11 Ocak 2017 Çarşamba

Hierapolis Antik Kenti ve Hierapolis (Pamukkale) Arkeoloji Müzesi


Bu karlı ve soğuk günlerde sıcak bir yerlerden yazı gelsin bir tane dedim. Sıcak yer dediğim ülkemizin doğa harikalarından olan Pamukkale. Yazının konusu ise Pamukkale (Hierapolis) arkeoloji müzesi. İlk önce biraz Hierapolis'ten bahsetmek istiyorum sizlere.

Antik coğrafyacı Strabon ve Ptolemainos'a göre Hierapolis bir Frigya kentidir. Kentin kuruluşu hakkında bilgilerin kısıtlı olmasına karşın; Pergamon Krallığı zamanında II. Eumenes tarafından MÖ 2. yüzyıl başlarında kurulduğu ve Bergama'nın efsanevi kurucusu Telephos'un karısı Amazonlar kraliçesi Hiera'dan dolayı, Hierapolis adını aldığı bilinmektedir. Deprem kuşağında bulunan kent, Üst üste yaşadığı depremlerden sonra, tüm Hellenistik niteliğini kaybetmiş, tipik bir Roma kenti görünümünü almıştır. Hierapolis Roma döneminden sonra Bizans döneminde de çok önemli bir merkez olmuştur. Bu önem, MS 4. yüzyıldan itibaren Hıristiyanlık merkezi olması (metropolis), MS 80 yıllarında, İsa’nın havarilerinden Filipus'un burada öldürülmesinden kaynaklanmaktadır.


Hierapolis antik kentinde; Nekropol, Domitiyan yolu ve kapısı, kare alan içine oturtulmuş Oktokonus tapınağı, tiyatro, Frontinus caddesi ve kapısı, Agora, Kuzey Bizans Kapısı, Güney Bizans Kapısı, Gymnasium, Tritonlu Çeşme Binası, Apollon Kutsal Alanı, Su Kanalları ve Nympheumları, Surlan, Filipus Martynonu ve köprüsü, Direkli Kilisesi, Nekropol Alanı, Katedral ve Roma Hamamı kalıntıları bulunmaktadır.

