15 Ekim 2010 Cuma

İznik Şehir Surları




İznik'in çevresini beş kenarlı çokgen şeklinde kuşatan 4 ana (İstanbul Kapı, Yenişehir Kapı, Lefke Kapı, Göl Kapı) ve 12 tali kapısı bulunan surlar, 4970 metre uzunluğundadır. İznik'in iki ana caddesinin kesiştiği noktadan bakıldığında, 4 ana kapı görünür. Yüksekliği 10-13 metre arasında değişen surlarda, yuvarlak ve kare şeklinde 114 burç bulunmaktadır. Helenistik dönemde inşa edilmeye başlanan surlar, Roma ve Bizans dönemlerinde yapılan yeni ilavelerle günümüzdeki şeklini almıştır. Depremler, fiziki etkenler ve saldırılar (kuşatmalar) nedeniyle zaman zaman zarar gören surlar ya yeniden yapılmış ya da onarım görmüşlerdir.

St. Sophia (Ayasofya) Müzesi / İznik







Ayasofya müzesi uzun yıllardır oldukça bakımsız kalmasına rağmen herşeye meydan okuyarak ayakta kalmayı kısmen de olsa başarmış muhteşem bir yapı. Duvarlarda silik de olsa kilise döneminde yapılan freskleri ve cami olarak kullanıldığı dönemde yapılan islami duvar süslemelerini görmek hala mümkün. Üzücü olansa yıkılan ve yıllardır açık kalan çatısının tamir edilmesine rağmen yinede oldukça harap bir halde olması.

Müze hakkında bilgi

Müze şehrin tam ortasında, kentin dört kapısına ulaşan yolların kesiştiği noktada yer almaktadır. İlk olarak M.S. VII. yüzyılda Romalılar tarafından inşa edilen Gimnasium üzerine Bizans Döneminde Bazilika olarak inşa edilmiş olan Ayasofya Müzesi, çeşitli hasar ve onarımlar nedeniyle bugüne kadar büyük bir değişime uğramış. XI. yüzyıldaki depremden sonra yenilenmiş. Orhan Gazi tarafından 1331 yılında camiye dönüştürülen yapı, Kanuni döneminde Mimar Sinan tarafından yapılan büyük değişikliklerle yenilenmiş. 1935 ve 1953 yılında gerçekleştirilen onarım sırasında, renkli taşlardan taban mozaikleri ve Sythronon'u ortaya çıkartılmıştır. Apsisin yanındaki odaların içinde freskolar var. (not: bu fresklerden Hz. İsa'yı simgeleyenlerden birinin yüz kısmı yerinden tamamen sökülmüş). M.S. 787 yılında (24 Eylül-23 Ekim) VII. Ekümenik Konsil bu binada toplanmıştır. (kaynak: http://www.iznik.gov.tr/)

Süleymanpaşa Medresesi / İznik







İznik'e yolunuz düşerse mutlaka uğramanız gereken yerlerden biri de bu medrese. Şu anda çiniciler çarşısı olan medresede huzurlu ve sessiz bir ortamda tarihi hissederek çay, kahve içebilir, küçük çini mağazalarından alışveriş yapabilirsiniz...


Tarihi:
Süleymanpaşa Medresesi Selçuklu medrese mimarisinin etkisinde kalmadan yapılmış, özgün nitelikli ilk Osmanlı medreselerinden birisidir. Kitabesi günümüze ulaşamamıştır. Ancak Sultan Orhan Gazi’nin büyük oğlu olan ilk Rumeli Fatihi Süleyman Paşa’nın ölümünden sonra babası Sultan Orhan Gazi tarafından düzenlenen 1361-1362 tarihli vakfiyesinde bu medreseden söz edilmiştir. Süleyman Paşa İznik’teki bu medrese dışında İznik’te ve Bender Yenişehir’de birer medrese daha yaptırmıştır. Medreseyi yaptıran Süleyman Paşa 1316-1317 yılında doğmuş, 43 yaşında bir av partisinde attan düşerek ölmüş, Gelibolu ve çevresinin fatihi olması nedeniyle Bolayır´a gömülmüştür. 
Süleyman Paşa Medresesinin yapımı ile ilgili araştırmacılar çeşitli tarihler ileri sürmüşlerdir. Bu nedenle medresenin mimari yapısı ve Süleyman Paşa’nın yaşadığı dönem dikkate alınarak XIV.yüzyılın ortalarında yapıldığı sanılmaktadır. XIX.yüzyılın sonlarında da medrese onarılmıştır.

Avlulu medreselerin ilk örneklerinden olan bu yapının giriş kısmı dışa olmak üzere U şeklinde bir plan düzeni vardır. Medresede antik yapılardan alınan sütunlar ve sütun başlıkları kullanılmıştır. Girişin karşısında olan dershane bölümü ana eksenden kuzeye doğru kaydırılmıştır. Güneyinde hücrelerle bağlantıyı sağlayan dikdörtgen planlı, yarım beşik tonozla örtülü bir dehliz eklenmiştir. Kare planlı dershanenin üzeri tromplu bir kubbe ile örtülüdür. Avlunun etrafında yedi sütunun ve birbirleri ile duvarlarla sivri kemerli olarak bağlanan, üzerleri kubbeli sekiz bölüm bulunmaktadır. Bu revağın arkasında karşılıklı olarak üzerleri kubbeli dörder oda bulunmaktadır. Hücrelerin üzerindeki kubbeler kiremit kaplıdır. Dershanenin yanındaki iki hücre ile de medresenin toplam hücre sayısı 11 adettir. Bu odalar dışarıya dikdörtgen altlık, üstünde de yuvarlak ve alçı şebekeli pencerelerle açılmıştır. Ayrıca içlerinde ocak nişleri ve dolap yerleri bulunmaktadır. Bunlar avluya basık kemerli kapılarla açılmaktadır.
Medrese, moloz taş ve tuğladan yapılmıştır. Yer yer de bunların aralarına devşirme malzemeler katılmıştır.
Süleyman Paşa Medresesi restore edilmiş olup, günümüzde çiniciler çarşısı olarak kullanılmaktadır. 

24 Ekim 2009 Cumartesi

Kırgızlar Türbesi / İznik


Yenişehir Kapı dışında surlardan 250 m. ileride İznik-Yenişehir asfaltının sağındadır. İznik'in Türkler tarafından fethi sırasında yararlılıklar gösteren Kırgız Türklerinin anısına, Orhan Gazi tarafından 1331 tarihinde inşa ettirilmiştir. İçinde yedi büyük ve bir çocuk lahdi bulunmaktadır. Türbe, mimarisi ile kalem işi süslemeleri bakımından büyük değer taşır.

30 Eylül 2009 Çarşamba

Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri / Edirne



Güreş, geleneksel Türk sporları içinde ön sıralarda yer alan ve yaşlı güreçilerle gelenekselliğini sürdüren bir spor türüdür.Kırkpınar güreşleri ile de bu geleneksellik devam etmekle ve devam ettirilmeye çalışılmaktadır.
Edirne 'nin 1361 yılında fethinden önce, Anadolu 'da bulunan Osmanlılar, Orhan Gazi devrinde oğlu Süleyman Paşa Komutasında 1356-1357 yıllarında Rumeli 'ye geçerler. Burada yaptıkları akınlar sırasında savaş yapmadıkları ve mola verdikleri günlerde zamanlarını aralarında çeşitli sporlar yaparak değerlendirirlerdi. Bir keresinde güreşe tutulan 40 yiğit içinden ikisi tutuştukları güreşi gece yarısına dek sürdürdükleri halde sonuçlandıramazlar ve ikisi de güreştikleri yerde can verirler. Arkadaşları bu iki yiğidi güreş yaptıkları yerde bulunan bir incir ağacının altına gömdükten sonra Edirne 'ye doğru akınlarına devam ederler. Edirne 'nin fethinden sonra Ahırköy Çayırlığına geldiklerinde, o incir ağacının civarında billur kaynaklı bir suyun Kırkpınar çayırlığına doğru aktığını görmüşler, bu nedenle de "Kırktı bunlar. Bu yakaya ilk ayak basanlardır bunlar" diyerek o yere Kırkpınar demişlerdir.

I.Murat Edirne 'nin alınmasından sonra, Edirne 'de bir güreşçiler tekkesi kurmuş ve bundan böylede her sene güreş yapılması bir gelenek haline gelmiştir.

Kırkpınar Edirne 'yi Ortaköy 'e bağlayan 35 km.lik yolun üzerinde, Simavina (Samona) ile Sarı Hızır Köyleri arasında bulunan ve Balkan savaşından sonra (1913) Yunanistan 'a bırakılan Nazif Ağa tarlası denilen Çimenlik bir yerin adıdır. Bu yerin bir tarafı Topçu Ali Ağa 'nın tarlası, bir tarafı çayırlık, bir tarafı Tikio 'lu (Totio 'lu) Recep Ağanın tarlası, bir tarafı Çilingiroğlu 'nun sebze bahçesi ve bir tarafıda Kırklar çeşmesidir. Bu Yiğitleri anmak ve güreş geleneğini sürdürmek için de güreşler 1923-1924 tarihlerinden itibaren Edirne 'nin "Sarayiçi" denilen yöresinde yapılmaya başlanmıştır.

www.edirne.gov.tr

Adalet Kasrı / Edirne




1562 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan'a yaptırılan Adalet Kasrı, Selçuklu Mimari tarzında ve ve taştan inşa edilmiştir. Bu kasır, Bakanlar Kurulu (Divan-ı Hümayun) ve Yargıtay olarak kullanılırdı. İlk katında Şerbethane, ikincisinde divan katipleri, en üst katta da Divan heyetinin toplandığı mermer salon bulunmaktaydı. Divan'ın toplandığı salon ortasında Edirnekari mermer bir havuz ve köşede kafes arkasında padişahın tahtı yer alır. Kasrın önünde iki taş vardır. Bunlardan sağdaki, seng-i arz, halkın dilekçelerini değerlendirilmek için üzerine bıraktığı taştı . Soldaki, seng-i ibrette ise ölüm cezasına çarptırılanların kelleleri sergilenirdi.