının çoğu türkçe. Gerçekten çok temiz ve düzenli olan şehir, pazar günü tam bir keşmekeş yaşıyor günübirlik gelenlerin artmasıyla...)
Bunun yanısıra Batum şu anda tam bir yenilenme sürecinde ve inşaat şirketlerinin neredeyse tamamı türk firmalar. Otellerin çoğu da türklere ait. Batum yemyeşil bir şehir ayrıca. Her yerde parklar, göletler var. Şehrin ortasındaki parklarda ceylanlar, midilliler, çeşit çeşit kuşlar son derece geniş ve rahat ortamlarda halka açık olarak besleniyorlar.
Biz her hangi bir sorun yaşamadık ama Batum'a ağrı kesici bile olsa reçetesiz ilaç ve bir iki paketin üstünde sigara sokmak yasakmış. Bilginize...
Batum'da yeme - içme
Haçapuri olsa da yesek
En ünlü restoranları ise;
Megreli Lazuri (Buraya gittim. Yemekler daha önce de dediğim gibi et ağırlıklı. En ünlü dediysem aklınıza bizim ünlüler gibi gelmesin. Daha çok bir taverna havasında. Canlı müzik eşliğinde bol bol dans edilen bir yer.)
Megreli Lazuri'den. Aşırı derecede sarımsaklıydı...
Gorki caddesinde bulunan küçük cafelerde de yemek yiyebilirsiniz ama ben sevmedim burada yediğim yemeği (adını hatırlamıyorum). Daha önce yazdığım gibi garip bir koku ve tat vardı. Yağdan sanırım...
Eski Batum tarafında bulunan Piazza meydanındaki cafeler ise gerçekten keyifli. Hem kaliteli bir canlı müzik vardı. Hem de tatlı türü yiyebileceğiniz cafeler vardı (Gürcistan'da pek tatlı kültürü yok açıkçası. Kremalı, çikolatalı birşey bulmak zor biraz. En ünlü tatlıları ise bizim başka isimle bildiğimiz "Paklava".
Gürcülerde sofra kuralları ve adabı çok önemli. Yemekte çoğunlukla kırmızı şarap içiliyor (mutlaka alın seviyorsanız) ve kadehiniz asla boş kalmıyor. Herkes bir iki lokma birşey yedikten sonra kadehler kaldırılıyor ve iyi niyetler söyleniyor misafire (eşimle bana çok güzel dileklerde bulundular sağolsunlar ama durmaksızın içmek biraz ağır geldi doğrusu). Sonra birkaç lokma daha yeniyor ve başka birisi kadeh kaldırıyor ve her yudumda kadehiniz doldurulduğu için ne kadar içtiğinizi anlamayıp gümlüyorsunuz bir süre sonra. Bütün yemek boyunca da aynı ritüel devam ediyor. Şarabın yanında genellikle de armut suyu içiyorlar. Sonunda konuşmaya mecalin kalırsa içmekten teşekkür konuşması yapmak da hoş oluyor...
Batum'da alışveriş
Pazarda balcı..
Açıkçası Batum'da alışveriş yapabileceğiniz mağaza pek yok. En ucuz şey sigara, şarap ve peynir. Peynirleri gerçekten muhteşem. Kırmızı şarapları ise ayrı bir lezzet. Tatlı ve içimi çok rahat. (hatta bizi uzak yerlere gezdiren şoförümüz Edo ilaç bu ilaç diyordu. Eşimin iş arkadaşı ise gürcülerin neşesini ve yaşam sevincini şaraba bağlamıştı). Ben şarap olarak Kvanchkara'yı öneririm diğerlerine nazaran biraz pahalı ama güzel. Daha uygun fiyatlı birçok markada var yanısıra. Eğer güvenilir bir yer bulabilirseniz balları da çok lezzetli. Armut suyu ise gürcülerin çok severek içtikleri gazlı bir içecek. Belki hoşunuza gidebilir. Meyve ve sebze ise taze ve çok çeşitli. Hergün kurulan yerel pazarda çok çeşit bulabilirsiniz pazar gezmeyi severseniz. Gözünüzün önünde tavuk, kaz vs kestikleri için ve özellikle domuz satılan yer çok kötü koktuğu için ben pek hoşlanmadım buradan o yüzden tam yerini pek hatırlamıyorum. Bunun dışında pek alacak birşey yok Batum'da...
