23 Haziran 2017 Cuma

Salamis Antik Kenti / Gazimağusa

Salamis Gazimağusa'nın 6 km kadar kuzeyinde bulunan bir antik kent. Açıkçası Salamis'e gitmeden önce pek bir beklentim yoktu. Bu yüzden gördüklerim beni etkiledi gerçekten. Özellikle heykel ve mozaikler görülmeye değerdi. 



Kentin bulunuşu
Salamis Antik kenti 19,yy'ın sonlarında ağaç ve toprak tabakasıyla kaplı bir halde bulunmuş ilk olarak. 1952 - 1974 yılları arasında yapılan kazılarla da kentin büyük bir kısmı ortaya çıkarılmış. 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekatı sonucu ara verilen kazılara 1998 yılında Ankara Üniversitesi öncülüğünde tekrar başlanmış. Şu anda ise benim görebildiğim kadarıyla her hangi bir kazı çalışması faaliyeti yok.

Kentin tarihi ve önemi
Salamis'in adı İncil'de de geçmektedir. Hz. İsa'nın havarilerinden Barnabas ve Pavlus'un burada vaaz verdiği söylenmektedir. 
Bir rivayete göre Aka'lar, başka bir rivayete göre ise Truva savaşına katılan Salamis adası kralı Telamon'un oğlu Tefkros tarafından kurulmuştur. Kentte bulunan en eski kalıntıların tarihi M.Ö. 11 yy'a aittir.

Kentte bulunan sikkelere göre bir dönem Asur hakimiyeti hüküm sürmüştür. Asur egemenliğinin sona ermesiyle bir süre bağımsız bir krallık olan Salamis, daha sonra  Mısır ve Pers egemenliğinde varlık göstermiştir. Fakat Büyük İskender'in büyük doğu seferi sırasında Pers idaresinden de çıkmıştır.
Özellikle İskender'in ölümünden sonra çalkantılı bir dönem geçiren ve devamlı el değiştiren kent MÖ 294 yılında Ptoleme krallığının Kıbrıs'ı almasıyla birlikte bu krallığın idaresine girer ve başkent olur. Bu parlak dönem Roma döneminde de devam eder. Roma İmparatorluğunun en önemli ticaret merkezlerinden biri haline gelir. Kentte bulunan kalıntıların bir çoğu da bu döneme aittir. MS 76-77 yıllarında yaşanan depremler ve MS 116 yılında yaşanan isyanlarla tahrip olan kent Roma İmparatorluğunun Antakya (Antiocheia) vilayetine bağlanır ve bu dönemde tekrar refaha kavuşup, şaşaalı günlerine geri döner.

Salamis Kenti MS 332-342 yılları arasında olan depremlerle büyük tahribatlara uğrar ve eski önemini kaybeder. MS 647 yılında başlayan Arap akınları ve depremler sonucu tamamen kaderine terk edilir...



Kentte bulunan yapılar
Kenti çevreleyen surların yanı sıra şehir merkezin çevreleyen ikinci bir surun varlığı tespit edilmiştir. Kentin surlarının Arap (islam) akınlarına karşı yapıldığı düşünülmektedir.
Şu anda tamamen denizden uzaklaşsa da kentte iki adet de liman kalıntısına rastlanmıştır. 
Şehrin Gymnasium'un da bulunan bir yazıtta buranın helenistik bir yapı olduğu ifade edilmiştir.
Tiyatro ise ilk kez Augustus döneminde inşa edilmiş, depremlerle yıkıldıktan sonra taşları kentin tekrar imarında kullanılmıştır.
Yeni yapılan tiyatro ise üç bölümden oluşur. Sahne, orkestra ve oturma yerleridir. Sahne binasından günümüze sadece temelleri kalmıştır.
15.000 kişilik olduğu tahmin edilen tiyatronun oturma kısımlarından çok azı günümüze ulaşabilmiştir.


Roma villası olarak adlandırılan yapı tiyatronun güney tarafında bulunmuştur. Sütunlu bir giriş, büyük bir iç avlu ve büyük bir oturma odası tespit edilmiştir. Villanın zemininde bulunan mozaiklerde hayvan tasvirleri bulunmaktadır.
Bizans sarnıcı üç bölmeden oluşur. Burada duvar resimleri ve yazılar bulunmuştur.
Aziz Epiphanios Bazilikası
Bazilika, 3 ayrı bölümden oluşmaktadır. Ayin sırasında Rahiplerin oturduğu bölümlerin yanı sıra iki yanda bulunan odalar rahiplerin cüppelerini giydiği ve eşyalarını koydukları bölümlerdir. Vaftizhanenin altında bulunan sistemden anlaşıldığı üzere kışın vaftiz için sıcak su kullanılmıştır.
Agora
Şehrin ortasında bulunan bu kısım dükkanların da yer aldığı hem toplantı hem de alışveriş merkezidir. Kazı alanında bulunan bir kitabeden öğrenildiğine göre İmparator Augustus döneminde yenilenmiştir.
Zeus Sunağı
Yapının çok az bir kısmı günümüze ulaşabilmiştir. Bulunan bir kitabede İmparator Augustus'un karısı Livia şerefine yaptırıldığı anlaşılmaktadır.


Giriş 7 TL. Yanınızda mutlaka su ve şapka bulundurun. Alan çok büyük ve dağınık olduğu için oldukça yorucu olabiliyor gezmesi...


Hiç yorum yok: