10 Ekim 2008 Cuma

Sinop




Sinop bu gezimiz boyunca en sevdiğim şehirlerden biri oldu. Yol boyunca gördüğümüz sıra sıra apartmanlardan sonra bu aşırı ve çarpık yapılaşmaya karşı kendini koruması beni çok mutlu etti. Sinop'a akşama doğru vardığımız için çok fazla gezme fırsatı bulamasak da sahilde içtiğimiz çaylar ve yediğimiz yemek bütün yorgunluğumuzu silip attı. Sinop'un önemli bir özelliği de ünlü filozof Diyojen'in buralı olması. Zaten şehire girişte ilk göze çarpan şeylerden biri de ünlü filozof'un heykeli. Adliye binası da görülmeye değer güzellikte yapılardan biri. 

Nerede ne yenir: Öğrendiğimize göre sahildeki Saray Lokantası en iyi balık lokantalarından biri. Doluluğu da sanırım bunu kanıtlıyordu. Ayrıca limandaki Barınak Cafe'nin çok güzel pizza yaptığını da öğrendik. Sinop'un mantısı ve nokul denilen yöresel yemeği de meşhur. Sorduğumuzda en iyi mantının sahildeki "Teyze'nin yeri'nde" yeneceğini söylediler. (Mantılar gerçekten lezzetliydi)

Ne alınır: Sinop'da gemi maketleri yapan irili ufaklı birçok dükkan var. Boy boy gemi maketleri ve gemi magnetleri hoş bir hediyelik olabilir.

Görülecek yerler: Sinop kalesi, Diyojen heykeli, Sakarya caddesi üzerindeki eski binalar

*Diyojen hakkında bilgi: Gündüzleri elinde fenerle dolaşan çok dürüst bir adam olduğu ve bir fıçı içinde yaşadığı söylenir. Gelenekçiliğe karşı tavır almış, ve insanları yalın ve doğal bir yaşam biçimine çağırmayı amaçlamıştır. En bilinen sözü Büyük İskender bir dileği olup olmadığını sorduğunda "Gölge etme başka ihsan istemem"dir. (*Kaynak: Wikipedia)

Karadeniz'den yol manzaraları - 1




İnebolu



İnebolu'da çok fazla vakit geçirmesek de ilk gözüme takılan sahil yolunda sıralanan çok katlı apartmanlar ve aralarda sıkışmış, yıkılmamak için direnen çok güzel eski evler oldu. Şehit Şerife Bacı Anıtı'da ilginizi çekebilir.

*Şerife Bacı Kurtuluş savaşı sırasında yoğun kış şartlarının hüküm sürdüğü Aralık ayında sırtında çocuğu, önünde kağnısı ile İnebolu'dan Kastamonu'ya cephane taşırken, Kastamonu kışlası önüne kadar gelmiş, mermileri ve çocuğunu korumak uğruna donarak şehit olmuştur. (*Kaynak: Wikipedia)

9 Ekim 2008 Perşembe

Akçakoca



Akçakoca gerçekten sevimli bir sahil kasabası. Yazın çok keyifli ve denize girmek için kaçırılmayacak bir yer olduğuna eminim. Ama gittiğimizde (eylül - ekim ayları) inanılmaz bir fırtına vardı. Birşeyler içelim diye mola verdiğimiz otelde dışarıdaki sandalyeler bile havalarda uçuyordu. Aman taşımayalım ne gerek var derken Zonguldaktan yağmurluk aldığımıza şükretmeye başlamıştık. Yine de sahile vuran dalgaların heybeti görülmeye değer güzellikteydi. 

Nerede kalınabilir: 

Otel Akçakoca - www.otelakcakoca.com.tr

Amasra






İstanbul'dan yola çıktığımızda ilk durağımız Amasra'ydı. Eşimin anne tarafı Bartınlı olduğu için ilk gecemizi orada geçirmeyi kararlaştırdık. Bartını pek sevmesemde Amasra'nın benim için yeri çok ayrı. Belki bunda ben hiç hatırlamasamda çocukluğumda tatillerimizi ailecek Amasrada geçirmemizin payı var. Amasra'ya vardığımızda inanılmaz bir yağmur vardı ve bu bizi biraz endişelendirdi. Tatilimizin geri kalan kısmında da bu yağmura esir olacağımızı ve gezimizin pek iyi geçmeyeceğini düşündük. Ama Canlı Balık restorant da yediğimiz muhteşem balıklar ve o inanılmaz Amasra salatası bütün endişelerimizi aldı götürdü...

Nerede güzel bir yemek yenir: Canlı Balık / Mustafa Amca'nın yeri, Çeşm-i Cihan Balık lokantası

Görülecek yerler: Amasra Kalesi ve civarı, Çekiciler Çarşısı

Kalınabilecek yerler: Grand Kirazlar Otel Tel: 0.378.315 39 81 (Biz daha önce bir gece kalmıştık. Odalar yeni yapıldığı için pek iyi bir gece geçirmemiştik ama genel olarak otel Amasradaki en iyi otellerden biri)

Hey gidi Karadeniz...


9 günlük bayram tatilimizde Karadeniz'in neredeyse tamamını gezip görme imkanı bulduk. Benim için gerçekten unutulmaz ve derinden etkileyen bir tatil oldu. Özellikle Giresun sonrası muhteşemdi. İşte rotamız ve Karadeniz yolculuğumuz...