Batum birinci bölüm
http://tatilname.blogspot.com.tr/2015/05/gurcistan-batum-gezi-notlar-1-bolum.html
11 Mayıs 2015 Pazartesi
Gürcistan - Batum gezi notları: 1. Bölüm
Gürcistan'a geçen yaz gittim ama araya giren çeşitli seyahatler, işler vs. sonunda bu zamana kısmet oldu yazmak. İtalya ve Fransa'yı yazmayı henüz bitiremedim ama yaz tatili planı yapanlar için bu yazıyı öne çekmek istedim.
Öncelikle belirtmem gerekirse Avrupa yada Türkiye gibi gezip, görecek çok yer olmasa da ben Gürcistana bayıldım. Hatta bu yaz tekrar gitmeyi bile düşünüyorum. Şunu yedim, buraya gittim kısmına gelmeden önce biraz Gürcistan daha doğrusu Batum hakkında genel bilgiler vermek istiyorum...
Batum komşumuz Gürcistan'ın en bilinen ve popüler şehirlerinden birisi (diğeri de Tiflis). Yakınlığı ve sınırdan nüfus cüzdanıyla geçebilmenin verdiği rahatlık sonucu da ülkemizden çok sayıda uzun süreli yada günü birlik çok sayıda turiste de ev sahipliği yapıyor. Sarp sınır kapısından sadece 20 km. içeride. Batum yada onların deyişiyle Batumi Acara özerk bölgesinin başkenti ve bir deniz kenti. Gürcistan'ın resmi dili gürcüce ama Batum'da rusça ve türkçe de yaygın. İngilizce bilenler çoğunlukla otel çalışanlarıylı sınırlı maalesef. Uyarı ve açıklama tabelalarında bu üç dil de yer alıyor (enteresan olanı çöp atmayın, kilisede ses yapmayın gibi uyarı levhaları sadece türkçe!). Bu arada gürcü alfabesi çok enteresan bir alfabe. Latin harfleri yok, harfler resimlere benziyor (bana biraz sanskritçeyi andırdı. Ama çok estetik görünüyor). Büyük küçük harf ayrımı yok ve dünya üzerinde yaygın olarak kullanılan 14 alfabeden birisi. Ama günaydın ve teşekkür ederim gibi basit şeyleri demek bile bence zor.Unutuyor insan (Günaydın: Dilemşudovisa teşekkürler: magloba gibi birşey yanlış hatırlamıyorsam). Bu arada Batum'la aramızda 1 saat fark var...
Batum'a nasıl gidilir?
Uçakla İstanbul'dan direkt Batum'a uçabilirsiniz. Ankaradan direkt uçuş olmadığı için biraz da geze geze gitmek için biz Trabzon'a kadar uçakla gittik, eşim iş için çok sık Gürcistana gittiği için havaalanından daha önceden tanıdığı bir şoför bizi aldı ve Sarp sınır kapısına götürdü. (Trabzon Sarp arası yaklaşık 1.5 saat. Şoförümüzün adı Koba ve çok az türkçe biliyordu. İletişim bilgilerini ilerki bölümlerde yazacağım). Açıkçası bir dahaki sefer uçakla gideceğim çünkü sınır kapısı tam bir felaket. Saatlerce bekletecek araba kuyrukları var ve sıcak yaz aylarında çekilecek dert değil. Arabamız lüks vs. olsa da o kadar kargaşa ve sıcak var ki beklenmez orada. Bu beklemeyi atlatmak için bizim akıllı karadenizli gençlerimiz de bir yöntem bulmuş. Şöyle ki; aralara kendi arabalarını koymuşlar ve her ne kadar polisle bu konuda tartışsalar da 30-40 tl karşılığında sizi araya sokuveriyorlar. Normalde böyle şeylere çok karşı olsam da sonuçta dayanamadık ve araya girdik bizde. Sınır kapısından biz pasaportlarımızla geçtik ama daha önce de yazdığım gibi nüfus cüzdanıyla da geçebiliyorsunuz vize olmadığı için (pasaportla geçecekseniz yanınızda harç pulu olması gerekiyor). Koba sık sık giriş çıkış yaptığı için görevlilerin çoğu onu tanıyordu sınır kapısında fazla beklemeden hatta neredeyse arabadan bile inmeden işlemleri hallettik ve ver elini Batum...
Batum'da nerede kaldık?
Batum yeni yeni gelişmeye başlayan bir şehir. Sheraton gibi birçok büyük otel zinciri burada otel açmış yada inşaat halinde. Biz Radisson Blu'da kaldık ve ben çok memnun kaldım otelin herşeyinden. Old Batumi denilen eski şehire çok yakındı, kendi plajı vardı (zaten Batum sahil şeridinin her yeri plaj ve tertemiz) ve geceleri cıvıl cıvıl olan bulvara da yürüyüş mesafesindeydi (Oteller kısmında ayrıntılı yazacağım ve linkini buraya ekleyeceğim). Bu arada Radisson'un sahibi türk bir iş adamı olduğu için kahvaltısı bize çok yakındı. Ki benim gibi fazla et sevmeyenlerdenseniz Gürcistan'da işiniz zor ve kahvaltı en önemli öğün oluyor.
Batum'da ne yapılır?
Detayları sonraki bölümde yazacağım ama öncelikle şunu söylemeliyim ki bol bol denize girilir. O kadar güzel ve temiz ki. Kumar oynamayı sevenler için casinoları da birer cazibe merkezi. Ama aklınıza Kıbrıs yada diğer ülkelerdeki lüks yerler gelmesin. Buradakiler biraz daha mütevazi. Müze gezerim diyorsanız benim gibi müze manyağı birinden tavsiye müzeleri boşverin gitmeseniz de olur. En güzel zaman geçirilecek yerlerden birisi ise sahildeki parklar ve su gösterileri. Herkes neşeli, cıvıl cıvıl.
Bir sonraki yazıda detaylı Batum incelemesine başlıyoruz...
Batum ikinci bölüm
http://tatilname.blogspot.com.tr/2015/05/batumu-gezmeye-devam-ediyoruz.html
Öncelikle belirtmem gerekirse Avrupa yada Türkiye gibi gezip, görecek çok yer olmasa da ben Gürcistana bayıldım. Hatta bu yaz tekrar gitmeyi bile düşünüyorum. Şunu yedim, buraya gittim kısmına gelmeden önce biraz Gürcistan daha doğrusu Batum hakkında genel bilgiler vermek istiyorum...
Batum komşumuz Gürcistan'ın en bilinen ve popüler şehirlerinden birisi (diğeri de Tiflis). Yakınlığı ve sınırdan nüfus cüzdanıyla geçebilmenin verdiği rahatlık sonucu da ülkemizden çok sayıda uzun süreli yada günü birlik çok sayıda turiste de ev sahipliği yapıyor. Sarp sınır kapısından sadece 20 km. içeride. Batum yada onların deyişiyle Batumi Acara özerk bölgesinin başkenti ve bir deniz kenti. Gürcistan'ın resmi dili gürcüce ama Batum'da rusça ve türkçe de yaygın. İngilizce bilenler çoğunlukla otel çalışanlarıylı sınırlı maalesef. Uyarı ve açıklama tabelalarında bu üç dil de yer alıyor (enteresan olanı çöp atmayın, kilisede ses yapmayın gibi uyarı levhaları sadece türkçe!). Bu arada gürcü alfabesi çok enteresan bir alfabe. Latin harfleri yok, harfler resimlere benziyor (bana biraz sanskritçeyi andırdı. Ama çok estetik görünüyor). Büyük küçük harf ayrımı yok ve dünya üzerinde yaygın olarak kullanılan 14 alfabeden birisi. Ama günaydın ve teşekkür ederim gibi basit şeyleri demek bile bence zor.Unutuyor insan (Günaydın: Dilemşudovisa teşekkürler: magloba gibi birşey yanlış hatırlamıyorsam). Bu arada Batum'la aramızda 1 saat fark var...
Batum'a nasıl gidilir?
Uçakla İstanbul'dan direkt Batum'a uçabilirsiniz. Ankaradan direkt uçuş olmadığı için biraz da geze geze gitmek için biz Trabzon'a kadar uçakla gittik, eşim iş için çok sık Gürcistana gittiği için havaalanından daha önceden tanıdığı bir şoför bizi aldı ve Sarp sınır kapısına götürdü. (Trabzon Sarp arası yaklaşık 1.5 saat. Şoförümüzün adı Koba ve çok az türkçe biliyordu. İletişim bilgilerini ilerki bölümlerde yazacağım). Açıkçası bir dahaki sefer uçakla gideceğim çünkü sınır kapısı tam bir felaket. Saatlerce bekletecek araba kuyrukları var ve sıcak yaz aylarında çekilecek dert değil. Arabamız lüks vs. olsa da o kadar kargaşa ve sıcak var ki beklenmez orada. Bu beklemeyi atlatmak için bizim akıllı karadenizli gençlerimiz de bir yöntem bulmuş. Şöyle ki; aralara kendi arabalarını koymuşlar ve her ne kadar polisle bu konuda tartışsalar da 30-40 tl karşılığında sizi araya sokuveriyorlar. Normalde böyle şeylere çok karşı olsam da sonuçta dayanamadık ve araya girdik bizde. Sınır kapısından biz pasaportlarımızla geçtik ama daha önce de yazdığım gibi nüfus cüzdanıyla da geçebiliyorsunuz vize olmadığı için (pasaportla geçecekseniz yanınızda harç pulu olması gerekiyor). Koba sık sık giriş çıkış yaptığı için görevlilerin çoğu onu tanıyordu sınır kapısında fazla beklemeden hatta neredeyse arabadan bile inmeden işlemleri hallettik ve ver elini Batum...
Batum'da nerede kaldık?
Batum yeni yeni gelişmeye başlayan bir şehir. Sheraton gibi birçok büyük otel zinciri burada otel açmış yada inşaat halinde. Biz Radisson Blu'da kaldık ve ben çok memnun kaldım otelin herşeyinden. Old Batumi denilen eski şehire çok yakındı, kendi plajı vardı (zaten Batum sahil şeridinin her yeri plaj ve tertemiz) ve geceleri cıvıl cıvıl olan bulvara da yürüyüş mesafesindeydi (Oteller kısmında ayrıntılı yazacağım ve linkini buraya ekleyeceğim). Bu arada Radisson'un sahibi türk bir iş adamı olduğu için kahvaltısı bize çok yakındı. Ki benim gibi fazla et sevmeyenlerdenseniz Gürcistan'da işiniz zor ve kahvaltı en önemli öğün oluyor.
Batum'da ne yapılır?
Detayları sonraki bölümde yazacağım ama öncelikle şunu söylemeliyim ki bol bol denize girilir. O kadar güzel ve temiz ki. Kumar oynamayı sevenler için casinoları da birer cazibe merkezi. Ama aklınıza Kıbrıs yada diğer ülkelerdeki lüks yerler gelmesin. Buradakiler biraz daha mütevazi. Müze gezerim diyorsanız benim gibi müze manyağı birinden tavsiye müzeleri boşverin gitmeseniz de olur. En güzel zaman geçirilecek yerlerden birisi ise sahildeki parklar ve su gösterileri. Herkes neşeli, cıvıl cıvıl.
Bir sonraki yazıda detaylı Batum incelemesine başlıyoruz...
Batum ikinci bölüm
http://tatilname.blogspot.com.tr/2015/05/batumu-gezmeye-devam-ediyoruz.html
9 Nisan 2015 Perşembe
Erimtan Arkeoloji ve Sanat müzesi / Ankara
Aslında sıra Vatikan'a gelmişti ama geçtiğimiz hafta sonu gezdiğim bu müzeyi bir an önce yazmak istedim açıkçası.
Müze Mühendis ve koleksiyoner Yüksel Erimtan'ın yıllar içinde biriktirdiği arkeolojik eserlerin bir araya getirilmesiyle ortaya çıkmış özel bir müze. Ankara Kalesi'nin hemen karşısında yer alıyor.
Yüksel Erimtan'ın koleksiyonu 60'lı yıllarda Tarsus yakınlarında çalışırken Roma yüzük taşlarıyla başlamış daha sonraki yıllarda ise daha yetkin ve belirli eser gruplarına yönelik olarak genişletilmiş.
Yüksel Erimtan 2009 yılında Yüksel Erimtan Kültür ve Sanat Vakfı'nı kurarak, Anadolu kültür varlıklarının ülke içinde ve dışında tanıtılmasını sağlamayı da hedeflemiş.
Müzede sergilenen eserler M.Ö. 3000'li yıllara dayanan Eski tunç ve hitit çağı ile başlayıp, geç Roma ve Bizans dönemine kadar uzanan bir dönemi içeriyor. Ayrıca müzede geniş bir de sikke koleksiyonu var. Müze zaten çok emek verilerek eski bir Ankara evinin restorasyonu ile yapılmış ama asıl emek sergilenen eserlerin sunumunda. Yıllardır yurt içinde, yurt dışında olsun çok müze gezdim ama Erimtan müzesinde gördüğüm sergileme yurt içindeki birçok müzeye taş çıkartır nitelikteydi. Özellikle sikkelerin sergilenişi bence görülmeye değer.
Sikkeler sanırım pleksi tipinde muhafazaların içine yerleştirilmiş ve bu muhafazaları çektiğinizde ledlerle aydınlatılıyorlar. Böylelikle eserlerin iki yüzünü de net bir şekilde görebiliyorsunuz. (Ne yazık ki fotoğraflar cep telefonu ile çektiğimden ve biraz da elim titrediği için net değil ama en kısa zamanda tekrar gidip fotoğraf makinesi ile çekeceğim)
Gezdiğim müzelerde genellikle şikayetçi olduğum eserlerin yanlış sergilenmesi, sunumu, ışıklandırması ve korunması konusunda bu kadar titiz davranılması bile müzeyi görmek, gezmek için yeter. (Aslında tabii ki yetmez ama genelde o kadar kötü örneklerle karşılaşıyoruz ki müzecilik anlamında herşeyin bu kadar yerli yerinde olduğu bir yer görünce gözlerim ışıldıyor. Mesela iki ay kadar önce gittiğim Kayseri müzesi tam bir felaketti. İtalya, Fransa ve Gürcistan yazılarını bitirebilirsem sıra ona da gelecek).
Müzenin girişi yanlış hatırlamıyorsam 7 TL. ve müzekart geçerli.
Müze Mühendis ve koleksiyoner Yüksel Erimtan'ın yıllar içinde biriktirdiği arkeolojik eserlerin bir araya getirilmesiyle ortaya çıkmış özel bir müze. Ankara Kalesi'nin hemen karşısında yer alıyor.
Yüksel Erimtan 2009 yılında Yüksel Erimtan Kültür ve Sanat Vakfı'nı kurarak, Anadolu kültür varlıklarının ülke içinde ve dışında tanıtılmasını sağlamayı da hedeflemiş.
