Hayalin bir dağın tepesine karlarla kaplı olsa da ateşle iz bırakmak kadar zor bir şey olsa bile peşini bırakma. Önce hayal eder, sonra o hayale inanırsın; nasıl yapabileceğini tasarlar ve denersin, yılmadan. Yeterince denersen, neden olmasın?
Onlar tam da bunu yaptı. Karlarla kaplı Kartalkaya’nın zirvesine ateşle iz bırakabileceklerine inandılar. Burn, sadece ihtiyaç duydukları cesaret ve enerji desteğini sağlayarak bir hayali ateşledi. Onlar da tutkularının peşinde yola çıktılar. Boardlarını hazırladılar, pompalarla modifiye ettiler, rampalarını kurdular ve kaydılar. Olmadı, baştan aldılar, onları amaçlarına ulaştıracak şartları gerçekleştirmeyi başarana kadar, tekrar tekrar.
Ve 3. gün de bitip gece yarısı olduğunda Kartalkaya’da istedikleri ateşi yakmayı başardılar. Çektikleri videoyla da ‘İçindeki kıvılcım nasıl kocaman bir ateşe dönüşür’ü hepimize gösterdiler. Tutku ve cesaretle yanmayacak ateş yoktu, inandık. Burn, gençleri tutkularından başka bir şeye kulak asmadan, istediklerini alana kadar denemeye, vazgeçmeden denemeye çağırıyor. Tutkuları cesaretle besleyen kocaman bir ateş yakmak için Burn gençleri ateşlemeye devam edecek.
İçindeki kıvılcımı farket ve büyüt. Burn ateşler.
http://www.facebook.com/BurnTurkiye
Bir bumads advertorial içeriğidir.
Amatör gezgin'in gezi notları...
29 Şubat 2012 Çarşamba
Koç Müzesi / Ankara
Ankara Koç Müzesi Koç ailesinin Ankara Kalesi'nde bulunan tarihi Çengelhan'ı restore etmesiyle müze olarak kullanılmaya başlamış. Müze, İstanbuldaki Koç müzesinin formatında.Yani eski dönemlere ait Ankara dükkanları kurulmuş içeride. Müzede sergilenenler arasında antika otomobiller, havacılık ve denizcilik aletleri ve objeleri, tıp aletleri, oyuncaklar, günlük yaşama dair eşyalar, Atatürk'ün şahsi eşyaları, birçok tarihi obje ile Rahmi Koç'un özel koleksiyonu bulunuyor.
Müzenin girişinde yer alan alanda yemek yiyebilir yada pazar sabahı canlı müzik eşliğinde güzel bir kahvaltı da yapabilirsiniz. Giriş ücreti Tam 6 TL. Öğrenci: 3 TL. Müzekart sadece plus olan geçerli.
Çengelhan Tarihçe
Çengelhan, Kanunî Sultan Süleyman döneminde, Mihrimah Sultan’ın eşi Damat Rüstem Paşa tarafından 1522–1523 yıllarında yaptırılmıştır. Beş yüz yıla yakın bir süre önce inşa edilmesine rağmen günümüze kadar ayakta kalabilen Çengelhan, Ankara’nın Hanlar Bölgesi’nde özgünlüğünü bugüne kadar koruyabilen ender yapılardandır.
Çengelhan, tipik bir Anadolu kervansarayı, başka bir deyişle avlusunda pazaryeri bulunan bir otel, olarak inşa edilmiştir. 16. ve 17. yüzyıllarda uluslararası bir sanayi ve ticaret merkezine dönüşen Ankara’nın başlıca hanları arasında yer almıştır. Zamanın en büyük ve en pahalı hanlarından biri olan Çengelhan, 26 odası ile hizmet vermiştir. 20. yüzyılın ilk yarısında handa çeşitli dokumalar, tiftik ürünleri, urgan, kuru bakliyat, hububat, nalburiye malzemeleri, işlenmemiş deri ve at arabaları için koşum takımları satan dükkânlar bulunmaktaydı. Han, 1990ların sonunda terk edilmeden önce, tiftik, yapağı ve ham deri toptan satışlarının yapıldığı bir tabakhane ve yün deposu olarak kullanılmıştır.
