13 Haziran 2016 Pazartesi

Pompei: Lavların zamanı durdurduğu şehir






Benim Pompei'ye olan ilgim ve merakım çocukluk yıllarına dayanıyor. Yanlış hatırlamıyorsam ilkokul yıllarında ansiklopedilerden birinde Pompei'yi anlatan bir bölüm okumuştum. Taşlaşmış insanların fotoğrafları da çok ilgimi çekmişti. Çocuk aklımla nasıl öyle donup kaldıklarını, niye kaçmadıklarını çok düşünmüştüm. Yıllar geçtikçe bu gizemli şehir hakkında elime ne geçerse okudum. Pompei'ye gidip, herşeyi yerinde gördükten sonra da çocukluk hayallerimden birini gerçekleştirmiş oldum.
Pompei Napoli yakınlarında bulunan bir antik şehir. Yakınlardaki bir diğer şehir olan Herkülanium'la beraber 24 Ağustos 79 yılında Vezüv yanardağının patlaması sonucu lavlar altında kaldı. 1700 yıl boyunca lavlar altında taşlaşmış ve zaman durmuş bir halde kalan şehir 1748 yılında tesadüfen keşfedildi. Günümüzde UNESCO Dünya Mırasları'ndan biri olan şehir, yılda 2.5 milyon ziyaretçisiyle İtalya'nın en gözde turistik mekanlarından birisidir. 
Günümüzde içeride kalsa da eski çağlarda kıyıya yakın olan şehirde yok olduğu dönemde 16.000 kişinin yaşadığı sanılmaktadır. Vezüv yanardağı'na uzaklığı 8 km.'dir.
Yapılan kazılarda iyi durumda birçok forum, hamam, ev ve villa ortaya çıkarılmıştır. Volkanik lavların etkisi ile şehir ve yaşayanların bedenleri çok iyi korunmuştur. Bulunan freskler sayesinde halkın gündelik yaşamı ve alışkanlıkları gayet doğru bir şekilde ortaya çıkarılmıştır.
Roma İmparatoru Caligula zamanında ticaretin, tarımın üst düzeylerde yapıldığı şehirde o dönemin en elit ve zengin insanları yaşıyordu. Şehir ayrıca önemli bir eğlence ve kumar merkeziydi. Şehir halkı eğlenceye ve fuhuşa o kadar düşkündü ki yok olduğu zaman (ve çok daha sonra) çoğu kişi bunun Tanrı'nın gazabı olduğunu düşündü. Fuhuş, eşcinsellik, sado-mazoşist ilişkiler ve zevk uğruna köle öldürmek gibi şeyler şehir halkının düşüncesine göre gayet normal aktivitelerdi. Şehirdeki genelevlere giden yollara penis kabartmaları bile yapılmıştı yol gösterme amaçlı.
Vezüv'ün patlaması ve Pompei'nin yok oluşu
Şehrin yok olmasına günler kala Pompei halkı depremlerle sallanmaya başladı ama bunu çok da önemsemedi (muhtemelen aynı şeyleri Vezüv'den dolayı daha önce de yaşamışlardı). Şehrin yok olduğu gün Ulusal bir kutlama yapan halk depremleri yine önemsemedi. Kül yağmuru başladığında ise halkın bir kısmı paniğe kapılarak limandaki gemilerle kaçmaya çalıştı, bir kısmı da kendini evine kapattı. Evler ve sokaklardaki kandillerin devrilmesiyle yangınlar çıktı ve şehre panik hakim oldu. Depremlerin yarattığı dalgalar limandaki gemileri alabora edince halk tam anlamıyla köşeye sıkıştı. Kimileri gökten yağan kızgın taşların ve küllerin, kimileri de kükürt gazının etkisiyle iyice bilincini kaybetti ve dev bir lav kütlesinin altında kaldı. (Son yıllarda yapılan çalışmalarda bu ölümlere 300 dereceye ulaştığı sanılan aşırı ısının da yol açabileceği düşünülmektedir).