Müzede sergilenen eserler M.Ö. 3000'li yıllara dayanan Eski tunç ve hitit çağı ile başlayıp, geç Roma ve Bizans dönemine kadar uzanan bir dönemi içeriyor. Ayrıca müzede geniş bir de sikke koleksiyonu var. Müze zaten çok emek verilerek eski bir Ankara evinin restorasyonu ile yapılmış ama asıl emek sergilenen eserlerin sunumunda. Yıllardır yurt içinde, yurt dışında olsun çok müze gezdim ama Erimtan müzesinde gördüğüm sergileme yurt içindeki birçok müzeye taş çıkartır nitelikteydi. Özellikle sikkelerin sergilenişi bence görülmeye değer.
Sikkeler sanırım pleksi tipinde muhafazaların içine yerleştirilmiş ve bu muhafazaları çektiğinizde ledlerle aydınlatılıyorlar. Böylelikle eserlerin iki yüzünü de net bir şekilde görebiliyorsunuz. (Ne yazık ki fotoğraflar cep telefonu ile çektiğimden ve biraz da elim titrediği için net değil ama en kısa zamanda tekrar gidip fotoğraf makinesi ile çekeceğim)
Gezdiğim müzelerde genellikle şikayetçi olduğum eserlerin yanlış sergilenmesi, sunumu, ışıklandırması ve korunması konusunda bu kadar titiz davranılması bile müzeyi görmek, gezmek için yeter. (Aslında tabii ki yetmez ama genelde o kadar kötü örneklerle karşılaşıyoruz ki müzecilik anlamında herşeyin bu kadar yerli yerinde olduğu bir yer görünce gözlerim ışıldıyor. Mesela iki ay kadar önce gittiğim Kayseri müzesi tam bir felaketti. İtalya, Fransa ve Gürcistan yazılarını bitirebilirsem sıra ona da gelecek).
Müzenin girişi yanlış hatırlamıyorsam 7 TL. ve müzekart geçerli.
3 Mart 2015 Salı
Roma: Gladyatörlerin destansı şehri / 2.bölüm
İspanyol Merdivenleri
Açıkçası bana göre o meşhur ispanyol merdivenlerinin pek de ahım şahım bir özelliği yok. Bence en büyük özelliği yer aldığı meydanın ve çevresinin en lüks mağazalar ve restoran, cafelerle çevrili olması. Zaten şansımıza orada da restorasyon vardı Trevi de olduğu gibi. Tıklım tıkış olması tek özelliği...
Yinede tarihinden ve neden bu adı aldığından bahsedeyim biraz. Merdivenler 1725 yılında açılmış. En önemli özelliği kelebek biçimli tasarlanması. o dönemde İspanya büyükelçisi bu meydanda yaşadığı için meydan ve merdivenler bu ismi almış. Alışveriş ve iyi marka meraklıları için de ünlü Via Condotti caddesi hemen bu merdivenlerin karşısında... (Bu arada bu merdivenler ve trevi çeşmesi en çok hırsızlık olaylarının yaşandığı yerlermiş kalabalıktan dolayı. Bilginize...)
Pantheon
Pantheon yunanca tüm tanrıların tapınağı demekmiş. İmparator Hadrianus tarafından 118 - 125 tarihleri arasında inşa ettirilmiş. Pantheon Romada bulunan en eski beton kubbeli ve sağlam kalan binaymış. 43 metrelik çapı bulunan kubbenin o zamanın teknolojisi ile betondan yapılması hala araştırılıyormuş. Söylenenlere göre Pantheon'un o meşhur kubbesinde bulunan delikten sadece ışık giriyormuş ve nasıl bir hesaplama yapılmışsa yağmur, kar vs. girmiyormuş...
Açıkçası Pantheon'un hem ürkütücü hem de büyüleyici bir havası var. Bu kadar iyi korunmuş olması da bu etkileri arttırıyor...
İnternetten bulduğum fotoğraf ne demek istediğimi anlatabilir tam olarak...
Açıkçası bana göre o meşhur ispanyol merdivenlerinin pek de ahım şahım bir özelliği yok. Bence en büyük özelliği yer aldığı meydanın ve çevresinin en lüks mağazalar ve restoran, cafelerle çevrili olması. Zaten şansımıza orada da restorasyon vardı Trevi de olduğu gibi. Tıklım tıkış olması tek özelliği...
Yinede tarihinden ve neden bu adı aldığından bahsedeyim biraz. Merdivenler 1725 yılında açılmış. En önemli özelliği kelebek biçimli tasarlanması. o dönemde İspanya büyükelçisi bu meydanda yaşadığı için meydan ve merdivenler bu ismi almış. Alışveriş ve iyi marka meraklıları için de ünlü Via Condotti caddesi hemen bu merdivenlerin karşısında... (Bu arada bu merdivenler ve trevi çeşmesi en çok hırsızlık olaylarının yaşandığı yerlermiş kalabalıktan dolayı. Bilginize...)
Pantheon
Pantheon yunanca tüm tanrıların tapınağı demekmiş. İmparator Hadrianus tarafından 118 - 125 tarihleri arasında inşa ettirilmiş. Pantheon Romada bulunan en eski beton kubbeli ve sağlam kalan binaymış. 43 metrelik çapı bulunan kubbenin o zamanın teknolojisi ile betondan yapılması hala araştırılıyormuş. Söylenenlere göre Pantheon'un o meşhur kubbesinde bulunan delikten sadece ışık giriyormuş ve nasıl bir hesaplama yapılmışsa yağmur, kar vs. girmiyormuş...
Açıkçası Pantheon'un hem ürkütücü hem de büyüleyici bir havası var. Bu kadar iyi korunmuş olması da bu etkileri arttırıyor...
İnternetten bulduğum fotoğraf ne demek istediğimi anlatabilir tam olarak...
Altare Della Patria / Vittorio Emanuele II Abidesi
İtalyanlar bu abide ile beyaz pasta diye dalga geçiyorlarmış galiba. Tabii ki Roma'da bulunan diğer tarihi eserlerin içinde esamesi okunmayabilir ama ben çok beğendim bu anıtı açıkçası. 1911 - 1925 yılları arasında inşa edilerek Birleşik İtalya Krallığının ilk kralı Victor Emanuel adına yapılmış. Beyaz mermerden yapılan abide 135 metre eninde ve 70 metre yüksekliğinde. Yapının alt kısmında da İtalya Birleşme müzesi bulunuyor. Anıtın üst tarafında da girişi paralı olan bir seyir terası var.
Navona Meydanı
Romada bulunan en ünlü meydanlardan biri olan Navona aslında stadyum olarak Barok tarzında inşa edilmiş. Romalılar döneminde adı Dominitian stadyumu olan bu meydan 30.000 izleyici kapasitesine sahipmiş. Meydanda Bernini gibi ünlü sanatçıların eserleri, çeşmeleri bulunuyor. Gerçekten de çok keyifli ve cıvıl cıvıl bir meydan. Özellikle geceleri çeşmelerin ışıklardırmalarıyla da ayrı bir havaya bürünüyor.
Biz bir akşam yemek için Navona meydanının çevresinde bulunan restoranlardan birini seçtik. Yemekler gayet güzeldi (Deniz ürünlü makarna, çeşitli deniz ürünleri ve tatlı yedik. Yanında da şarap içtik.) Fiyat ise adam başı yaklaşık 40-45 eu kadardı. Yemek yediğimiz yerin fotoğrafı aşağıda...
Roma 1. Bölüm
İtalya, Roma ve diğer ayrıntılı gezi fotoğraflarıma ana sayfada bulunan İnstagram adresimden ulaşabilirsiniz...
Gelecek yazıda Vatikandayız...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
