Çengelhan, Kanunî Sultan Süleyman döneminde, Mihrimah Sultan’ın eşi Damat Rüstem Paşa tarafından 1522–1523 yıllarında yaptırılmıştır. Beş yüz yıla yakın bir süre önce inşa edilmesine rağmen günümüze kadar ayakta kalabilen Çengelhan, Ankara’nın Hanlar Bölgesi’nde özgünlüğünü bugüne kadar koruyabilen ender yapılardandır.
Çengelhan, tipik bir Anadolu kervansarayı, başka bir deyişle avlusunda pazaryeri bulunan bir otel, olarak inşa edilmiştir. 16. ve 17. yüzyıllarda uluslararası bir sanayi ve ticaret merkezine dönüşen Ankara’nın başlıca hanları arasında yer almıştır. Zamanın en büyük ve en pahalı hanlarından biri olan Çengelhan, 26 odası ile hizmet vermiştir. 20. yüzyılın ilk yarısında handa çeşitli dokumalar, tiftik ürünleri, urgan, kuru bakliyat, hububat, nalburiye malzemeleri, işlenmemiş deri ve at arabaları için koşum takımları satan dükkânlar bulunmaktaydı. Han, 1990ların sonunda terk edilmeden önce, tiftik, yapağı ve ham deri toptan satışlarının yapıldığı bir tabakhane ve yün deposu olarak kullanılmıştır.
28 Şubat 2012 Salı
Ankara Kalesi ve çevresi
Yapılış tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Kentte askeri bir
garnizon bulunduran Hititler tarafından yapıldığı sanılmaktadır. Ama bu düşünce
arkeolojik verilere dayanarak doğrulanmamıştır. Hititlerden bu yana hep aynı
yerde bulunan, Romalılar, Bizanslılar ve Selçuklular dönemlerinde birçok kez
onarılan Ankara kalesi, tepenin yüksek bölümünü kaplayan iç kale ve çevresini
kuşatan dış kaleden oluşur (dış kalenin 20'ye yakın kulesi vardır). Dış kale
eski Ankara şehrini çevirir. İç kale yaklaşık 43.000 km2'lik bir yer kaplar.
14-16 m yüksekliğindeki duvarların üstünde çoğu 5 köşeli 42 kule vardır. Dış
surları kuzey-güney doğrultusunda yaklaşık 350 m, batı-doğu doğrultusunda ise
180 m. boyunca uzanır. İçkalenin güney ve batı duvarları bir dik açı oluşturur.
Doğu duvarı tepenin girinti çıkıntılarını izler.Kuzey yamaç ise farklı
tekniklerle yapılmış duvarlarla korunur.Koruma düzeninin en ilgi çekici yanı;
doğu,batı ve güney duvarları boyunca 15-20 m.'de bir yer alan 42 tane beşgen
burçtur. Dışkale ile içkale,doğuda Doğukalesi'nde batıda hatip çayına bakan
yamaçta birleşir. İçkale'nin güneydoğu köşesinde ise kalenin en yüksek yeri
olan Akkale (Halk arasında Alitaşı)yer alır. Dört katlı olan iç kale Ankara
taşından ve toplama taşlarla yapılmıştır. İç kalenin iki büyük kapısı vardır.
Biri dış kapı, diğeri ise hisar kapısı adını taşır. Kapı üzerinde bir de
İlhanlılar'a ait kitabe bulunur. Kuzeybatı kısmında Selçukluların yaptırdığını
gösteren bir yazı bulunmaktadır. Duvarların alt bölümü mermer ve bazalttan
yapılmıştır, üst kesimlerine doğru bloklar arasında tuğla bölümlerin büyük
ölçüde zarar görmesine karşın, iç kale bozulmadan günümüze kadar gelmiştir.
