28 Mart 2017 Salı

Konya Sille Köyü


Açıkçası Konya’ya 8 km. uzaklıkta bulunan Sille Köyü’nden daha fazla bir beklentim vardı. Gitmeden once okuduğum yazılarda öve öve bitirilemeyen Sille benim için biraz hayal kırıklığı oldu maalesef. Sadece Aya Elena kilisesine bayıldım ama onda da restorasyonun dozu biraz fazla kaçmıştı sanki. Yazıya başlamadan once Sille köyünün tarihi hakkında biraz bilgi vereyim sizlere…


Sille Köyünün tarihi
Arkeolojik verilere göre bölgede yerleşimin tarihi Neolitik Çağ'a kadar uzanmaktadır. Yerleşimin isminin kökeni konusunda çeşitli açıklamalar vardır. İlki Yunan mitolojisindeki Silen (Silene)' den geldiğidir. Yine 'Silenos', kaynayıp, coşarak köpürüp akan su, kelimesinden türediği de kabul gören bir açıklamadır.

Roma ve Bizans döneminde, Kudüs yolu üzerinde yer aldığı için önemli bir dini merkez olmuştur. Dünyanın en eski ve en büyük manastırlarindan biri olan Ak Manastır burada olup yaklaşık 800 yıl kesintisiz hizmet vermiştir. Ak Manastır Konya'da yaşayan Mevlevi dervişlerince de ziyaret edilmiş ve bahçesinde küçük bir de mescit yaptırılmıştır. Karamanlı Ortodoksların mübadele öncesi yaşadığı yerleşimdir.

Sille köyü Selçuklu döneminde olduğu gibi Osmanlılar devrinde de tarihi İpek ve Baharat yolları üzerinde olması nedeniyle önemini hiç yitirmemiştir. 1907 tarihli kayıtlara göre Silleʹnin 13 mahallesinde Müslüman ve Gayrimüslümler birlikte yaşarken, Karataş ve Ak mahallede yalnız Müslüman, Kilise‐i Kebir mahallesinde ise yalnızca Hıristiyan topluluk yaşamaktaydı.
Cumhuriyet öncesinde nüfusu 18.000'e ulaşmıştır. Köyde1924 nüfus mübadelesine kadar Hıristiyan çoğunluk oturmaktaydı. Macar gezgin Bela Horvarth 1913 yılında Anadolu'ya yaptığı gezisinde tuttuğu notlarda o yıllarda Sille'de 60 adet kilisenin ayakta olduğunu yazmıştır.

Köyde yumuşak volkanik kayalara oyulmuş pek çok küçük kilise, Osmanlı mezar taşları ve günümüze kadar gelebilmiş Aya Elena kilisesi ziyaret edilebilir.



Köyde şu anda yaklaşık 4000 kişi yaşıyor. Tarih boyunca Anadolu topraklarında yaşanan din mücadelesine burada da tanık olmak mümkün. Roma döneminde hıristiyanlığı ilk Kabul edenlerden köy sakinleri aynen Kapadokya’da olduğu gibi burada da Roma İmparatorluğu’nun zulmünden kaçmak için yıllarca mağaralarda yaşamak zorunda kalmışlar. Şu anda köyün girişinde bulunan mağaralarda o dönem 500’e yakın kişinin yaşadığı söyleniyor.

Aya Elena Kilisesi
Sille’de benim en beğendiğim, görülmesi gereken yerlerin başında ise Aya Elena kilisesi geliyor. Günümüzde müze olarak kullanılan kilise MS 325 yılında Constantin’in annesi Bizans Kraliçesi Aya Elena (Helena) tarafından yaptırılmış. Yıllar içinde yıpranan kilise Osmanlı döneminde büyük bir tamir görmüştür. Rumların 1923 yılında yaşanan mübadele sonrası köyü terk etmesiyle tekrar kaderine terk edilen kilise 2012 yılında yapılan bir restorasyonla müze olarak halka açılır.



Köyde en enteresan şeylerden biri de her yere yayılmış olan, köyün girişinde fantastik bir filmden fırlamışçasına karşınızda beliren tarihi mezar taşları. O kadar fazlalar ki insana bir ürperti basmıyor desem yalan olur.

Konya yakınlarındaysanız, değişik bir yer görmek isterseniz tarihi Sille köyü rum ustaların elinden çıkma taş evleriyle, tarihi mezarları, mağaralarıyla ve harika Aya Eleni Kilisesi ile sizleri bekliyor…


2 yorum:

reyhan dedi ki...


Çok çok teşekkür ederim,yıllar önce gittiğim ve çok etkilendiğim bir yer,verdiğiniz bilgiler eksik lerimi tamamladı.
Ben ziyaret ettiğimde Yunanistandan Sille mübadilleri ziyarette idi.
Çok dokunaklı saatler geçirmişdim.Sille şarabı ve testisi halen anı olarak evimde.
Tüm Blog'unuz bir harika ,ellerinize sağlık.

Zeynep Büge Koç dedi ki...

Merhaba Reyhan Hanım,
Çok teşekkür ederim yorumunuz ve beğeniniz için. Sevgiler...