Taşlaşmış köpek bedeni


Genelevin duvarlarındaki "tarife" resimleri


Genelevin yerini gösteren işaretlerden

2 gün boyunca püsküren Vezüv Pompei'yi metrelerce lavın altında yüzyıllar boyu karanlıkta bıraktı. 1738 yılında bir köylünün tesadüfen kalıntılar bulmasıyla ilk kazılar aynı kaderi paylaşan Herculanium şehrinde başladı. 1748 yılında ise ispanyol mühendis Rocque Joaquin de Alcubierre Pompei kazılarını başlattı. 
İlk beden kalıntısı Villa Diomede enkazından çıkarılan bir kadın oldu. Ama 1864 yılında kazı müdürü Giuseppe Fiorelli yeni bir yöntem keşfetti. Bu yöntemde insan kalıntısı olduğu tahmin edilen kısımlara deliklerden alçı döküldü ve etrafları kazıldığında bedenin öldüğü andaki haline ulaşıldı. Bu yöntem sayesinde Pompei halkının öldükleri anda ne yaptıkları tamamen gözler önüne serildi. Günümüzde ise bu tür kalıntılara ulaşmak için X-Ray gibi ileri teknik ekipmanları kullanılmaktadır. Eski yöntemle çıkarılan insan bedenlerinin yanı sıra çeşitli hayvanların da kalıntıları bulunmuştur. Bunların çoğu Napoli Ulusal Arkeoloji müzesinde sergilenmektedir. Ayrıca fırından yeni çıkan ekmekler, bahşiş bırakılan paralar, tabaklarında kalan yiyecek kalıtıları da enteresandır (yine alçı yöntemi ile bulunmuşlardır).
Pompei keşfedildiği dönemi de mimari açıdan etkilemiştir. Soylu Avrupa aileleri ortaya çıkan sanat eserlerinin taklitlerini edinmişler, özellikle İngiliz aileler de evlerinin mimarisinde Pompeii villalarını taklit etmişlerdir.
En sonunda burayı da gördüm :)


Yollardaki ay taşları


Bir evin girişinde yazan "Have" yani hoşgeldiniz yazısı


Bir villanın süs havuzundaki heykel
Pompei'nin ilginç kalıntıları
Aslına bakarsanız bu şehirde herşey çok ilginç. Lavların herşeyi o zamanda durdurması sebebiyle zaten o dönemin içinde hissediyorsunuz kendinizi ama bunların dışında yaşam ve mimari alanında da enteresan şeyler var Pompei'de.
Sıçrama taşları: Şehrin sokaklarında aynı yüksekliklerde aralıklarla dizilmiş taşlar var. Bunun sebebi ise sokaklardan akan pis sulara yada yağmur yağdığında akan sulara basmak istemeyen halkın bunlara basarak yolun karşısına geçmesi (taşların araları at arabalarının geçebileceği aralıklarda).
Ay taşları: Ay taşları sokaklardaki taşların arasına dizilmiş küçük parlak taşlar. Bunlara ay taşı denmesinin sebebi ise geceleri karanlıkta parlamaları ve aydınlatma işlevi görmeleri.
Sokak ve diğer tabelalar: Her sokak başında bulunan resimler bunlar. Pazarın olduğu sokakta hamalların olması gibi. Bunun dışında genelevlere giden sokaklarda yerlerde de penis kabartmaları var. Büyük bir villanın kapısında yazan "Have" gibi sözcüklerde göze çarpıyor (Evime hoşgeldiniz anlamındaymış). 
Genelevde ise enteresan bir uygulama var. Duvarda bulunan fresklerde çeşitli cinsel birleşme şekilleri gösterilmiş. Giden müşteri bunlar arasında hangisini yapmak istediğine karar verip ona göre bir ödeme yapıyormuş. Bunun sebebi de ticaretin yoğun olduğu şehirde kendi dillerini bilmeyen tüccar, gemiciler vs. için kolaylık olmasıymış.
İnsan ve hayvan bedenleri: Aslında en ilginç olanlar da bunlar. Birbirine sarılmış bir çift, bebeğine sarılmış bir anne, küllerden korunmak için ağzını burnunu kapatmış birini görmek insanın içini acıtıyor. Neden ve nasıl bu kadar umursamaz olduklarını anlamaya çalışıyorsunuz...


Ayrıntılı gezi fotoğraflarıma ana sayfada bulunan instagram hesabımdan ulaşabilirsiniz
Bu yazıyı daha çok fotoğrafla yeni sitemde okumak isterseniz tıklayın

2 yorum:

Emirgan Korusu dedi ki...

tebrikler gayet güzel bir arşiv olmuş.

Zeynep Büge Koç dedi ki...

Çok teşekkürler, sevgiler...