12 Mayıs 2012 Cumartesi

Baalbek Tapınakları - Beyrut

















Baalbek Beyrut'a 85 km. uzaklıktaki Bekaa vadisinde. Fakat yolda birçok askeri kontrol noktasının bulunmasından dolayı yol biraz daha uzun sürüyor (askeri kontrol noktalarından dolayı pasaportlarınızın yanınızda olmasında fayda var bu arada). 

Baalbek Tarihi:
Baalbek Fenikeliler tarafından kurulmuş bir şehir. Baalbek Baal tanrısına tapanların merkezi ve Bekaa eyaletinin en büyük Fenike şehriydi. (Baalbek aynı zamanda Selahaddin Eyyubi'nin de doğduğu şehirdir.) Baalbek daha sonraları Yunanlıların işgaline uğradı. Yunanlılardan sonra da Romalıların hakimiyetine girdi ve Antonius zamanında çok gelişti.Üç tanrıya tapınan bu Fenike şehri, Helenistik dönemde Heliopolis olarak biliniyordu.Heliopolis Romalılar döneminde de dinsel işlevi korudu. Baalbek, devasa yapıları ile Roma İmparatorluk mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. Baalbek'de üç tapınak dikkat çekicidir. 
Bunlar Jüpiter, Baküs ve Venüs tapınaklarıdır. Bunlardan en büyüğü Jüpiter tapınağıdır. Tapınağın M.S. 3. yüzyılda yapılan büyük bir giriş kapısı vardı. Kapıdan girilince önce ön avluya, sonra da büyük avluya ulaşılıyordu. Büyük avlunun eni 104,5 metre, genişliği ise 117 metredir. Avludan sonra geniş bir kapıdan girilen tapınağın 84 granit sütunu vardı. Bugün bunlardan sadece 6 tanesi ayaktadır. Diğerlerinin bir kısmı kırılmış, bir kısmı da başka yerlere götürülmüştür.
Baküs tapınağı daha iyi korunmuştur. Bu tapınağın herbiri 18 metre yükseklikte 46 sütunu hala ayaktadır. Giriş kapısının yüksekliği 12 metre, genişliği ise 7 metredir. Venüs tapınağı da onarılmış durumdadır. Zaman içinde şehre en büyük tahribatı Haçlılar vermiş. Daha sonra da Timur tarafından yağmalanmış. Osmanlı hakimiyeti sırasında da tamamen kaderine terk edilmiş. Fakat 1899'da Türkler, Almanlara burada kazı yapma izni verilmiş. 
Birinci Dünya savaşından sonra Lübnan, Fransızların eline geçmiş ve buradaki kazılara da Fransızlar devam etmişler. Daha sonra Lübnanlılar bütün kalıntıları ortaya çıkarmışlar.
Baalbek 1984 yılında UNESCO tarafından koruma altına alınmıştır.

Amatör Gezgin'in notları:
Önce biraz yollardan bahsedeyim. Baalbek Hizbullahın hüküm sürdüğü Bekaa vadisinde. Sanırım bu yüzden de yolda birçok askeri kontrol noktası var. Ama öğrendiğimize göre Hizbullah bu bölgenin halkı tarafından çok seviliyor. Örgüt yaptırdığı okul, cami ve hastanelerle bölgeyi geliştirmeye çalışıyormuş. Yol boyunca her yerde asılan posterlerde liderlerinin halkla ve çocuklarla çekilmiş fotoğrafları var. Baalbek kapısında ise Hizbullah etkisi biraz daha hissediliyor. Kapıdaki satıcılar geleneksel başörtüsü diye hizbullahın simgesi olan poşulardan satmaya çalışıyor gelen turistlere. Her neyse gelelim Baalbek'e;
Baalbek tam anlamıyla muhteşem ötesi bir yapı. Adımınızı attığınız andan itibaren kendinizi başka bir zamanda, başka bir uygarlıkta hissetmeye başlıyorsunuz. Bunun sebeplerinden biri de Baalbek'in çok iyi korunmuş olması ve yapılan kazıların ve restorasyonların büyük bir titizlikte yapılması. Burada bulanan ağırlığı 2 bin tona yaklaşan 23 metrelik yekpare taşlar ise insanı daha da şaşırtıyor. İnsan bütün yapının arkasında gizemli bir şeyler arıyor ister istemez.


Baalbek'e giriş diğer çoğu yerde olduğu gibi 12 dolar ve biletleri çıkışta görevliye veriyorsunuz. Bu yüzden çıkana kadar biletinizi atmamakta fayda var... (En üst fotoğrafta Kaiser Wilhelm'in burayı ziyareti anısına Abdülhamid tarafından yerleştirilen tabletleri görebilirsiniz. Bir de Fransız turist grubunun rehberinin anlattığına göre Bizans İmparatorluğu döneminde son imparator Jüstinyen Baalbek'deki bazı tapınakların korunması için para yardımı yapmış ama buradaki sütunlardan ve çeşitli heykellerden bazılarını Ayasofya'ya getirtmiş. )

2 yorum:

Adsız dedi ki...

BAALBEK'DE BULUNAN DEV TAŞLARIN VARLIĞI FENİKE,YUNAN VEYA ROMA MİMARİSİ İLE EŞLEŞTİRİLEMEZ ÇÜNKÜ ADI GEÇEN HİÇ BİR UYGARLIĞIN HATTA ZAMANIMIZDAKİ MİLLETLERİN BİLE O DEVASA TAŞLARI YERLERİNDEN KALDIRMALARI MÜMKÜN DEĞİLDİ.
BAALBEK UZAY MEKİKLERİNİN İNİŞ PLATFORMU OLARAK KULLANILMIŞ VE ANUNNAKİLER TARAFINDAN YAPILMIŞTIR.DAHA SONRA DA ADI GEÇEN UYGARLIKLAR ORAYA KENDİ ANITLARINI DİKMİŞLERDİR.
TANRI BAAL VE JUPİTER DE MARDUK YANİ AMON YANİ RA 'DAN BAŞKASI DEĞİLDİR .

Zeynep Büge Koç dedi ki...

Merhaba Adsız,
Bu tür teoriler Dünya var oldukça olacaktır tabi. Erich von Däniken gibi yazarlar kitaplarında bu gibi şeyleri sıklıkla dile getirmiştir. Açıkçası bende ne kadar inanmak istesem de bu tür teorilere elle tutulur bir kanıt olmadan bu bilgilerin gerçekliğini iddia edemeyiz. Sevgiler...