VIII ve IX.yy'larda kent istilalara uğrayınca, kaleyi hızla onarmak için, o
sıralarda yıkıntı halinde olan Roma anıtlarının mermer blokları, sütun
başlıkları, su yollarının mermer olukları kullanılmıştır. (bunlara özellikle iç
kalenin güney yönünde rastlanır)
Kale tarih içinde çeşitli dönemler yaşamıştır. İ.Ö. 2. yy. başında
Romalıların Galatya'yı ( Ankara yöresi) işgalinden sonra kent büyüyerek kale
dışına taştı. Roma İmparatoru Caracaila İ.S. 217' de kalenin surlarını onarttı.
222 - 260 arasında İmparator Severus Alexander ve Velerianus, Perslere
yenilince kale kısmen tahrip edildi. 7. yy ' ın 2. yarısından sonra Romalılar
kaleyi onarmaya başladı. İmparator Konstantinos 688'de dışkaleyi yaptı. IV.
Leon ise 740' da kale duvarlarını onartırken içkale surlarını da yükselmiştir.
İmparator Nikephoros ve İmparator Basileios da 9.yy' da kaleyi onarttılar.
Ankara Kalesi 1073' de Selçukluların eline geçti. 1101' de Haçlı
komutanı Raimond tarafından alınan kale, 1227' de bir kez daha Selçukluların
eline geçti. Selçuklu Sultanı 1. Alaeddin Keykubat' ın onarttığı kaleye Sultan
II. Keykavus da 1249'da bazı ekler yaptırdı. Osmalılar döneminde onarım
görmeyen kalenin surlarını Mısır Valisi M.Ali Paşa' nın oğlu İbrahim Paşa 1832'
de onarttı. Surların bazı yerlerinde rastlanan sütun başlıkları, lahit ve
heykel parçaları, onarımlarda toplama malzemeden yararlanıldığını gösterir.
Bugün kale içindeki değişik dönemlerden kalmış birçok eski Ankara
Evi bulunmaktadır. Kaleiçi Mahallesi'nde bulunan eski Ankara evleri, sur
duvarları ile çevrili dar ve dik bir alanda konumlandıkları için, planları dar
alanlardan en çok faydalanmayı gözeterek yapılmış. İki ya da üç katlı olarak
ahşap, kerpiç ve tuğladan inşa edilmişler. Arazi yapısının düz olmaması, alt
kat planlarının da düzgün olmamasına yol açmış, ama üst katlar cumba tipindeki
çıkıntılarla düzgün bir plana kavuşturulmuş. Alt katlar kışlık olarak, kalın
duvarlı ve küçük pencereli yapılmış, üst katlar ise yazlık olarak ince duvarlı
ve havadar yapılmış. Geniş saçaklar ve "Cihannüma" denilen yazlık
odalar Ankara evlerinin belirleyici özelliklerinden. Ahşap tavan süslemelerinde
geometrik kompozisyonlar kullanılmıştır. Bazıları çeşitli hizmetlerde
kullanılmaktadır. 17.yüzyılın ortasına doğru, 1640 yılında Ankara' ya gelen
Evliya Çelebi, kenti ve kentteki yaşamı ayrıntılı biçimde anlatmaktadır. Evliya
Çelebi önce ünlü Ankara Kalesinden söz eder. "Ankara'nın yüksek bir dağın
tepesine dört kat beyaz taştan yapılmış sağlam bir kalesi vardır. Kale iç içe
üç kat surlarla çevrilidir. İç kalenin çevresi kayalıktır. Bu yalçın kayalardan
kaleye tırmanmak çok zordur. İç kalede topları çeşitli silahlar, cephane ve 600
ev bulunur. İç Kale aşağılarda ikinci sıra surlarla çevrilidir. Dağın
eteklerinde ise üçüncü sıra dış surlar yer alır. Bu dış surlarla tüm kent
güvenlik altına alınmıştır."
Kaynak: www.ankarakalesi.com
Ankara Kalesine üniversitede öğrencilik yıllarında neredeyse her
hafta sonu giderdim. Güzel Sanatlarda okuduğum için fotoğraf dersi için bol bol
kalede vakit geçirir, pirinç handa yemek yer, kalenin sokaklarında çocuklarla
gezinir dururdum. Daha sonraki yıllarda Ankara'da çalıştığım dönemlerde birkaç
iş yemeği için de kaleye gitme fırsatım olmuştu. İstanbula taşındıktan sonra
Ankarada kalan arkadaşlarımdan ve çevremden kalenin tam bir turistik merkez
olduğunu, restore edildiğini duymuştum. Ankara'ya geri geldikten sonra yanımda
staj yapan öğrencinin bir projesi için onu kaleye götürdüm ve ziyaretimi neden
bu kadar geciktirdiğim için kendi kendime çok kızdım. Kale hakikatende çevresindeki
binaların ve dükkanların yeniden düzenlenmesiyle çok daha keyifli bir yer
haline gelmiş. (hala çok eksiği olsa da...) Koç müzesi ve yeni hediyelik eşya
dükkanları açılmış. Etrafında çeşit çeşit kafelerde sabah kahvaltıları
verilmeye başlanmış. Her Ankaralının mutlaka bir hafta sonunu ayırıp,
sokaklarında yürüyüş yapması gerektiği çok keyifli bir yer haline gelmiş.
Tavsiyeler:
Kaleye gittiğinizde kale kapısının karşısında bulunan ve zeytin,
sabun, zeytinyağı satan dükkana bir girin. Çok uygun fiyata değişik ürünler
satılıyor. Bu dükkandan çıktıktan sonra Koç müzesini de hemen yanında ziyaret
edebilirsiniz. Aşağıya doğru yürüdüğünüzde sağlı-sollu yer alan dükkanlardan
çeşit çeşit baharatlar ve metresi 3-4 liraya satılan rengarenk kumaşlardan
alabilirsiniz. Gitmişken Erzurumlunun yerinde közde türk kahvesi ve osmanlı
şerbeti de içmek biraz dinlendirir sizi. Sizin de benim gibi bu tip şeylere
ilginiz varsa antikacılarda enteresan objelere, eski oyuncaklara, eşyalara
rastlayabilirsiniz. (pazarlık etmeniz tavsiye olunur). Tabi bir de kaleye
giderken yanınızda bol bol şeker, çikolata bulundurmakta da fayda var. Kalenin
"tarihini" anlatmak için size eşlik eden çocuklara ikram etmek için
(tarih dediysem çocukların anlatımıyla "antoni ve bürütük"'ün savaşmasını, hacı bayrama
inen aslan, kaplanları diyorum. Ama bu bile ayrı bir keyif). Ayrıca kalenin
içindeki restaurantlar biraz pahalı olsa da güzel havalarda püfür püfür esen
rüzgarla terasta yemek de güzel oluyor...
Etnografya Müzesi / Ankara
Müze hakkında bilgi:
Etnografya Ankara’nın Namazgah adı ile anılan semtinde, Müslüman mezarlığı olan tepede kurulmuştur. Anılan tepe Vakıflar Genel Müdürlüğünce 15 Kasım 1925 tarihli Bakanlar Kurulu kararı gereğince, Milli Eğitim Bakanlığı'na müze yapılmak üzere bağışlanmıştır.
Atatürk'ün naaşı 1953'de Anıtkabir'e nakline değin burada kalmıştır. Bu kısım halen Atatürk’ün anısına hürmeten sembolik bir kabir şeklinde korunmaktadır, üzerinde beyaz mermere yazılmış şu kitabe bulunmaktadır.
“Burası 10.11.1938'de sonsuzluğa ulaşan Atatürk’ün 21.11.1938 den 10.11.1953 e kadar yattığı yerdir.” (Fotoğrafta görebilirsiniz)
15 yıl süreyle Etnografya Müzesi Anıtkabir görevini görmüştür. Devlet başkanlarının, elçilerin, yabancı heyetlerin ve halkın ziyaret yeri olmuştur. Bu süre içinde müzede çalışmalar sürdürülmüş 6-14.11.1956 tarihinde Uluslararası Müzeler Haftası nedeniyle gerekli değişiklikler yapılarak, tekrar halkın ziyaretine açılmıştır.
Mimari Özellikleri:
Binanın mimarı Arif Hikmet (Koyunoğlu) Cumhuriyetin ilk dönem mimarlarının en değerlilerindendir. Bina dikdörtgen planlı olup, tek kubbelidir. Yapının taş duvarları küfeki taşı ile kaplanmıştır. Alınlık kısmı mermer olup üzerleri oyma süslüdür.
Binaya 28 basamaklı bir merdivenle çıkılır. 4 sütunlu, üçlü bir giriş sistemi vardır. Kapıdan girilince kubbe altı holüne ve buradan da iç avlu denilen sütunlu kısma geçilir. Buranın ortasına mermer bir havuz yapılmış, çatı kısmı açık bırakılmıştır. Daha sonra bu iç avlu Atatürk'e geçici kabir olarak ayrıldığında, havuz bahçeye nakledilerek, çatısı kapatılmıştır. İç avlunun etrafında simetrik olarak büyüklü küçüklü salonlar yer almaktadır. İdare kısmı müzeye bitişik olup iki katlıdır.
Müze önünde at üstünde duran bronz Atatürk Heykeli 1927'de Milli Eğitim Bakanlığı tarafından İtalyan Sanatkarı P. Conanica'ya yaptırılmıştır. (Fotoğraflarda görebilirsiniz)
Müzedeki eserler hakkında bilgi:
Etnografya Müzesi, Türk Sanatının Selçuklu Devrinden zamanımıza kadar devam eden örneklerinin sergilendiği bir müzedir. Anadolu’nun çeşitli yörelerinden derlenmiş halk giysileri, süs eşyaları, ayakkabı, takunya örnekleri, Sivas yöresi kadın ve erkek çorapları çeşitli keseler, oyalar, çevreler, uçkurlar, peşkirler, bohçalar, yatak örtüleri, gelin kıyafetleri, damat tıraş takımları eski geleneksel Türk sanatının birer temsilcileridir.
Türklere özgü teknik malzeme ve desenlerle kendi içinde halı dokuma merkezlerinden Uşak, Gördes, Bergama, Kula, Milas, Ladik, Karaman, Niğde, Kırşehir yörelerine ait halı ve kilim koleksiyonu vardır.
Anadolu Maden sanatının güzel örnekleri arasında XV.Yüzyıldan kalma Memlük kazanları, Osmanlı şerbet kazanları, güğüm leğen, sini, kahve tepsisi, sahanlar, taslar, mum makasları vb. çeşitli madeni eserler vardır.
Osmanlı Devri yayları, okları, çakmaklı tabancalar, tüfekler kılıç ve yatağanlar, Türk çini porselenleri ve Kütahya porselenleri, tasavvuf ve tarikat ile ilgili eşyalar, Türk yazı sanatının güzel örneklerinden levhalar bulunmaktadır.
Türk ağaç işçiliğinin en güzel örneklerinden, Selçuklu Sultanı III. Keyhüsrev'in tahtı (XIII. y.y.), Ahi Şerafettin Sandukası (XIV.y.y.), Nevşehir Ürgüp’ün Damsa Köyü Taşhur Paşa Camii mihrabı (XII. y.y.), Siirt Ulu Camii Mimberi (XII.y.y.) Merzifon Çelebi Sultan Medresesi Kapısı (XV.y.y.) müzemizin önemli eserlerindendir.
VII. Dönem T.B.M.M. üyesi Besim Atalay’ın müzeye armağan ettiği koleksiyonu çeşitli devirlere ait Türk sanat tarihlerini içermektedir.
Müzede özellikle Anadolu etnografya ve folkloru, sanat tarihi ile ilgili eserleri içeren bir ihtisas kütüphanesi bulunmaktadır.
Amatör Gezgin'in notları:
Etnografya müzesini küçük yaşlarda gezmiştim. Daha sonra çeşitli sebeplerden dolayı tekrar gezme fırsatını bulamamıştım. Hafta sonu yaptığım gezide açıkçası biraz hayal kırıklığına uğradım çünkü müze nedense aklımda daha büyük daha ihtişamlı kalmıştı. Müzede göze ilk çarpan eksiklikler ışıklandırmanın yetersizliği ve sergilemedeki bazı başarısızlıklar oldu. (kullanılan mankenlerin çirkinliği ve eserlerin altında kullanılan kumaş rengi ve dokusunun kötü görünümü gibi). Bunun dışında müze mağazası da çok yetersiz kalmıştı. Müze girişinde müze kart geçerli.
Anadolu Medeniyetleri Müzesi / Ankara
Müze hakkında bilgi:
Ankara’da ilk müze, Kültür Müdürü Mübarek Galip Bey tarafından 1921 yılında kalenin Akkale olarak isimlendirilen burcunda kurulmuştur. Bu müzenin yanısıra Augustus Mabedi ile roma Hamamında da eser toplanmıştır.
Atatürk’ün telkinleriyle merkezde bir “Eti Müzesi” kurma fikrinden hareket edilerek diğer bölgelerdeki Hitit eserleri de Ankara’ya gönderilmeye başlanınca geniş mekanlara sahip bir müze binası gerekli görülmüştür. O zamanki Kültür (Hars) Müdürü Hamit Zübeyr Koşay tarafından, devrin Maarif Vekili Saffet Ankan’a metruk halde bulunan Mahmut Paşa Bedesteni ve Kurşunlu Hanın onarılarak müze binası olarak kullanılması önerilmiş, bu fikir kabul edilerek, 1938 yılından 1968’e kadar devam eden bir restorasyon çalışması başlatılmıştır. Bedestenin orta bölümünde yer alan kubbeli mekanın büyük bir kısmının onarımının 1940 yılında bitirilmesi ile eserler, Alman Arkeolog H. G. Guterbock başkanlığındaki bir heyet tarafından yerleştirilmeye başlanmış, 1943 yılında binaların onarımı devam ederken, orta bölüm ziyarete açılmıştır. Bu bölümün onarım projesi Y. Mimar Macit Kural, ihale sonrası onarımı ise Y. Mimar Zühtü Bey tarafından yapılmıştır. 1948 yılında Müze İdaresi Akkaleyi depo olarak bırakıp, Kurşunlu Hanın onarımı tamamlanan dört odasına yerleşmiştir. Kubbeli mekanın çevresindeki arastanın restorasyon ve teşhir projeleri Anıtlar Yüksek Mimarı İhsan Kıygı tarafından hazırlanmış ve uygulanmıştır. Beş dükkan orijinal halde bırakılıp, dükkan aralarındaki bölmeler kaldırılmış ve böylece, teşhir için geniş bir çevre koridoru elde edilmiştir. Müze yapısı 1968 yılında son şeklini almıştır. Bugün idari bina olarak kullanılan Kurşunlu Han’da araştırmacı odaları, kütüphane, konferans salonu, laboratuvar ve iş atelyeleri yer almakta, Mahmut Paşa Bedesteni ise teşhir salonu olarak kullanılmaktadır.
Bugün kendine özgü koleksiyonları ile dünyanın sayılı müzeleri arasında yer alan Anadolu Medeniyetleri Müzesinde, Anadolu Arkeolojisi, Paleolitik Çağdan başlıyarak günümüze kadar Osmanlı devrinin bu tarihi mekanlarında kronolojik bir sırayla sergilenmektedir.
Amatör Gezgin'in Notları:
Anadolu medeniyetleri müzesini çok uzun zaman önce bir - iki kere gezmiştim fakat unutmuşum. Unutmuşum diyorum çünkü bu kadar küçük olduğunu hatırlamıyordum. (aynı hisse Etnografya müzesi'nde de kapıldım) Görkemli bir girişe sahip olsa da müze de gezebilecek sadece birkaç salon vardı. Diğer kısımlar kapalıydı ve bu benim için biraz hayalkırıklığı oldu. Müzenin girişinde bulunan satış mağazası da çoğu müzeye göre çok yetersiz kalmıştı. (Bence bir de müze mağazaları çok pahalı. Gerçekten güzel bir şeyler almak için ciddi paralar ödemeniz gerekiyor). Bir de özellikle iç salondaki bilgiler çok yetersizdi. Gezmek isteyenler için müze pazartesi hariç her gün açık. Giriş 15 TL. Müze kart geçerli.
Etiketler:
Anadolu Medeniyetleri Müzesi,
Ankara,
Müzeler
24 Şubat 2012 Cuma
Rumeli Hisarı'nı Ejderhalar Bastı!
8x4’ten bir ilk daha: Rumeli Hisarı’nda muhteşem bir project mapping gösterisi! Beauty ve Beast karakterleriyle klasikleşen masal, 8x4 yorumuyla Rumeli Hisarı’nın duvarlarında hayat buldu.
Daha önce Galata Kulesi’nden İstanbul’a deodorant püskürten 8x4, bu sefer de yeni deodorantları Beauty ve Beast’in fantastik dünyasını Rumeli Hisarı’na yansıttı. Güzel ve Çirkin masalından esinlenerek, hisarın duvarlarında fantastik bir aşk serüveni sergilendi.
8x4 dünyasını Facebook'tan takip etmek isteyenler; http://www.facebook.com/8x4Turkiye
Bir bumads advertorial içeriğidir.
Daha önce Galata Kulesi’nden İstanbul’a deodorant püskürten 8x4, bu sefer de yeni deodorantları Beauty ve Beast’in fantastik dünyasını Rumeli Hisarı’na yansıttı. Güzel ve Çirkin masalından esinlenerek, hisarın duvarlarında fantastik bir aşk serüveni sergilendi.
8x4 dünyasını Facebook'tan takip etmek isteyenler; http://www.facebook.com/8x4Turkiye
Bir bumads advertorial içeriğidir.
Eymir Gölü / Ankara
Eymir Gölü Ankara'da tam anlamıyla saklı bir cennet. Arazisi ODTÜ'ye ait olduğu için cennet olarak da kalmaya devam edecek bence. Yürüyüş ve bisiklete binmek için ideal bir alan. Eymir'e gidebilmek için Or-An tarafından giriş yapılıyor. ODTÜ mezunları, öğrencileri ve akademik personeli ODTÜ kartları ile, misafirler ise misafir kartları ile Eymir'e giriş yapabilir. Eymir'de piknik alanlarının yanı sıra göl kenarında bulunan çeşitli restoranlarda da yemek yiyebilir, çeşitli organizasyonlar yapabilirsiniz. (Resimlerde Bağ Evi restoranı görebilirsiniz).
http://www.eymirbagevi.com/
24 Ocak 2012 Salı
Uzungöl İnan Kardeşler Otel
Uzungöle gece geç saatlerde varabildik ancak. Bardaktan boşanırcasına yağan yağmur altında sulara bata çıka kendimizi otelin lobisine attık. Çok üşüyüp ıslandığımız için ilk sorduğumuz şey "Çay var mı?" sorusu oldu. Otelin çalışanlarından biri hemen çay getirdi bize ve gümbür gümbür yağan yağmur eşliğinde taptaze yeşillik kokularını içimize çekerek yudumladık çaylarımızı.
Sıcacık ve tertemiz odalarımıza daha doğrusu bungalow'umuza) geçtiğimizde ise benim ilk yaptığım şey kendimi duşun altına atmak oldu. Normalde çok huylu olduğum için her otelde duşa giremem ama İnan Kardeşler hakikaten çok temizdi. Güzel bir uyku çektikten sonra muhteşem bir kahvaltıyı da kuş sesleri eşliğinde yapmak gerçekten de çok keyifliydi. Hatta yediğimiz en iyi mıhlama da buradaydı. Uzungöle yolunuz düşerse birgün İnan Kardeşlerde kalın. İnanın hiç pişman olmayacaksınız...
http://www.uzungolinankardesler.com/index.html
Not: Görseller Otelin internet sayfasından alınmıştır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



