3 Mart 2015 Salı

Roma: Gladyatörlerin destansı şehri / 2.bölüm

İspanyol Merdivenleri 




Açıkçası bana göre o meşhur ispanyol merdivenlerinin pek de ahım şahım bir özelliği yok. Bence en büyük özelliği yer aldığı meydanın ve çevresinin en lüks mağazalar ve restoran, cafelerle çevrili olması. Zaten şansımıza orada da restorasyon vardı Trevi de olduğu gibi. Tıklım tıkış olması tek özelliği...
Yinede tarihinden ve neden bu adı aldığından bahsedeyim biraz. Merdivenler 1725 yılında açılmış. En önemli özelliği kelebek biçimli tasarlanması. o dönemde İspanya büyükelçisi bu meydanda yaşadığı için meydan ve merdivenler bu ismi almış. Alışveriş ve iyi marka meraklıları için de ünlü Via Condotti caddesi hemen bu merdivenlerin karşısında... (Bu arada bu merdivenler ve trevi çeşmesi en çok hırsızlık olaylarının yaşandığı yerlermiş kalabalıktan dolayı. Bilginize...)

Pantheon



Pantheon yunanca tüm tanrıların tapınağı demekmiş. İmparator Hadrianus tarafından 118 - 125 tarihleri arasında inşa ettirilmiş. Pantheon Romada bulunan en eski beton kubbeli ve sağlam kalan binaymış. 43 metrelik çapı bulunan kubbenin o zamanın teknolojisi ile betondan yapılması hala araştırılıyormuş. Söylenenlere göre Pantheon'un o meşhur kubbesinde bulunan delikten sadece ışık giriyormuş ve nasıl bir hesaplama yapılmışsa yağmur, kar vs. girmiyormuş...
Açıkçası Pantheon'un hem ürkütücü hem de büyüleyici bir havası var. Bu kadar iyi korunmuş olması da bu etkileri arttırıyor...
İnternetten bulduğum fotoğraf ne demek istediğimi anlatabilir tam olarak...


Altare Della Patria / Vittorio Emanuele II Abidesi



İtalyanlar bu abide ile beyaz pasta diye dalga geçiyorlarmış galiba.  Tabii ki Roma'da bulunan diğer  tarihi eserlerin içinde esamesi okunmayabilir ama ben çok beğendim bu anıtı açıkçası. 1911 - 1925 yılları arasında inşa edilerek Birleşik İtalya Krallığının ilk kralı Victor Emanuel adına yapılmış. Beyaz mermerden yapılan abide 135 metre eninde ve 70 metre yüksekliğinde. Yapının alt kısmında da İtalya Birleşme müzesi bulunuyor. Anıtın üst tarafında da girişi paralı olan bir seyir terası var. 

Navona Meydanı


Romada bulunan en ünlü meydanlardan biri olan Navona aslında stadyum olarak Barok tarzında inşa edilmiş. Romalılar döneminde adı Dominitian stadyumu olan bu meydan 30.000 izleyici kapasitesine sahipmiş. Meydanda Bernini gibi ünlü sanatçıların eserleri, çeşmeleri bulunuyor. Gerçekten de çok keyifli ve cıvıl cıvıl bir meydan. Özellikle geceleri çeşmelerin ışıklardırmalarıyla da ayrı bir havaya bürünüyor.
Biz bir akşam yemek için Navona meydanının çevresinde bulunan restoranlardan birini seçtik. Yemekler gayet güzeldi (Deniz ürünlü makarna, çeşitli deniz ürünleri ve tatlı yedik. Yanında da şarap içtik.) Fiyat ise adam başı yaklaşık 40-45 eu kadardı. Yemek yediğimiz yerin fotoğrafı aşağıda...


Roma 1. Bölüm


İtalya, Roma ve diğer ayrıntılı gezi fotoğraflarıma ana sayfada bulunan İnstagram adresimden ulaşabilirsiniz...

Gelecek yazıda Vatikandayız...

2 yorum:

Little Fabien dedi ki...

Merhaba arkadaşım, bloğunu yeni keşfettim. Bu aralar blog turisti gibi bir durumdayım, devamlı yeni bloglar keşfediyorum. Kapı kapıyı açıyor sonra bir bakıyorum tam da bulmak istediğim bir blog bulmuşum. Burası da öyle bir yer benim için. Ben de (senin hakkımda yazına ithafen) aslen bir beyaz yakalıyım. Ama asıl aslen (!) , yani kendi gerçekliğimde bez bebekler dikiyorum. Bir kaç satış sitesinde varlar amam asla öyle satıyım, para kazanayım gibi bir kafam yok. O ilaç benim için. Kafamı kaldırdığım zaman masadan, aklımda olan 2 şeyden biri Fabien'lerim diğeri de dünyayı dolaşmak. İşte bu noktada sen ve senin gibi bir sürü güzel insan devreye giriyor. Okuyorum da okuyorum. Resimlerde kayboluyorum. Sonra içimden "bir gün" diye geçiriyorum. Bu "bir gün" ü anlayanlar anlar diye tahmin ediyorum. Özgür ruhuna, yaratıcı kalemine sağlık. Hep böyle genç kal:)
Takipteyim, Sevgiler
Gamze
littlefabien.blogspot.com

Zeynep Büge Koç dedi ki...

Sevgili Gamze ne kadar güzel kelimeler bunlar. Blogumu beğendiğine çok sevindim gerçekten. O dediğin "bir gün"ü gerçekten o kadar iyi anlıyorum ki :) O gün'e yaklaşabiliyorsan bu yazılarla ne mutlu bana. Fabien'lerin de muhteşem bu arada. Senin bu yorumu bırakman da çok güzel oldu benim için. Seni tanımış oldum böylelikle. Senin de ellerine, kalemine sağlık. Yeni yazılarda görüşmek üzere blog arkadaşım...