Tedavi amaçlı kullanılan yer altı suları ve travertenler sebebiyle tarih boyunca da bir çok insanın ilgisini çekmiştir. 
Hamam, yolcuların yıkanarak şehre girmeleri için şehrin dışına inşa edilmiştir.
Tiyatro kapasitesinin 9.500 kişi olmasından dolayı şehir nüfusunun 95.000-100.000 arasında olduğu tahmin edilmektedir.
Tiyatrosunun tasarımından burada gladyatör dövüşleri yapıldığı anlaşılır. Sahne altındaki çukurluk bölümle oturma sıraları arasında seyircileri vahşi hayvanlardan korunmak için yaklaşık bir metrelik yükseklik farkı vardır. Gladyatör dövüşlerinin olmadığı tiyatrolarda bu fark bulunmamakta, sıralar sahne düzeyinden başlamaktadır.
Şehrin giriş kapısında işlenmiş olan Medusa figürü, tanrıça Medusa'dan korunmak için yapılmıştır. Bu inancın Türk kültürüne nazar boncuğu olarak geçtiği sanılmaktadır. Şehir, 09.12.1988 tarihinde hem doğa hem de kültürel miras olarak UNESCO Dünya Miras Listesi'ne alınmıştır.
Hierapolis'in şu anda en çok bilinen kalıntıları Antik havuz ve Kleopatra havuzudur.
Antik Havuz: 
Antik Havuz, Pamukkale’nin en önemli simgelerinden biridir. Özellikle sağlığa faydalı olan suyu ile dünyanın sayılı havuzlarından biri olarak kabul edilir. Bugün antik havuzu meydana getiren İ.S. VII. Yüzyılda oluşan depremdir. Sütunlu caddenin yanında yer alan sivil agoraya ait ion düzeninde yapılmış olan (İ.S. I.yy) portik bu deprem sonucunda oluşan kırık içinde meydana gelen havuzun içine yıkılmıştır. Antik Havuz, suyun sıcaklığı nedeni ile rahatlatıcı bir etkiye sahip olmasının yanı sıra, birçok hastalığın geçmesi konusunda da etkilidir. Bu konuda yapılan araştırmalara göre Antik Havuz’un suyu, kalp hastalığı, damar sertliği, tansiyon, romatizma, deri, göz, raşitizm, felç, sinir ve damar hastalıklarına, içildiğinde de spazmlı midelere çok iyi gelmektedir. (Günümüzde bu havuzun girişi paralıdır).
Amatör Gezgin'in Notları:
Hierapolis ve Pamukkale'ye daha önce bir çok defa gittim ama yazma sırası ancak geldi. Öncelikle şunu söylemeliyim. Son yıllarda travertenler çok daha iyi korunmaya çalışılsa da git gide beyazlığını kaybediyor. Hatta ben çocukken Didim'de bulunan yazlığımıza giderken yoldan dahi o beyazlığın çok net göründüğünü hatırlıyorum. Yıllar içinde bölgede kurulan otellerin gelen kaynak suyunu çeşitli yollarla kendilerine aktarması sonucu oldukça travertenler oldukça kararmıştı. Bu sene ise travertenlerin başında güvenlik görevlileri beyaz kısıma girmeye çalışanları devamlı uyarıyordu. Kimilerine bu uyarılar işlemese bile...
Antik kısma gelince; maalesef antik şehir çok iyi korunamamış. Bahsedilen çoğu yapıyı sadece bir iki taş yada sütundan ibaret buluyorsunuz...
Hierapolis Müzesi
Hierapolis Ören Yerinde bulunan Roma Hamam Yapısı’nın 1970’li yıllarda yapılan restorasyonu sonucu, başta Hierapolis Kazılarında çıkan ve diğer ören yerlerinden getirilen eserlerin teşhir ve düzenleme çalışmaları tamamlanarak, 1 Şubat 1984 tarihinde Hierapolis Örenyeri Müzesi ziyarete açılmıştır. Zamanın etkisiyle yıpranan Hierapolis Örenyeri Müzesinin 1999 yılında başlayan restorasyonun, teşhir ve düzenleme çalışmaları ile birlikte açık teşhirinin de tamamlanması sonucu 24 Nisan 2000 tarihinde yeniden bugünkü durumu ile ziyarete açılmıştır.

Hierapolis (Pamukkale) Örenyeri Müzesi; Hierapolis Antik Kenti içinde, 14.000 m2’lik bir alan üzerindedir. Antik Roma Hamamı, Gymnasiumu ve kütüphaneden oluşan yapılar topluluğudur.

Hierapolis Arkeoloji Müzesi’ndeki eserler;Lahitler ve Heykeller Salonu,Küçük Eserler Salonu ve Hierapolis Tiyatrosu Buluntuları Salonu olmak üzere üç ayrı salonda sergilenmektedir.
Amatör Gezgin'in Notları:
Yazılarımı takip edenler müzeleri ve antik kentleri gezmekten ne kadar çok hoşlandığımı bilirler. Yıllarca Pamukkale ve çevresine bir çok defa gitmeme rağmen bu müzeyi gezmemiştim. Bu yaz gezdiğim muhteşem müzelerin yanında (Aydın müzesi, Efes müzesi) ne yazık ki Hierapolis müzesi sınıfta kaldı. Bunun sebebi o muhteşem eserler değildi tabi ki. Sergileniş biçimiydi eserlerin. Başarısız bir ışıklandırma, başarısız sergileme o eserlerin ihtişamını götürüyordu. Bu kadar çok turistin geldiği bir bölgenin müzesi çok daha iyi olabilirdi. Buna bir de özellikle kimi çocuklu ailelerin davranışlarıda eklenince benim için pek keyifli olmadı ne yazık ki. Sergilenen bir lahite babasının yardımıyla tırmanmaya ve içine girmeye çalışan bir çocuğu görmek (görevlinin de etkisiz kalması) üzdü beni.
Müzenin girişinde Müzekart geçerli...

Hiç yorum yok: