25 Ağustos 2009 Salı

Galata Kulesi





Galata Kulesi benim İstanbulda en çok görmeyi ve taş duvarlarına dokunmayı istediğim yerdi. Bunun sebebi de 7-8 yıl önce Ankara'da yaşadığım dönemlerde bir gece rüyamda Galata Kulesine gittiğimi görmüş, duvarlarına dokunmuştum. Gerçekten çok garip bir histi bu. O zamana kadar kulenin yakın çevresinin fotoğraflarını görmediğim halde rüyamda şu andaki halini, ara sokaklarını bire bir görmüştüm (bunu daha sonra tesadüfen anladım). O yüzden benim için özel bir yeri vardır bu tarihi mekanın. Galata Kulesine gittiğinizde İstanbulun muazzam manzarasını 360 derece izleyebilir, restoranında bu eşsiz manzara eşliğinde yemek yiyebilir ve kuleye çıkan ara sokaklarda çeşitli mağazalardan hoş şeyler alabilirsiniz

Galata Kulesinin Tarihi
Bizans imparatoru Justinianus’un hükümdarlığı sırasında 528 yılında inşa edilmiştir.
13. yüzyılda Cenevizliler tarafından kullanılan kule 1453 te İstanbulun fethi ile Türklerin eline geçmiştir. İstanbul'un fethinin ardından, Zaganos Paşa'nın buyruğuyla onarılan kuleye bir dizdar tayin edilmiştir. Galata surlarının baş kulesi olan galata kulesi 1509 yılında İstanbul'u sarsan ve küçük kıyamet adı verilen depremde hasar görmüş, 2. Beyazıt'ın buyruğuyla Mimar Murat Bin Hayrettin tarafından onarılmıştır.

Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde
"Fatih hazretlerinin tamir ettirdiği galata kulesi denizden 118 zira -yani yaklaşik 95 metre- yüksekliğindedir ki, göklere baş kaldırmıştır. zirvesi halis kurşunla örtülmüstür. İstanbul surlarının her yerden görünmemesine karşılık, bu galata kulesi çok uzaklardan dahi kolayca dikkati çeker. Bursa'daki Keşiş Dağından bile (yani Uludağ'dan) açık, seçik görülebilir. Kuleye çıkılıp dürbünle bakılsa, Bursa'nın imaretlerinin bile görüleceğini söylerler."


Fotoğraflar Galata kulesinden çekilmiştir. Son fotoğraf panaromiktir. Üzerlerine tıklayarak büyük hallerini görebilirsiniz.

Kule 15.yüzyılda tersane deposu ve 3. Murat (1574- 1595) zamanında müneccimbaşı Takıyeddin efendi tarafından rasathane olarak kullanılır, 16. yüzyılda Kanuni devrinde kule, Kasımpaşa tersanelerinde çalıştırılan forsa adı verilen savaş esiri hıristiyanları barındırmıştır. 1714 yılında bir itfaiye teşkilatının kurulması üzerine 1717 yılında kule’ye yangınları gözetleyecek gözcüler yerleştirilip yangın gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır. Yine bu dönemde gece yarısını haber vermek için kule'ye mehterhan takımı yerleştirildi. 1918 yılında ise tepesine yerleştirilen "tayimbol" adlı araçla gemiler için saat kulesi olur.
1794 ve 1831 yıllarında tümüyle yanmış, 1875 fırtınasında ve 1894 depreminde zarar görmüş, 1960'lı yıllarda çatlakların oluşturduğu tehlike yüzünden kule halka kapatılmış ve tepeden tırnağa onarılmıştır. 1967 ye kadar süren çalışmalar sonunda külâhına nihayet kavuşan Galata Kulesi'nin ağırlığı 10 bin tondan 11 bin 200 tona çıkmış, yüksekliği ise 51 metreden 63 metreye çıkmıştır. restorasyonda yeni yükler zemine aktarılmış, iç duvardaki çatlaklar dikilerek onarılmış ayrıca bir de asansör eklenmiştir.


Fiziksel özellikleri:
Kule yerden 63 metre ve deniz seviyesinden 140 metre yüksekliğindedir. Çapı 8,95 metre ve duvar kalınlığı 3,75 metredir. 4. katta Osmanlı döneminde yapılmış mazgallar, 5. katta ise top namlularının yerleştirildiği yuvalar vardır

Hazarfen Ahmet Çelebi
Galata Kulesinden havalanarak Üsküdar'da doğancılar mevkiine konan Ahmet Çelebi, başarısından dolayı 4. Murat tarafından ödüllendirilmiş fakat tehlikeli bulunarak Cezayir'e sürdürülmüştür. Aslında kıtalararası ilk uçuşa havaalanı olarak ev sahipliği yapmıştır Galata Kulesi.

Hiç yorum yok: