22 Ağustos 2016 Pazartesi

Bursa Kitapevi Otel



Kendi anlatımlarıyla otelin tarihi:
Kitap evi Otel şehir merkezinde, Saltanat Kapı yanında uzanan şehir surlarının en büyük burcunun üzerindedir. Kurtuluş savaşı yıllarında Nuri bey ve ailesine ait olan konak ailenin genişlemesi ve modern yaşama 
geçmeleri ile kimsesiz kalıyor. Geçirdiği yangın ve yağmalara rağmen ayakta kalabilmesi, bugünkü sahibi Dilek Çelebi tarafından kitapçı yapılmak amacı ile satın alınması ile oluyor. Mimar Melda Hanoğlu ile birlikte ev sahibesi tarafından ayağa kaldırılan bina şehirde 10 yıl boyunca bir kültür merkezi olarak kullanılarak kimlik kazanıyor. Nihayet 2009 yılında şehrin ve mekanın gereksinmeleri doğrultusunda tarihi konak yoluna Kitap evi Otel ve Restaurant olarak devam etmekte.
İşte o meşhur tuvalet :)


Amatör Gezgin'in Notları:
Bursa seyahatimizde aslında benim tercihim başka bir oteldi. Eşim hem tarihi bölgeye olan yakınlığı, hem de değişik bir havası ve tarihi olduğu için burayı seçmek istedi.
Otel yukarıda da yazdığı gibi eski bir konak. Lokasyonu dolayısıyla gezilecek çoğu yer yürüyüş mesafesinde. 11 odasıyla hizmet veren otelde biz Manolya Odada kaldık. Arka bahçeye bakan bu odada ilk fark ettiğimiz şey lavabonun odanın içinde olmasıydı. Hatta Köln'de kaldığımız Art Otel'e benzettik bu yüzden. Facebook sayfasında da bu sebepten dolayı aynadan el sallayan fotoğrafımı yayınladım. "Herkese enteresan bir otelden merhaba" diyerek. Odada kullanılan eşyalar genel havaya uymuş, eski tarz konsollar, dolaplar. Kendinizi otel odasında değil de yaşlı bir büyüğünüzün evine ziyarete gelmiş hissediyorsunuz. Buraya kadar her şey iyi ama odayla ilgili ikinci fark ettiğimiz şey canımızı sıktı. O ne mi? Tuvaletin kapısının (fotoğrafta da görebileceğiniz gibi) yarıya kadar çizgili buzlu cam yarıdan sonrada tamamen cam olmasıydı. Tamam düşünürken enteresan bir fikir olmuş olabilir ama uygulamaya geçince hiç kimse söylemedi mi bu fikrin kötü olduğunu? Kapıya perde asmışlar ama onu kapatınca da zaten çok dar olan alanda iyice bunalıyorsunuz. Velhasıl kelam pek bize göre değildi :) Hatta yeni evlilere ve sevgili aşamasındakilere bu oda verilmesin diye de espri yaptık aramızda eşimle...
Ayrıca arabanız varsa burada park sorunu yaşamanız muhtemel. Zaten çok dar olan sokaklarda park etmeniz imkansız. Resepsiyon ise biraz sıkıntılı. Aradığınızda pek kimseyi bulamıyorsunuz görevli. Bir de ahşap yapıdan kaynaklanan atılan her adımın sesini duyma sorunu var maalesef. Odalarda kullanılan banyo malzemeleri ise çeşitli olmasına rağmen daha kaliteli olabilirdi. İyi para verdiğiniz, deluxe odada kaldığınız bir otelde daha kaliteli ürünler bekliyor insan. Bu kısmen olumsuz yanlarından sonra iyi yönlere gelirsek; kahvaltısı gerçekten çok güzel, çeşitli ve lezzetli. Ulu camii, Koza Han, Kapalıçarşıya yürüyüş mesafesinde (hatta sıkı yürürüm derseniz başka birçok yere de). Bahçe çok keyifli ve çok sessiz. Tam kafa dinlenecek bir alan.
Eğer tarihi mekanları, değişik ortamları seviyorsanız Kitapevi Otel tam size göre. Benim gibi bir tipseniz pek rahat edeceğinizi söyleyemeyeceğim maalesef...

Bu yazıyı daha çok fotoğraf eşliğinde tekrar okumak isterseniz yeni siteme buyrun

2 yorum:

Gezi blogu dedi ki...

güzel bir yazı olmuş, tebrik ederim.

Zeynep Büge Koç dedi ki...

Teşekkürler Gezi Blogu...